Şavşat Duvar Gazetesi Tarih

Osmanlı Öncesi Şavşat Tarihi

Tetri Şavşeteli

Şavşat, resmi belgelerde ilk defa Asur krallığına ait kaynaklarda anılmaktadır. Asur kralı M.Ö. 1112 yılında kuzeye doğru savaşmaya başlamış ve bu bölgelerde var olan milletlere onlara ‘Nairi’ ismi takmışlar. Nairi’n 43 ülkesine ilk defa kral Tukulti-Ninurta saldırmış (M.Ö. 1248-1209 ). Bu ülkelerin arasında Şavşat bölgesinin olma ihtimali yüksektir. Şavşat ilk defa 1. Tiglappiloser’in yanında anılıyor. Onun dediğine göre, 16 kocaman dağı aşmış ve son dağın ismi de Şeşe imiş. ‘İyi yerlere kendi faytonumla giderdim, kötü yelere yolumuzu kazıyarak, hatta dağlara köprüler yaptırdım ve ordumun geçişini sağladım, Evfrat nehrini de geçtim. Bu kralın saldırılarının hep güneyden kuzeye doğru olduğunu göz önünde tutarsak, bu bölgenin Şavşat toprakları olduğunu düşünebiliriz.

Tiglatpiloser ‘16 büyük dağın olduğu bölge’ 23 ülkeyi sayıyor. ‘nairi ülkelerin 23 kralı kendi savaş faytonlarını ve ordularını alarak beni karşıladılar. Kendi müthiş ordumla saldırdım onlara ve Adası tanrısı gibi hemen yok etim onları. Asker cesetlerini dağlarda ve şehirde etrafa saçtım, onlara ait 120 savaş faytonunu elde ettim. Nairi ülkelerinin 60 kralını ve taraftarlarını kılıcımla yukarı denize kadar kovaladım. Onların büyük şehirlerini dize getirdim. Onların mallarını ve servetini yanıma aldım, getirdim. Ordum Nairi’nin krallarının hepsini canlı olarak esir aldı.

Saydığımız ülkelerin sonuncusu ‘dalaeni’dir, bundan dolayı ‘Şeşe dağı’ ve yakınları da Daiaeni kralı ‘Sieni’nin toprakları kapsamındadır. Bu ihtimali Gürcü ve Urartu kaynakları da deslemektedir.

G. Maisuradze’ye göre ‘Seraplon Zerzmeli’nin Hayatı’nda bahsedilen ‘Şeşe dağın’da aynı topraklarda olmalıdır. Asur kaynaklardan anılan ‘Büyük Dağla ‘Şeşe dağının benzerliği çoktur. Basili Zerzmeli yazıyor: ‘Bu dağ en büyük dağdır ve ismi de ‘Şeşevati’ olmuştur, çünkü her şeyin başlangıcıdır ve her şeyden yüksektir, bundan dolayı ‘Şeşistavi’ deniliyor ve hayvanların ve insanların ulaşamayacağı yükseklikte bulunuyor.’

Asuri kaynağı olan ‘daiaeni’, Urartu’lu ‘daiaeni’ ile, Yunan ‘Taohi’ ile, Ermeni ‘Taik’ ve Gürcü ‘Tao’ ile aynıdır. Bizde ‘Tao' antik kaynaklarda ‘Matiena’ ismi ile de anılmaktdır.

1. Tiglatpiloser’den sonra M.Ö. 9.-8. yüzyıllara dek Şavşat anılmaktadır. Daiaeni kralı Aslani’nin de adı geçmektedir.

Daiaeni’de Şavşat’ın anılmaması Asuri’lerin zayıflamasından kaynaklanmış olmalıdır. Görülüyor ki, 3. Salmanasar’ın kuzey ve merkez bölgelerine kadar gitmeye gücü yetmiyordu.

9. yüzyılın ortalarında sahneye güçlü Urartu krallığı çıkıyor, Urartu Asuri’leri durduran güçtür. Sonra kendiside saldırıya geçiyor ve bir çok komşu ülkeyi idaresi altına alıyor. Erzurum bölgesinde bir yazıda okuyoruz: ‘Tanrı Haldi, Diauehi’ye karşı savaşa başladı, Diauehi güçlü bir ülkedir ve Tanrı hali daha da güçlüdür...’ Menua diyorki: ‘Diauhei’yi elime geçirdim, Şaşilu şehrini dize getirdim, krallığı bulunan şehiri aldım ve yaktı, köşkleri çöktürdüm ve Şeşe ülkesinin Zua şehrine kadar geldim..., Sonra Menua’ya kral Utupuri’nin gelişinden ve teslim oluşundan bahsediliyor.

Bu yazı milattan önce 9. yüzyılın sonuna veya 8. yüzyılın başlangıcındaki zamana aittir, bundan sonra Urartu ülkesinde Şeşe’ye rastlanmaktadır, fakat, Diaohi’den bahsediliyor. Menua Kralı Argaşti’nin zamanında yine Zua şehrine rastlıyoruz. Bu sefer Zua, Diaohi’nin başkentidir.

Bu kesite göre Şeşeti’nin Diaobi sınırları içine girip-girmediğine saptamak zordur, Zua şehrinin Şeşeti’ye ait olup olmadığı da net görülmemektedir. Belli ki Şeşeti ülkesi ya Diaohi içinde en uç bölge idi ya da en yakın komşusu. Urartu kaynaklarında Şeşeti’den ayrı ülke gibi bahsedilmiyor, bu yüzden Şeşeti’nin Diaohi’nin bir parçası olduğu düşünülüyor.

Bizce Şeşeti’nin kuzey ve doğu komşusu Uiteruhi ülkesi idi. Güney komşusu ise Diaeni krallığı idi, güney batı komşusu ise Kulhabali idi.

G. Melikişvili’ye göre Şavşeti ülkesi bugünkü Şavşat bölgesinden aranmalıdır. Şavşat her şeyle Gürcü renkleri taşımaktadır (-at,-et eki Gürcü gramerinde en yaygın ektir. ). Şeşeti de bugünkü Şavşat bölgesi olmalıdır. Aynı zamanda bu Gürcistan’ın güney-batı bölgesi idi. Belki bu çok büyük bir bölge değildi, Zua Şehri ise merkez şehri idi. Fakat bu Şeşeti’nin mi yoksa başka bir yerin mi tartışılabilir. Belli olan bir şey var o da Zua şehri sonra Diaohi’nin merkez krallığının bulunduğu başşehri oldu.

Eski Bizans ve Yunan kaynaklarında Şavşat’tan bahsedilmemesi tuhaftır. Çünkü Gürcü kaynaklarında Şavşat 7. yüzyıldan beri anılmaktadır. ‘Kralların Hayatına’ dayanarak Şavşeti hakkında bir çok şey gün ışığına çıkabiliyor. Görülüyor ki Daiaeni’nin yok oluşundan sonra Çorohi bölgesinde egemenlik Gürcü soyu olan Saspere’lerin eline geçmiştir.

Gürcü krallığı yaratılmadan önce Şavşat topraklarının spora’nın içinde bulunma ihtimali yüksektir. Yunan tarihçisi Heredot’a göre Sasperi’ler en büyük gruplar olup Pars’ın 18. eyaletine giriyorlardı. Şavşat M.Ö. 6.-4. yüzyıllarda Kolheti Krallığına aitti. O zamanki Kolheti’nin hudutları Kerasuntat’ya kadar uzanıyordu. Başka bir hudut ise Oplunti sularına ulaşıyordu. O zamanlarda Kolheti Krallığın içine Kars’a kadar bulunan tüm topraklar giriyordu. Bunu Meçhi köşkünde ve Artvin’in yakınlarında bulunan antik Gürcü eşya ve mücevherleri kanıtlamaktadır.

Kartli Krallığı oluştuktan sonra Şavşat, Kral parnavaz’ın kurduğu Klarceti Saeristavo’nun içine giriyordu... Bu Saeristavo’nun, Samtshe-Acara’nın güneyinde idi. ‘Parnavaiani’in yazarı bu toprakları: ‘Arslani’den denize kadar’ diyor. Şavşet’in Parnavazi’nin ülkesinin 7. Saeristavo’suna ait oluşu kesinleşmiştir.

Yunan-Bizans kaynaklarına göre Şavşat toplarında Meshi’ler, Ekrirleli’ler, Maheroni’ler ve Heniohe’ler yaşıyorlardı. Yunan tarihçisi olan Strabonniohe’ler yaşıyorlardı. Yunan tarihçisi olan Strabon bu topraklara: ‘Moshike’-Meshler ülkesi diyor. Bu Moshike de aynı Klarceti Saeristavo’su olmalıdır, tek farkı Gürcü kaynaklarda Samtshe’nin Ozdrhe Saeristavo’suna girmesi idi.

Şavşat’a Hıristiyanlığı Andria Pirveltsodebuli getirmiştir. Leonti Mroveli ve 6. Vahtang’a göre Andria, Egrisi’den Acara’ya geçiyor ve Acara’dan Klarceti’ye giriyor. Burda Klarceti’nin içinde Şavşeti de kastediliyor. M.S.326 yılında Şavşat’ta Hıristiyanlığı Kutsal Nino yayıyordu. Ermeni tarihçesi olan Movses Horenasi’ye göre ‘Nino Klarceti’den İlanti ve Kaspi’nin Kapılarına kadar Kitabını okumuş’. Şavşeti’de Kutsal Nino adına inşa edilmiş bir kilisede çok meşhurmuş. Z. Çiçinadze anlatıyor: ‘Karçhal dağ’ın yakınlarında başka bir büyük dağ var ve adı da ‘Kutsal Nino’dur, Nino’nun adını taşıyan kilisesi de buradaymış, sonra Osmanlı döneminde yıkılmış’.

Cuanşeri Vahtang Gorgasali’nin krallık döneminde Klarceti’nin Eristavi’si olan Artavazi anlatıyor.

‘Vahtang Gorgasali Şavşet-Klarceti’ye çok önem veriyormuş, onun emriyle Artunuçi’de (bugünkü Ardanuç. ç.n. ) büyük kaleler, Opiza’da ise manastırlar inşa edilmiş. Mere’de Şindobi’de ve Ahiza’da üç tane kilise yaptırılmış. Cuanşeri’nin aktardığı bu bilgiler Sumbat Davit’in anlattıklarıyla aynıdır ve olaylar bir daha kesinleşmektedir. Ayrıca Giorgi Merçule’nin ‘Grigol Hantsheli’nin Yaşamı’ndan aynı ıspatlanıyor. Guaram Aşot’un oğlu Opiiza’daki manastırı restore etmiş ve sonra kendiside burada gömülmüştür. Ayrıca Şavşat ve İmerhevi’de ‘Mere’ adında iki köy mevcuttur.

N. Marr, Tsinubari’de kilise tarif ediyor.

Şavşat, Anala Şirakatsi’nin tarihinde de geçiyor. ‘Ermeni coğrafyası’ adlı belgede Gürcü bölgeleri arasında Şavşat da anılıyor ve Samtshe, Acara, Klarceti, Cavaheti gibi önemli bir bölgedir-deniliyor. Bu belgeler 4.-5. yüzyıllara ait belgelerdir. Bundan dolayı Gürcü kaynaklarında eski feodal devirde Şavşat çoğu kez Klarceti adıyla anılmaktadır.

Şavşat’ın hakkında bilgiyi Arap kaynaklardan da bulabiliyoruz. Beladzori’ye göre Araplar Şavşeti’yi ele geçirmişlerdir.

Şavşeti’den Sumbat Davit’in oğluda bahsediliyor. M.S. 654 yılında Araplardan rahatsız olan sivil halk doğudan batı Gürcistan’a geçiyordu, Aşot Bagrationi bile Araplarca kovalandığı zaman Şavşat vadisine gelmiş, Şavşat Sağır Murvan zamanında yıkılmış ve ağır hasar görmüş. Aşot, Şavşat-Klarceti’de 8. yüzyılın sonlarına doğru yerleşmiş ve kral olmuştur. Aşot, köyleri çoğaltmış, yeni köyler kurdurmuştur.

Gurgen Karapalat’ın oğlu Aşot Kuh, Şavşat’ın Tbeti köyünde patrikhane inşa ettirdi ve burda İ.Episkopos olan Stepane görevine başladı. Stepane M.S. 914 yılında ‘Gobron’un Eziyeti’ adlı bir eser yazmıştır. Episkopos Saba Mtbevari de Tbeti Kilisesinin yanında Sutshi Kalesini yaptırmıştırdır.

Tbeti Patrikhane’sinin başına 10. yüzyılın sonuna doğru İoene Mtbevari geçiyor. Tbeti’de ünlü Gürcü yazarı Davit Tbeli de yaşıyordu. Aynı dönemde Şavşat’lı Giorgi-Poohore’nin adı anılıyor. Giorgi eğitimini Tskarostavi lisesi’nde görmüş ve Filistin’de de Gürcü haçı Kilise’sini inşa etmiştir. Ayrıca tüm dünyada ünlü kuyumcu beka Opizari de Opiza’lı idi, burda yaşıyordu. Bir başka ilginç Şavşat’lı da 11.-12. yy. Kraliçe Tamar’ın tarihçilerden biri olan İoane Şavşeteli’dir. Filozof, ünlü şair ve konuşmacı İoane Şavşeteli Kraliçe Tamar’ın yakın çevre ve dostlar arasındaymış.

Davit’in oğlu Sumbat ile yazar Giorgi Merçule aynı noktalarda kesişiyorlar. Giorgi Merçule’ye göre Klarceti’de yaşanacak bölgeler çok azdı ve var olan topraklar da ormanlarla iç-içe idi. Ancak Bagrationlar bu bölgeye gelip yerleştikten sonra güney batı Gürcistan’da rönesans dönemi başlamıştır. Grigol Handzteli ve arkadaşları bu dönemde gelmişler bu bölgeye, Onlar önce Şavşat’ın İmerhevi bölgesindeki Opiza Manastırı’na gitmişler ve orda iki yıl kalmışlardır. O zaman burda sadece Opiza manastırı varmış. Grigol ve yakınları Opiza’dan Handzta’ya geçmişler. Bur da Şavşat İerarki olan Mtbevari’nin adı da geçiyor. İerarki Gunatle’de yaşıyormuş.

Şavşat’ın merkezi Tbeti imiş. Aşot Kurapalati Mere köyünde ise kadınlar için özel bir manastır inşa ettirmiş. Tbeti Katedralı 9. yy. da Aşot Kuh tarafından yapılmış ve bu güne kadar sapa-sağlam gelmiştir. Tbeti Katedrali klasik Gürcü mimarlığın örneği ve en önemli eserlerinden biridir.

Şavşat hakkında bilgiler ‘Kartlis Matiane’de de bulunuyor. Belgede Adarnase Bagrationi’n ismi geçerken Gürcü bölgeler arasında Klarceti, Acara, Nigali, Artaani, Tao ve Asispori’nin isimleri mevcuttur. Şavşat’ta bulunan Tserbeti Kalesi çok çekicidir. Davit Kurapalati tarafından kovalanan Gurgen, Tsebeti Kalesine sığınıyor. 2. Bagrat zamanında bu kalenin sahibi Arcevan lolola’nın oğlu imiş, o, kaleyi Bizans’tan geri almıştır. Saba Mthevari ise ktan geri almıştır. Bu dönemde İovane Abuserisdze artanuçi’yi ele geçirip tüm güney-batı Gürcistan’ın yöneticisi oluyor. Tarihte Abuseridze’den: ‘Abaser, Artanuçi’nin Eristavi, Hiha’nın, Cvari Kalesinin, Atskuri kalesinin sahibi’ ‘diye bahsediliyor.. Görülüyor ki, 11. yüzyılın birinci yarısında Acara güçlü bir Saeristavo’dur ve bu Saeristavo Acara dışında Klarceti, Şavşeti ve Samtshe’yi de kapsıyordu. Konstantine Posporogent: ‘Acara, ‘Arkonti’ İberia’da bulunuyor” ‘diyor. V. İaşvili’ye göre bu dönemde Acara Kartli’nin- İberia’nın içinde bir Samtavra-Saeristavo’dur.

Kartlis Tshovreba’ya göre selçuklu sultanları ve Pars kralı Alparslan Çorohi, Şavşeti, Klarceti ve Tao’yu yerle bir etmişlerdir.

Selçukluların korkunç saldırıları sonucu Gürcü toprakları yok olma sınırındayken, 1080 yılında meçhul bir yazarın eseri olan ‘Kralların Kralı Daviti’n Yaşamın’dan anlatılıyor: ‘İvanoba günü Asisporni ve Klarceti ta deniz sahillerine kadar, Şavşeti, Acara, Samtshe, Kartli, Kutaisi, Argueti, Samokalako ve Çkondidi Türklerle doldu.

‘Kral Giorgi’nin Hayatı’ adlı eserde Şavşeti’nin Pars tarafından yer bir edilişini anlatılıyor: ‘3. Giorgi’nin krallı döneminde Fars kralı İldğuz Şavşat’a ve Klarceti’ye 1177 yılında saldırmıştır’.

Laşa-Giorgi’nin tarihçisi de Şavşat’tan bahsediliyor. Kraliçe Tamar’dan söz ederken, Kraliçeyi: Şavşat’taki yıkılmış yerleri ve kilisileri yeniden yaptıran’ diye anıyor.

’Tarih ve eserler adlı belgede de Şavşat’tan bahsediliyor. Burda Şavşet-Klarceti’de Türklerin bölgeye girişleri ve Gürcüler tarafından geri püskürtülmelerinden bahsediliyor. Ayrıca Kraliçe Tamar’ın iki tarihçisi de Şavşet’in ve Klarceti’nin sahibi guzani’den uzun uzun bahsediliyor”

Şavşat 14. yüzyıla ait ‘Astslovani Matiane’de de çok sık anılıyor. Bildiğimiz gibi 13. yüzyılın 30’lu yıllarında Moğollar Gürcistan’a girdiler ve Kraliçe Rusudan mecburen Tbilisi’den Kutaisi’ye taşındı, Moğollar Şavşat’a dayandılar. O devrin tarihçisi şöyle yazıyor: ‘zehirli böcek gibi çoğaldılar ve yayıldılar, gülme ve eğlence her yerde yok oldu, dünya güzeli bir ülke mahvoluyordu... Moğollar Şavşat’a bir kez daha giriyorlar. Bu olay Samtsshe’de Sargis Cakeli’nin zamanında gerçekleşiyor. ‘Astslovani Matiane’de tarihsel coğrafya açısından da ilginç vakalar bulabiliyoruz. Belgede yazdığına göre Beka Taşiskari’den Karnukalaki’ye kadar ve Samtshe, Acara, Şavşeti, Klarceti, Tao, Vaşlovani, Nigalishevi, Artanuçi, Kola, Karnipoa, Artaani ve Cavaheti’yi eline geçirmiş. Bir sonraki bölümlerden ise güçlenmiş Samtshe’nin sahibinnin kendi sınırlarının içine Çaneti’yi ekleyişini de öğreniyoruz. Çaneti bölgesi farklı Gürcü boyları ile dolu ve önemli bir bölge idi ve burda Gürcü boylarından Maheronlar, Heniohebiler, Bekiroliler, Makronlar, Driller, Çanler, bidzreler yaşıyorlardı.

Bu İçerik 4834 Kez Görüntülendi

Yorumlar

Tetri Şavşeteli

işte yarım hocalar...

Tetri Şavşeteli - 20 Kasım 2004
bu yazının kaynakları günümüze ulaşabilmiş tarihi eserlerdir. Kitaplar olarakta Sulta Matiane, Kartlis cxovreba, Şuşanikis Wameba (M.S.5.yy), Grigol xansteli’nin yazıları vb...dir. Bunların bilimsel açıklamalarıdır. Bahsettiğiniz isimlerin yazdıklarını okudum. Size “neden resmi tarih?” yazısını okumanızı ancak tavsiye edebilirim. işte yarım hoca dediklerin tam da bu bahsettiğin isimler dostum. Pardon, işgalci demişim yerine fetihçi demeliydim daha hoş herhalde ama aynı anlama gelir. Bundan sonra dikkat ederim :) 10-12 nesil geriye gittim derken (200-250 yıl öncesi mi?) hangi yıllara ve nasıl gittiniz? merak ettim. Gürcülükle bağlantı kuramadıysanız Türklerin hangi boyuyla bağlantı kurdunuz? hangi kaynaklardan yararlandınız? Gürcüce (eski Gürcüce alfabe) bilmeden araştırma yapıyorum diyenlere sadece gülebilirim. saygılar...
Yunus Kara

Böyle bir sitenin varlığı çok güzel

Yunus Kara - 20 Kasım 2004


Böyle bir sitenin varlığı çok güzel. Emeği geçenlere binlerce teşekür. Bu güzel sitede sizin gibi değerli insanların müstesna yazılarının varlığı daha da güzel.

Ancak, “yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder” sözünü unutmadan hareket etmenin, verdiğimiz ve vereceğimiz bilgilerin doğruluğundan emin olmamız ve daha da önemlisi söylediklerimizin kaynaklarını,delillerini ortaya koymamız elzemdir. Ortaya konulan delillerin tarihçiler dünyasında kabul edilmişliğinin önemini söylememe gerek yok sanırım.

Şavşat ve Artvin tarihini Kirzioğlu’ndan,Yunus Zeyrek’ten okudum.Ahmet Bican ERCİLASUN’dan dinledim. Benim bildiklerimle sizinkiler çok uyuşmuyor. Kaynak belirtirseniz ben de bakabilirim.

Bir de rica etsem bu yazınız da olduğu gibi -sanırım yanlışlıkla oldu- Türklerden işgalci, istila eden anlamlarına gelecek şekilde bahsetmeyin.

Son olarak, Meşeli köyü doğumluyum. Sizce bizim köy Gürcü mü bilmem ama, o köyde yaşayanların Türk olduğundan eminim. Çünkü bizim köyde ve civar köylerde halen daha Şamanizm inançları yaşıyor. Ailemin şeceresini 10-12 nesil arkaya götürebiliyorum. Ama gürcülükle ilgili tek emareye rastlamadım.

Çalışmalarınızda başarılar diler saygılarımı sunarım.

YUNUS KARA

Tarih Üye Listesi