Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
19 Kasım 2017 11:30

Fuat Yüksek - Foto Galeri
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Emekli aylıkları

Şavşat.Com Web Ekibi / 29 Eylül 2008 08:34

SSGSS’nin emeklilik düzenlemelerinden en olumsuz etkilenecek olanlar yeni işe girenler olacak…

SSGSS ile ilgili en önemli iddialardan biri mevcut emeklilerin aylıklarının düşmeyeceğidir. Bu iddia ciddi bir yanılsama içermektedir. Emekli aylıkları düşecek mi sorusuna verilecek ilk yanıt “hangi emekli aylıkları” olmalıdır. Evet, parasal (nominal) emekli aylıkları düşmeyecektir. 1000 lira aylık alan emeklinin eline bir yıl sonra 950 lira geçmeyecektir. Ancak mevcut emekli aylıkları göreli olarak düşecek, emeklilerin milli gelir içindeki payı azalacak ve emekliler yoksullaşacaktır. Bu nedenle mevcut emeklilerin aylıkları düşmeyecek iddiası doğru değildir.

Bir örnekle açıklayalım: 2008 yılında 1000 YTL aylık alan bir emeklinin aylığı 5510 sayılı yasanın 55. maddesi gereği sadece enflasyon oranında artırılacaktır. Tablo 4’te yer alan enflasyon tahminlerine göre bu emekli 2020 yılında enflasyona paralel bir artışla 2660 YTL emekli aylığı alabilecektir. Aynı dönemde ülke ekonomisinin ortalama yüzde 4 ile büyüdüğünü varsayarsak bu büyüme emekliye yansımayacaktır. Emekli refah artışından, büyümeden pay alamadığı için yoksullaşacaktır. Eğer emekli aylıkları enflasyon+büyüme oranında artırılsaydı bugün 1000 YTL alan emeklinin 2020 yılında 4107 YTL alması gerekiyordu. Dolayısıyla emekli aylığı göreli olarak yüzde 35 gerilemiş; 4107 YTL’den 2660 YTL’ye düşmüş olacaktır (Tablo 4).

Enflasyonun daha düşük, büyümenin daha yüksek gerçekleşmesi durumunda bu makas emekli aleyhine daha da açılacaktır. Ekonomi büyüdükçe emekli küçülecektir. Bu tablo yeni ve eski emekliler arasında da önemli farklılaşmalara ve çarpıklıklara yol açacaktır.

Halen Çalışanların Emekli Aylıkları

SSGSS öncesi çalışmaya başlayıp SSGSS sonrası emekli olacaklar açısından da emekli aylıklarının düşmesi söz konusudur. Bu durumda olanlar mevcut yasalara göre çalışmaya devam etselerdi alacakları emekli aylığından daha düşük emekli aylığı alacaktır. Halen çalışmakta olanların eski çalışmaları eski yasa hükümlerine göre, yeni çalışmaları ise 5510 sayılı yasa hükümlerine göre hesaplanacaktır. Yeni yasa sonrasındaki kazançları güncellenirken büyüme oranının yüzde 100’ü değil sadece yüzde 30’u dikkate alınacaktır. Özellikle enflasyonun düşük büyümenin ise yüksek olduğu bir süreçte halen çalışanların ilerideki emekli aylıkları eski sisteme göre düşecektir.

1 Ekim 2008 itibariyle emekli olmayanların geçmiş mevzuata göre o anda hak ettikleri emekli aylıkları saptanacak ve daha sonraki çalışma dönemlerinde ise yeni ölçütlere (yeni aylık bağlama oranı ve güncelleme katsayısı) göre aylıkları artırılacaktır. 9000 ve altındaki bütün çalışma süreleri için hem aylık bağlama oranı hem de güncelleme katsayısındaki düşüş nedeniyle çift yönlü bir olumsuzluk yaşanacaktır.

Sigortalı bugünkü sistemde elde edeceği emekli aylığında daha düşük emekli aylığı ile yüzyüze kalacaktır. SSGSS öncesi çalışma süresi az olanların aylıklarındaki düşüş daha fazla olacaktır.

SSGSS Sonrası İşe Girenlerin Emekli Aylığı

SSGSS’nin emeklilik düzenlemelerinden en olumsuz etkilenecek olanlar kuşkusuz 5510 sonrasında işe girenler olacaktır. Bu konumdaki çalışanların tüm çalışma süreleri yeni yasaya tabi olacaktır. Emekli aylıkları hem aylık bağlama oranı hem de güncelleme katsayısı açısından 5510’a tabi olacaktır.

SSGSS sonrasında işe giren ve prime esas kazancın alt sınırına göre prim ödeyen bir sigortalının eski sisteme ve SSGSS’ye göre alacağı tahmini emekli aylığı Tablo 5’te gösterilmiştir. Çalışanın ortalama kazançları tahmini enflasyon ve büyüme oranları ile çarpılarak güncellenmiş ve aylık bağlama oranları ile çarpılarak hesaplanmıştır. Örnekteki çalışanın 9000 gün prim yatırdığı ve 2032 yılında yaş koşulunu yerine getirdiği varsayılmıştır.

Tablo 5’te görüldüğü gibi yeni işe girenler için en düşük emekli aylığı büyümenin yüzde 70’inin hesaba katılmaması ve aylık bağlama oranlarının düşürülmesi sonucu asgari ücretin yüzde 60’ı düzeyine gerileyecektir. 2032 yılında o günkü rakamlarla tahmini olarak 3217 YTL emekli aylığı alması gereken bir emekli sadece 1773 YTL emekli aylığı alabilecektir. Bugünkü rakamlarla söyleyecek olursak 695 YTL (asgari ücretin % 109’u) olması gereken emekli aylığı 383 YTL’ye (asgari ücretin % 60’ı) düşecektir.

Ancak bu iyimser bir hesap olup 9000 gün prim ödeme koşuluna bağlıdır. Çalışan eğer 7200 gün prim ödeyerek emekli olursa alacağı emekli aylığı asgari ücretin yarısına hatta yüzde 35’ine kadar gerileyebilecektir.

Uzun Çalışmak Emekli Aylığını Artırır mı?

Yeni işe girenlerin yaşayacağı olumsuzluk ve kayıplar karşısında yeni yasanın sistemde kalmayı teşvik ettiği ve böylece emekli aylıklarının artacağı iddiası ileri sürülmektedir. SSGSS Yasasının 9000 gün sonrasında avantaj sağladığı iddiası da dayanaksızdır. Çünkü bugünkü sitemde de çalışan uzun süre sistemde kalırsa emekli aylığı artmaktadır.

Örneğin mevcut sistemde 30 yıl tam prim ödeyen (10800 gün) bir çalışan için aylık bağlama oranı yüzde 72.5 olmaktadır. Aynı çalışan yeni sistemde 10800 gün sistemde kalırsa aylık bağlama oranı yüzde 60 olacaktır. Üstelik güncelleme katsayısı da düşmüş olacaktır.

Hangi açıdan bakılırsa bakılsın SSGSS ile emekli aylıkları sistemli bir biçimde düşmeye başlayacaktır. Çalışanlardan daha çok prim kesilecek, emekçiler daha uzun süre çalışacak ancak daha düşük emekli aylığı alacaklar.

SSGSS kimin niyeti?

“Sosyal güvenlik reformu” taahhüdü uzun yıllardan bu yana Türkiye Hükümetleri tarafından IMF’ye sunulan Niyet Mektuplarda “Önkoşul” ve “yapısal kriter” olarak yer almıştır. İşte bu Niyet Mektuplarından bir demet

Niyet Mektubu-9 Aralık 1999

“Yeni Hükümet sosyal güvenlik reformuna ilişkin kapsamlı gündemin ilk parçasını tamamlamış bulunmaktadır. Eylül ayında Meclis"te onaylanan reform: asgari emeklilik yaşını sisteme yeni dahil olanlar için hemen 58/60 ve halihazırda sisteme dahil olanlar için ise 10 yıllık bir geçiş dönemi ile 52/56 olarak artırmakta; emekliliğe hak kazanabilmek için gerekli asgari prim ödeme süresini artırmakta; ortalama aylık bağlama oranını %80"den %65"e çekmektedir”

Niyet Mektubu,-31 Ekim 2003

“sosyal güvenlik reformu için öngörülen değişik seçeneklerin mali etkilerini konu alan detaylı bir değerlendirme 2003 yılı Aralık ayı sonuna kadar tamamlanacaktır (yeni yapısal kriter).”

Niyet Mektubu, 26 Nisan 2005

“Emeklilik reformu, emeklilik sisteminin açığının uzun vadede GSMH’nın %1’inin altına indirilmesini amaçlamaktadır. Öngörülen tasarruflar (...) ana emeklilik parametrelerinin değiştirilmesi, prim tabanının genişletilmesi ve kanuni emeklilik yaşının uzayan yaşam süresine göre ayarlanması ile sağlanacaktır. Emeklilik reformuna ilişkin kanun taslağı, TBMM’ye sunulmuştur (Ön Koşul).”

Niyet Mektubu-24 Kasım 2005

“Emeklilik reformu yasasının kabulü, ilgili sosyal taraflar ile ilave görüş alışverişinde bulunulmasını temin etmek amacıyla ertelenmiş olup, yasanın 2006 yılı Şubat ayı ortasına kadar kabul edilmesi beklenmektedir (Yapısal Performans Kriteri). Sosyal güvenlik idari reformuna ilişkin yasanın, 2005 yılı Kasım ayı sonuna kadar TBMM’ye sunulması (ön koşul) ve 2006 yılı Ocak ayı sonuna kadar kabul edilmesi (Yapısal Performans Kriteri) beklenmektedir.”

Niyet Mektubu-7 Temmuz 2006:

“Sosyal Güvenlik reformu, sosyal güvenlik açıklarının kontrol edilmesi ve maliye politikasının sürdürülebilirliğinin muhafaza edilmesi bakımından hayati öneme sahiptir”

“Sağlık hizmetlerinin maliyet açısından daha etkin hale getirilmesi ve sosyal güvenlik açığının GSMH’nin %4,5’ini aşmamasını teminen aile hekimliği ve sevk sisteminin uygulamaya konulması ve katkı payı alınmaksızın sağlanan sağlık hizmetlerinin sadece gerçekten mali açıdan katkı payı ödeme gücü olmayanlarla sınırlı tutulması da dahil olmak üzere diğer reformlardaki ilerlemeler hızlandırılacaktır.”

Niyet Mektubu-1 Mayıs 2007

“Verimliliği arttırmak amacıyla, ayakta tedavi hizmetlerinden birinci, ikinci ve üçüncü basamaklarda farklılaştırılmış oranlarda katkı payı alınmasını öngören düzenlemeler sosyal güvenlik reformuna dahil edilecektir. Aile hekimliği uygulaması, 2007 yılı sonuna kadar 22 ile genişletilecektir (yapısal kriter).”

“Anayasa Mahkemesi 2006 yılı Aralık ayında, Nisan ayında TBMM’de kabul edilen sosyal güvenlik reformunun (...) kilit önemi haiz birçok maddesini iptal etmiştir. Bu unsurların çıkarılması reformla amaçlanan uzun vadeli tasarrufların önemli ölçüde azalmasına yol açacağından, reformun uygulamaya girmesi ertelenmiştir. Ancak (...) güçlü kararlılığımız sürmektedir. Yeni yasanın yürürlüğe girmesi öncesindeki dönemde, memur emekli maaş artışlarının yeni kanunda öngörülen endeksleme oranlarıyla uyumlu olması sağlanacaktır.”

Niyet Mektubu- 28 Nisan 2008

“Anayasa Mahkemesi’nin 5510 sayılı Kanuna ilişkin görüşlerini dikkate alan ve aynı zamanda söz konusu Kanunun getireceği tasarrufların büyük bölümünü muhafaza eden yeni bir sosyal güvenlik reform kanunu TBMM tarafından kabul edilmiştir. (...) Yeni Kanun aynı zamanda yeni bir genel sağlık sigortası sistemi oluşturmaktadır. Bu alanda verimliliği artırmak amacıyla yeni Kanun, Sosyal Güvenlik Kurumu’na ayakta tedavi hizmetleri için birinci, ikinci ve üçüncü basamaklarda farklılaştırılmış oranlarda katkı payı belirleme yetkisi vermektedir. (...) Yeni yasanın yürürlüğe girmesi öncesinde, emekli maaşlarında yapılacak ayarlamaların yeni Kanunda yer alan endeksleme katsayılarının öngördüğü artış oranlarını aşmaması temin edilecektir.”

Öğrenen AKP: DÜN DÜNDÜR...

SSGSS’yi bir “reform” olarak sunan ve temel parametrelerinin değiştirilmesine izin vermeyen AKP’nin önde gelen kadrolarının geçmişte söyledikleri ile bugün yaptıklarını karşılaştırmak öğretici olacaktır. İşte geçmişte, 1999 yılında “reform” sırasında yaş, prim gün sayısı, aylık bağlama oranı, güncelleme katsayısı ve aylık alt sınırı konusunda AKP kadrolarının söyledikleri. AKP’lilerdeki tutum değişikliğin gerçek nedenlerini anlamak için Çerçeve 4’e bakılmalıdır.


Yaş ve Prim Gün Sayısı Hakkında “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşmekte olduğumuz 114 sıra sayılı Kanun Tasarısının 6 ncı maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. 12 Ağustos 1999

Önerilen Metin:

A) Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için,

a) Kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması ve en az 5000 gün veya

b) Kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması şarttır."

İmza: Abdullah Gül, Bülent Arınç, Cemil Çicek, Rıza Ulucak, İsmail Kahraman, Mehmet Ali Şahin, Salih Kapusuz, Osman Pepe, Veysel Candan, Eyüp Fatsa, Temel Karamollağlu ve arkadaşları

Aylık Bağlama Oranı ve Milli Gelirden Pay Alınması Hakkında

“Sigortalının her takvim yılına ait prime esas kazancı, … tüketici fiyatları endeksindeki artış oranı ve gayri safî yurtiçi hâsıla sabit fiyatlarla gelişme hızı kadar ayrı ayrı artırılarak bulunan yıllık kazançlar toplamının, toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama günlük kazancın 360 katı, aylığın hesaplanmasına esas ortalama yıllık kazancı oluşturur.

Aylık bağlama oranı, sigortalının toplam prim ödeme gün sayısının ilk 3600 gününün her 240 günü için yüzde 3,5, sonraki 5400 günün her 240 günü için yüzde 2 ve daha sonraki 240 günü için yüzde 1,5 oranlarının toplamıdır. Aylık bağlama oranı yüzde 70’ten az olamaz.”

İmza: Abdullah Gül, Abdülkadir Aksu, Bülent Arınç, Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin, Osman Pepe, Salih Kapusuz ve çok sayıda başka imza

(TBMM Tutanak Dergisi, Dönem 21, Yasama Yılı 1, 50. Birleşim 14.8.1999)

“Devletin içini bilmiyorduk...”

“Bu tasarı, Türkiye gerçeklerine aykırı bir tasarıdır. Bu tasarı, bilimsel analizin ürünü değildir. Bu tasarı, kâr ve zarar mantığına göre hazırlanmış bir tasarıdır. Bu tasarı, sosyal kaygıları dikkate almamaktadır. Ayrıca, bu tasarı, Anayasa’nın sosyal devlet olma özelliğini ve sosyal güvenlik hakkını da dikkate almayan bir tasarıdır.” (Faruk Çelik, TBMM, 1999)

Devletin içini de bilmediğimiz için, (...) biz bu konuşmayı yapmış olabiliriz ama bugün bir farklı gerçek var.”

(Faruk Çelik, TBMM, 2008)


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Ekonomi

Yapay Nesiller ...

Asgari Ücret Ne ...

Kapitalizmin Bi ...

AKP, Fındık Çif ...

Artvin de Baraj ...

Ekonomi Paketle ...

Adam Smith Kim? ...

On Soruda 2008 ...

Vergi borcu tec ...

Emekli aylıklar ...

Genel Sağlık Si ...

Bitmeyen hikâye ...

Ekonomide Kurtu ...

Resmi İşsiz 2.5 ...

Trabzon Lastik ...

İnsan, Para ve ...

Milli Gelir pas ...

Eduardo Galeano ...

Neoliberal ekon ...

Küreselleşmenin ...

Global Karanlık ...

Türkiye ekonomi ...

Post-modern zam ...

2007 tüketici e ...

Anayasa taslağı ...

2008 Bütçesi ...

Çalışan hakları ...

Fişlere kazı-k ...

Maaşlara zam ge ...

Şavşat’ın ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6771 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları