Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
21 Kasım 2017 11:13

Fuat Yüksek - Foto Galeri
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Denge bozulmaya çalışılıyor

Şavşat.Com Web Ekibi / 30 Ekim 2009 14:31

Egemen sınıflar arasında kurulan zorunlu ittifaklar nisbi bir dengeye dayanır. Ve tabii ki egemen/yöneten blok homojen değildir; farklılaşan çıkarlar, bunun sebep olduğu rant ve güç kavgası bakidir. Dolayısıyla herkesi (sermayenin farklı fraksiyonlarını, büyük sermayeyi, orta-küçük sermayeyi) aynı anda memnun etmek eşyanın tabiatına ve diyalektiğe aykırıdır. Bu yüzden egemenler, bir hiyerarşi içinde blok içinde hizalanırlar, güçleri ölçüsünde yaratılan zenginlikten pay alırlar. Emperyalizmin çelişkilerinin “iç çelişkilere” dönüştüğü bir ülkede egemen blok içinde bitmeyen iktidar kavgası, ülkenin “doğal düzenidir.” Emperyalizmin yönelimlerine uygun olarak, bazen ittifakın bir unsuru geriye itilir, yeni bir birikim modeli ihtiyacı nedeniyle hâkim sınıflar ittifakı farklı bir şekilde kurulur (feodalitenin tasfiyesi, 24 Ocak-12 Eylül düzeni vs), ittifak içinde bir unsur hâkim konuma gelir. Farklı dünya tahayyüllerine ve çıkarlara sahip sermaye fraksiyonlarının iktidarı “ele geçirmeye, ranttan aldığı payları arttırmaya çalışması” kadar doğal bir şey olamaz. Bu iktidar ve bölüşüm kavgası kimi zaman alttan alta, kısmi dengelerle, kimi zaman (AKP iktidarı boyunca gördüğümüz gibi) açıktan ve şiddetli olur. AKP’de temsilini bulan, her gün daha da güçlenen, artık devleti (ve başka bir toplumsal nizamı) isteyen liberal destekli-sermaye ile bugüne kadar düzenin baskın unsurları arasında bir savaş var.

'YENİ BİR DÜNYA KURULUR’
Emperyalizmde model, senaryo bol. Bebe Bush, terör ve açık işgallerle (“küreselleşme” ile tanımlanıp yumuşatılamayacak kadar açık emperyalist bir tavır...ki emperyalizm yok diyenler bile var...“emperyalizm yok” diyebilmek için kapitalizmin de var olmadığını iddia etmek lazımdır) bir dünya düzeni oturtmaya çalışıyordu. Obama, başka bir yol takip ediyor gibi görünüyor. Sol gösterip sağ çakmak gibi bir şey mi Obama’nın iktidara gelişi (Irak’tan asker çekerken, Afganistan’a daha fazla asker yığmak mesela) Obama’nın seçilmesi, emperyalist gücün temel politikalarında bir değişim anlamına gelir mi? Türkiye, emperyalizmin için ve emperyalizm tarafından yazılmış farklı senaryolarda duruma göre “bizim çocuklar” veya “stratejik ortak” ya da “model/örnek ülke” olabilir. İç nizamın da, empeyalizmin öncelikleri ile uyumlu olması gerekir. Dünya düzeninde “ihracata yönelinmesi ve piyasanın yabancılara açması gerekiyorsa” buna uygun bir siyasi-toplumsal düzenleme yapılır, “ılımlı İslam” ülkesi, ya da de “kapitalizmi, temsili demokrasisi övülen çoğunluğu Müslüman” örnek ülke olması gerekiyorsa, bunun aktörleri de bulunur, emperyalizmin senaryosu Türkçe’ye çevirilir ve gerekli uyarlamalar yapılır.
12 Eylül’le birlikte, emperyalizmin o günkü ihtiyaçlarına göre açılan kanaldan yerli burjuvazi dünya kapitalizmiyle bütünleşti. Koçlar, Sabancılar dünya tekelleri ile kucaklaştı. 2001’de içerideki düzen tıkandı, restorasyon uygun görüldü, bu restorasyonu sırtlanacak parti bir yıl sonra iş başına geçti. Tabi memleketin dinamiklerinin de herkesi ve her şeyi (İslamı, AB’yi, liberalizmi şunu bunu) kucaklayan bir partiyi kabul edebilmesi, bünyenin reddetmemesi gerekiyordu. Her şey zorla monte edilemez, mayanın da olması gerekiyor. Aynı dönemlerde kapitalist sistem dünya ölçeğinde (daha sonradan fark edildiği üzere) zorlanmaya başlıyor, özellikle ABD emperyalizmini sıkıştıran yeni sorunlar ortaya çıkıyordu (neoliberalizmin sınırlarına varmış olması, kapitalizme/batıya geri kalmış ülkelerde din üzerinden geliştirilen nefret). En büyük hegemon güç, bu sorunları incelikli taktiklerle değil doğrudan kaba kuvvetle halletmeye cüret edebiliyordu. Büyük Ortadoğu Projesi ya da emperyalizmin kendi suretinde/güdümünde ülkeler yaratma projesi Bush ile bitmiş midir? Adı BOP olmasa da, emperyalizmin bölge/dünya için planları hep vardır. Türkiye’de olan bitenleri “kapitalizm/emperyalizm” perspektiften bakmadan anlamak mümkün değildir. Emperyalizmin istekleri ile Türkiye kapitalizminin çıkarlarının benzeşmesi, Türkiye kapitalistlerinin emperyal düzende oynacak rollerinin olması gerekir.
Bugün Türkiye’de bir “sınıf savaşı” var. Sınıf savaşı falan deyince insanın aklına güzel şeyler geliyor. Fakat, işçi sınıfı yaşanan savaşın aktörü değil, sınıfa karşı kıyım var. Anadolu/muhafazakâr sermaye, İstanbul sermayesi ile çatışıyor, alanını genişletmeye çalışıyor (bkz: Erol Yarar: Gerçek burjuva sınıf biziz). Liberaller de tutturmuşlar; “bu işte bir devrim var” diye. Olanı biteni, küçük burjuvazinin, orta sınıfın demokratik devrimi sanıyorlar. Palazlanan, güçlenen kesim feodalizm artıklarına karşı kavga vermiyor ki, gerici bir kitle suyun başına geçmeye çalışıyor.
İslami sermaye, daha büyük pay istiyor. Ama bu sermaye grubu da yekpare değildir. İçinde Ülker, Sinpaş vesaire gibi büyük kapitalisler ve küçük-orta ölçekli sermaye grupları var. Bunların çıkarları da, son kertede, çatışmalıdır. Şunu da ifade edelim; “büyük sermaye” tasfiye edilmiyor, aktörler yer değiştiriyor. Son yıllarda Forbes’un, vesairenin “en büyük Türk şirketleri listelerinde” daha fazla sayıda İslami sermayenin şirketi görünüyor. Anadolu sermayesi/orta-küçük sermaye ise zenginlikten aldığı payı artırmaya çalışıyor. Bütün bu kavga, AKP üzerinden yapılıyor. Umutmamamız gereken; bu iktidar mücadelesinden kim galip çıkarsa çıksın, kapitalizm baki kalacaktır.


DARBESİZ DÜZEN DEĞİŞİKLİĞİ
Bu dönemin ilginç tarafı; değişimin ordu (darbe) marifeti ile gerçekleşmemesi. Yeni bir nizama geçiş için eskiden ordu, adet olduğu üzere, doğrudan (ve emperyalizmin talebi/desteği ile) müdahale ederdi. Sosyalistlerin ve liberallerin farklı şekilde okuduğu bu düzen değişikliği kavgasının baş aktörü “siviller” (AKP, genç siviller, liberaller vs vs) gibi göründüğünden, ufukta “büyük ve sonsuz demokrasi” serabı görenler var.


ORDU İLE MUTABAKAT
Anlaşılan ordu ile de bir mutabakat var. Ordu, kendine yazılan rolü kabullenmiştir. Senaryoyu yanlış okuyup, eski taktiklere soyunan asker ve sivil gruplar ise tasfiye edilmektedir. Şimdi olan budur. En Amerikancı gruplardan biri olan ordudan ayıklama yapılıyor. Dolmabahçe mutabakatı falan deniliyor. Orduya bu mutabakat ile illaki bir şey verilmiş midir? Verilmek zorunda mıdır, “bunu ver, şunu al” denilmek zorunda mıdır? Mevzu faturaları, kredi kartı ekstrelerini göstermek gibi kişisel bir mevzu olabilir mi? Ordu, emperyalist nizama göre şekillendirilen bu iç düzenin bir parçasıdır. Emperyalizmin iç hizmet kanunu ne gerektiyorsa onu yapar. Darbe yapılacaksa yapılır, kenarda duralacaksa durur. Maceracılar temizlenecekse temizlenir. Ama gariptir, “27 Nisan muhtırasını destekleyenler...” diye bağır bağır bağıran AKP, muhtıranın yayınlandığı gün ordunun başında olan Yaşar Büyükanıt’a dokunmamış, aksine başkaları dokunmasın diye ona zırhlı araç tedarik etmiştir. Bu liberal, liberal koltuk değnekli-İslamcı güruh darbeyi sosyolojik ve patolojik bir mevzu olarak telakki ettiğinden, kapitalizmden ne kadar bahsedersek bahsedelim boştur. Kapitalizm körlüğünden ve aşırı-kültürel çalışma yorgunluğundan mustarip olduklarından, koydukları teşhise ve tedavi önerilerine güvenimiz yoktur.

MUHAFAZAKÂR, AB'Cİ, IMF'Cİ
Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinde, “halk düşmanı IMF” ile anlaşma yapılmasını İstanbul’un istediği ve bunu dayattığı sık sık yazılır, (büyük sermayenin sahip olduğu) bankaların krize rağmen nasıl bu kadar kâr edebildikleri sorulur. Ülker, Sinpaş, Çalık gibi büyükler IMF hakkında pek konuşmazken, küçük sermayenin temsilcisi sanayi ve ticaret odaları (geçmişin tecrübeleri ile) yeni bir anlaşmaya karşıdır. Bu çevrelerin kafasında düşman nettir; ordu ve İstanbul dükalığı. Egemen bloktaki denge, AKP üzerinden, bozulmaya çalışılıyor. Büyük sermayenin yapısı değişiyor.

Hem siyasi hem de ekonomik bir iktidar mücadelesi bu. Bazen biri bazen öteki öne çıkıyor ama birbirlerini tamamlayıcıdır. IMF anlaşması etrafında dönen tartışmalar bu yüzden önemlidir. Çünkü, anlaşmanın imzalanması (uluslararası ve yerli) büyük oranda büyük sermayenin taleplerine cevap verilmesi anlamına gelecek. Hükümet, IMF politikalarının yıpratıcı etkilerine karşı içeride tabanına destek çıkacak tebdirler alabileceği, IMF denetimine tabi olmayacak uygulamalar yapabileceği bir manvera alanına sahip olacak mıdır? Mesela, Erdoğan, IMF’nin bütçeden belediyelere aktarılan payın azaltılması yönündeki talebine şiddetle karşı çıkıyordu. Belediyelerin fonksiyonu çokludur; yardımlar (sadaka) ile seçmeni kendine bağımlı kılar, ihale vs ile (kendine yakın) sermayeye kaynak aktarır. IMF artan bütçe açığına da kesinlikle takacaktır.

Devlet harcamalarının kısılmasını isteyecektir, küçük sermaye ise aksini ister, çünkü devletin dışında ekonomiyi harekete geçirecek, onlara yardım edecek bir güç yoktur. Olası bir IMF anlaşması ve bu anlaşmanın içine konulan şartlar, hükümetin bunları kabul etmesi/reddetmesi bu sebeple önemlidir. Ancak bu, iktidar ve rant kavgasının IMF anlaşması ile biteceği anlamına gelmez.

Kaynak : BirGün, Çok Alametler Belirdi


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Politika

BEN ÜLKE YÖNETİ ...

Namlu İle Satra ...

Doğan Hamşioğlu ...

Hopa ve İki 12 ...

120 bin sıra ne ...

Sınıfsal Bakış ...

Sayın Faruk KAL ...

Deprem Tehlikes ...

Netekim Evren P ...

CHP Nedir? Ne D ...

Neden DTP Kapat ...

Denge bozulmaya ...

12 Eylül İstati ...

Siyaset Sektörü ...

Eminağaoğlu: Da ...

Nevruz Nedir ? ...

12 Eylül Tanığı ...

Kadınlar Günü v ...

Dünyanın Aynası ...

Küresel Krizler ...

Yeni Dünya Düze ...

Siz Kimi Kandır ...

Deniz Feneri Sö ...

12 Eylül ...

Yeni İki Kutupl ...

Hukuk yoksa dev ...

ABD’nin y ...

1 MAYIS ...

Takkiye Amerika ...

Türkiye’d ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6771 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları