Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
19 Kasım 2017 04:08

Fuat Yüksek - Foto Galeri
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Güney Kafkasya Tarihinde Hamşizadeler

Zafer Şenol / 23 Aralık 2005 12:20

Kısa Kesitler -II-



Acara ve Şavşat Sancağında Hamşizadeler




I. Bölümün Devamı....


1816 ‘da ise Acaralı Hamşizâde Ahmet Bey meselesi devleti epey uğraştırdı. Çıldır Vâlisi, Hamşizâde Ahmet Bey’i sürekli takip içinde çalıştı. Himşiaşvili ( Hamşizade ) Selim Paşa’ nın oğlu Ahmet Bey’ in idamı için ferman çıkarılmış iken henüz emir yerine getirilmemiştir. ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey ise o havalide rahat durmadığından Çıldır Valisi Bendereli Ali Paşa huzursuz korkulu günler yaşamaktadır. ( Himşiaşivili ) Hamşizade Ahmet Bey ’in idamı için tekrar emir gelmiştir .



Çıldır Valisi doğu bölgesi seraskeri Baba Pehlivan İbrahim Paşa ve ona yardım etmek üzere Trabzon Valisi Haznedarzade Süleyman Paşa ile ayrı, ayrı her ikisine de fermanlar gönderilip ( Himşiaşivili ) Hamşizade Ahmet Bey’in üzerine Acara’ ya asker gönderilmiştir.



Bu dönem eylül ayına rastlar ve kar yağar , kış şiddetli ve uzun sürer . Bu bakımdan askeri hareket yapılamadığından baharın gelişini beklerler. Bahar gelince ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey üzerine askeri harekete geçirilir. ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey dağa çekilir. Kuvvetini arttırır. Ayrıca Ahıska’ nın ocaklı Ağalarından ağzı açık Mehmet Ağa Ahıska’ lılar dan epeyce kuvvet alır ve yardımına koşar. Topluluk çoğalmıştır üzerine varan askeri Kihvan adalı köyde kuşatmışlardır Baba Paşa Erzurum’dan da biraz daha asker gönderdiğini arz edip Padişaha bildirir. Padişah buna kızıp hemen Ahıska’ yı bastırılması için Baba Paşa’ ya ,emr-i ali gönderir. Bütün gücü ile saldırılmasının emrini verirken Babası gibi cengaver olan Ahmet Bey’i yenememiştir.



Daha önceki Gümülcine’de nüfuzunu arttırmış olan Kalyoncuoğulları’ndan Hasan ve Ali Velioğlu Nanav, Ahmet Akbıyıkoğlu Hasan ve İbiş adlı kimseler Çirmen Mutasarrıfı Celâl Paşa tarafından idam edilip kesik başları Zilhicce ortasında İstanbul’a göndermiş idi. Bu sıralarda yine nüfuzlu olan meşhur Tuzcuoğlu Memiş olayı başladı. Tuzcuoğlu Memiş Ağa Hopa doğumludur. Yörenin en ileri gelen eşraflarından. Hamdi Bey’in oğlu ve Erzurum Valisi Ahmet Paşa’nın yeğeni olup tanınan bir zattır. Tuzcuoğlu Memiş Ağa, Haznedaroğlu Süleyman Paşa ile daha önceki yıllarda Osmanlı Devleti hizmetlerinde aynı seviyede birer memur iken, Haznedaroğlu Süleyman Paşa Trabzon valiliğine kadar yükselmiş ve Paşalık Unvanını almış, Tuzcuoğlu Memiş Ağa ise Rize’nin en ileri gelen tüccar ve servet sahibi olmuştur.



Tuzcuoğlu Memiş ağa aynı zamanda 1800’lü yılların başlarında devlet hizmetinde büyük mevkilerde görev almış kapucubaşılık ve Faş kalesi Muhafizlığı gibi hizmetlerde bulunmuştur. Adil ve saygın hareketleriyle yöre halkınca sevilen sayılan bir şahıstır. Bir taraftan ticaret işi yaptığı için çok zengindir. Yöre halkına para ile olan ilişkilerinde hep yardımcı olmaktadır. Haznedaroğlu Süleyman Paşa’ nın Trabzon valiliğine kadar yükselmesi yüzünden Tuzcuoğlu Memiş ağa ile aralarında çok eskiden gelen, devlet hizmetlerindeki memuriyet zamanlarından bir kıskançlık gizli ,gizli sürmekte idi.



Haznedarzade Süleyman Paşa Faş muhafızlığına görevlendirilince, Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ dan senetle bir defa yüz bin, iki defa da, ayrı, ayrı yüz elli bin kuruş daha isteyince, Tuzcuoğlu Memiş Ağa bu üç senedi yırtıp, senetler karşılığı olan parayı vermeyip Haznedar Süleyman Paşa’ya geri çevirmiştir. Son olarak da iki yüz elli bin kuruşluk senet karşılığı gücünün yetmeyeceğini bildirerek özür dilemiş ve kendisinden daha önceki almış olduğu borç paranın geri verilmesini istemiştir.



Tuzcuoğlu Memiş Ağa ile Haznedaroğlu Süleyman Paşa arasında itilafın çıkması ’nın parasını vermez bu çekişme sonucunda Haznedaroğlu dolayısıyla aralarında kıyasıya bir mücadele başlamıştır.Tuzcuoğlu Memiş Ağa Süleyman Paşa bulunduğu mevkiden yararlanarak Tuzcuoğlu Memiş Ağa için Sultandan idam fermanı olmaya yönelir. Daha önceleri de Sultandan Acaralı ( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşazade Ahmet Bey için idam fermanı için emir getirtmiş idi. Bu idamı gerçekleştirmek için zaman ve zemini ayarlıyordu.



Tuzcuoğlu Memiş Ağa bu olayı ertelemiş oldu. Tuzcuoğlu Memiş Ağa kendisi için gelecek olan idam fermanından dolayı son derece üzgün ve tedirgindi. II.Mahmut şu gerekçe ile Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ nın idam fermanının hazırlanmasını emreder. “ Evrak üzerindeki padişahın der kenar yazısı şöyledir”.“Birkaç defadır Vali bu şekilde yazıyor, eğer bir gareze mebni ise günahı onun boynuna olsun. İdam ve izalesi içun emir yazılsın ” II. Mahmut’un evlere şenlik bu gerekçesinin temelinde Sultan Selim’den beri süre gelen bu beylik sisteminin kaldırılmasında Sultanın kararlı olduğunun ilk işareti görülmektedir.



Tuzcuoğlu Memiş Ağa bu fermana karşı yapabileceği tek şeyin dağa çıkmak olacağından kuşku olmaması gerekir. Nitekim o da öyle yapar. Mücadele için kendisine taraf toplar. Bu suretle büyük isyan haline dönüşen eylem başlar ve Tuzcuoğlu Memiş Ağa devletten korunması için Halkın ezici çoğunluğu Vakfı Kebir’ den başlayıp ta Batum’ a kadar. İsyan zincirine katılır. Olaylar bir biri ardı sıra gelişirken yörenin bütün dengeleri alt üst olur.Osmanlı İmparatorluğunun dışında hoş olmayan bazı olaylar gelişmektedir.



II. Mahmut Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ yı affeder. Çünkü dış ilişkilerdeki durum Osmanlı Devletinin aleyhinde göründüğü bir dönemde içte böyle bir problemin bitmesini istemektedir. Affın gerekçesini ve uygulanış biçimini II. Mahmut’un gizli emrinden alıntılar izleyelim.



Şöyle der:



“Karşımızda Rus tehlikesi ve ( Himşiaşivili ) Hamşizade Selim Paşazade Ahmet Bey’in tehlikesi mevcut iken Çıldır Valisinin buraya, Trabzon’a tayin olunması muvafık değildir. Ali Paşa’da teklifi, ( Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ nın teslim olma teklifi ) gizli yapsın halk duyarsa çok fena te’sir eder:”



İsyanın bütün Karadeniz bölgesine yayılmış olması yöre halkının gelişen güvensizlik nedeniyle Memiş Ağa’ nın teslimini uygun görmezler. Halbuki işini bilen devletler ticaret ve büyük servet kazanmış bu gibi adamları çoğaltıp topraklarında zenginleştirmeye çalışırlar. Devlet hazinesinin zenginliği tebaasının zenginliği ile baş başa gider. Bu gibi insanlara yapılan zulüm ve baskının sonucu fakirliktir. Hazine boşalır. Aslında bu bölgede ayanlarından Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ nın devletçe taltif edilmesi gerekirken memlekete zarar ve hasar verilmiştir.



Çıldır Eyaleti halkı Selim Paşazade ( Himşiaşvili ) Hamşioğlu Ahmet yanında yer almış olması bölgenin Rusya’ya bağlanma durumu oluşmuştur. II. Mahmut derhal bölgede güçlü olan ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey’in affını bildirerek politik vaadlerde bulunmuştur. Çünkü ( Himşiaşvili ) Hamşizade Saadetlü Selim Paşazade oğulları olan Dursun Bey, Abdullah Bey, Ahmet Bey ve meşhur Hüseyin Bey Kafkasya bölgesinde çok büyük bir güç oluşturmuşlardır.



II. Mahmut en büyük sıkıntısı Rusya sorunu ve Lazistan bölgesindeki Memiş Ağa ve Süleyman Paşa ‘nın bir takım iftiralar uydurarak İstanbul’a yazdığı “Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ nın kanunsuz yolda bulunuyor.” Diye ihitirası uğruna padişah iradesini eline geçirip Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ nın idamı ile görevlendirilir. Kendi gücü yetmeyeceği için Osmanlı Padişahı Kastamonu Valisi Ali Paşa mahiyetinde her bölgeden hatta Sivas’tan da asker yollandı. Tersaneden iki Beylik gemi gönderildi.



1232 (1817) yılı ortasında Haznedarzade Süleyman Paşa ve Ali Paşa Sivas ‘tan gelen askerlerle Rize’ye vardılar. Lazlar savaşcı bir Millet olduğundan olduğundan Osmanlı askerlerinin bunlarla bunlarla başa çıkılamıyacağını bildiği için Haznedarzade Süleyman Paşa, Gözünü budaktan sakınmayan Lazlardan daha savaşcı yalnızca Acaralı askerlerin baş gelebileceğini Padişaha iletildi. Padişah, Ahmet Bey’den yardım istedi. Hamşizade Ahmet Bey bunu değerlendirdi. Livana ( Artvin ) askerleri kuvvetlerin başında Süleyman Bey, Acara’ dan Acara’ lı askerlerin başında ise Acara’ lı ( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşazade Ahmet Bey’in küçük kardeşi meşhur ( Himşiaşvili ) Hamşizade Kör Hüseyin Bey büyük kuvvetiyle Rize’yi öte yandan çevirmişlerdir. Tuzcuoğlu Memiş Ağa 30 bin kişilik kuvvetle çevrildiğini görünce of kazasına kaçmıştır. Bölge halkı onu çok sevmektedir. Of kazasının her tarafı askerle çevrilmiştir. Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ yı isterler.



Oflular teslim etmek istemezler durum Haznedarzade Süleyman Paşa tarafından İstanbul’a bildirilir. Bu gailenin ortadan kalkıp iş bitinceye kadar toplanan askerlerin dağılmaması için Haznedarzade Süleyman Paşa’ ya ve sair gerekenlere evamir-i aliye yazıldı. Of kazası naibine, Mustusune Ulema ve ileri gelenlerine başkaca emr-i ali gönderildi. Bu suretle Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ nın her taraftan kolu kanadı kırıldı. Büyük bir konağı yakıldı. Askeri harekâla bir çok kazalar harap oldu. Tuzcuoğlu Memiş Ağa tutuklandı.



Ekim ayının 1817 tarihinde 100. yaşında olmasına rağmen idam edildi. Boynu vurduruldu. Kesilen başı İstanbul’a Divan kâtibi Hüseyin Efendi ile gönderildi. Zilhicce ortasında İstanbul’a geldi. Hüseyin Efendi’ ye Hacegânlık rütbesi verildi. Haznedarzade Süleyman Paşa’ ya Seraskere kaplı samur kürk, Süleyman Bey ve ( Himşiaşvili ) Hamşizade Hüseyin Bey’e kontaş kürkler ve kendilerini öven evamir-î aliye gönderildi.



Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın geriye bıraktığı malı ele geçirme işi Defterdar Efendi’ye bırakıldı. Acara’da bulunan ( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşazade Ahmet Bey aradan geçen 4 yıl sonra 1821 yılında Rumeli’deki dağlı eşkıyalarının ele başlarından bölük başılık adıyla hizmet gören Mahmut Tiran adlı birisi vardır. Bu şahıs Erzurum eyaletinde her türlü kötülüğü yapmak cesaretini kendinde bulmuş ve bir zamanlar Baba Paşa’ nın emrinde kapısında iken Baba Paşa bu zatı kovmuştur. Mahmut Tiran adamlarını toparlayıp Baba Paşa’ nın sarayını basıp hazinesini soyup, eşyalarını Çalıp dağa kaçmıştır. Bu eşkıya içinde Padişah idam edilip kesik başının İstanbul’a gönderilmesi için sert emirler yazılmıştır .Baba Paşa gittikçe pasifize olmuş Acara’da ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey etkinliği artmış Çıldır eyaleti Ahmet Bey’e sahip çıkmış Osmanlı Hükümeti’ne yanlış bilgilerin ulaştığını Baba Paşa’ nın kendi kariyerini koruyabilmesi için ( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşa’ nın oğlunun kendisinden babasının intikamını alacağını bildiği için Osmanlı Hükümetini düşman durumunda göstermiştir. Osmanlı Hükümeti daha önceleri ( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşa hakkında gönderdikleri fermanın sağ olarak İstanbul’a getirilmesi konusunda idi .Fakat Refet Paşa tarafından Geciktirilip gizlenildiğinin ortaya çıkması ( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşa’ nın oğlunun da başına bir şey gelmemesi için halkın yazdığı Mazbataya istinaden İstanbul’a çağrılmıştır.



Acaralı ( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşa’nın oğlu 1814 ‘de “Dergah-ı Ali kapucubaşı rütbeli, Hicri ( 1243) – (1828-29) ba rütbe-i- mir-i mirani- (Beyler Bey rütbesiyle Çıldır (Oltu) mutasarrıfı olup, Müsaid (istidatlı) ve Muharip (savaşçı) bir olup Rusya’nın ilamlarında <Çar taraftan a’da-yi din-ü milletin bağteten Hücum ve istilasında muhafaza-i kılağ ve mukabele-ia’daya yarar ve mukdedir Dergah-ı Ali kapucu başlarından ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey ve Livana Sancağı , Süleyman Bey’ in kazaları ve Askerlerden gayriümid-üistimdat idecek kuvvet kudretimiz olmayıp > Beyanlarında bulunmuşlardır . Lazistan’da Osmanlı idaresinin kurulmasında sonra ülke on bir idari bölgeye ayrıldı. On bir bölgenin her biri ayrı derebeyi tarafından yönetiliyordu. Osmanlı kanunlarına göre iş yürüten bu Laz derebeyleri padişaha asker ve vergi vermek gibi hizmetler ve yükümlü tutulmuştur. Bunun dışında kendilerine özgü, yarı bağımsız statülerini sürdürüyorlardı. Baştan ayağa silahla donanmış bu beyler arkalarında adamları ile vatandaşa diledikleri gibi davranmakta etkili bulunuyorlardı. Halk bu beyler önünde birer köleden farklı değildi.



Lazistan derebeyleri daha geniş idari alana yayılabilmek için bazen birbirleri ile itişip kakışmaktan çekinmiyorlardı. Bu itişmenin faturası ise köylünün, çiftçinin sırtına yükleniyordu. Duruma uzun süre seyirci kalamayan saray, bu kargaşaya bir son verme gereğini duymuştu. 1820 yılında derebeylikleri ortadan kaldırarak idareye doğrudan el koydu. Laz beylerinin cesaret ve enerjisini iyi bilen Padişah Lazistan’daki davranışlarında çok dikkatli olmalıydı. Teyakkuzu asla elden bırakmamalıydı. Çünkü lazlar o derece yiğit insanlardı ki Osmanlı askerleri kolay, kolay icraat yapmaya da cesaret gösteremezlerdi. Zira Lazlar gözünü budaktan sakınmayan savaşçılar olarak ün yapan emsalsiz olup Müslümanlığa girmiş kahraman Hrıstiyan Gürcü soydaşlarındandır. Korkulanın başa gelmesi gecikmedi. Lazistan’da ki Sabık Beyler arasında acımasız boğuşmalar ve çatışmalar baş gösterdi.



Trabzon Valisi Osman Paşa bu kargaşadan yararlanıp kendi idaresi altındaki diğer beyleri de oradan kaldırmayı düşündü. Fakat bunu başarabilmesi için gerekli asker gücü saraydan temin edemeyeceğini anlayınca Acara Beyi ( Himşiaşvili ), Hamşizade Ahmet Bey’den yardım için baş vurdu. Geçmişte olan Laz Derebeyleri ile Ahıska Valisi Selim Paşa ile anlaşmaları vardı. Yapılan savaşta Hamşizade Selim Paşa’ya ihanetlik etmiş gelmemişlerdi.. Hamşizade Ahmet Bey Babasının intikamını alma fırsatı kendisine doğunca hemen değerlendirdi. ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey himayesindeki kahraman Acaralı Askeri ile Lazistan’a hücum etti.



Bu saldırıda gerekli barut kurşun ve erzak Osman Paşa’dan yetiştiriliyordu. ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey kuvvetleri ile Trabzon Valisi Osman Paşa kuvvetlerinin iki ateş arasında sıkışan Lazlar KAPİSTRO civarında direnç göstermek istedilerse de tutunamadılar. Çoğunluğu kadınlardan oluşan direnişçi Lazlar ve bölgelerin Beyleri itaate alınmış oldu. ( Hamşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey Kuvvetleri altı ay süresince Lazistan’dan ayrılmadı. Şavşat Sancak Beyi ( Himşiaşvili ) Hamşizade Abdullah Bey’de gereken desteğini ona yetiştiriyordu. Hamşizade Ahmet Bey Padişahın direktiflerini harfi harfine yerine getirip Lazlar arasında baş kaldıranları tespit edip gece toplattırıp meydanlarda idam ettiriyordu. Böylelikle hem babasının intikamını almış hem de Osmanlı Nizamının yerleşmesine hizmet etti.



( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşa’nın oğlu Ahmet Bey çok büyük saygınlık kazanmış olması ve böyle bir kişinin cezbedilmesi ( Ahıska ) Ahaltsihe’yi kurtarmaya çalışan Ruslar için paha biçilmez bir kazanç olacaktı. Rus Generali Bebutov, ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey ile diyaloga oturdu. Önceleri onu elde etmeyi başarır gibi olduysa da sonra ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey böyle bir dostluğa yanaşmayacağını Ruslar’ a bildirdi.



Acaralı ( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşa’nın oğlu 1814 ‘de “Dergah-ı Ali kapucubaşı rütbeli, Hicri ( 1243) – (1828-29) ba rütbe-i- mir-i mirani- (Beyler Bey rütbesiyle Çıldır (Oltu) mutasarrıfı olup, Müsaid (istidatlı) ve Muharip (savaşçı) bir olup Rusya’nın ilamlarında <Çar taraftan a’da-yi din-ü milletin bağteten Hücum ve istilasında muhafaza-i kılağ ve mukabele-ia’daya yarar ve mukdedir Dergah-ı Ali kapucu başlarından ( Himşiaşvili ) Hamşizade Ahmet Bey ve Livana Sancağı , Süleyman Bey’ in kazaları ve Askerlerden gayriümid-üistimdat idecek kuvvet kudretimiz olmayıp > Beyanlarında bulunmuşlardır .



Çıldır Valisi Seyyid Ahmed Paşa’nın Gürcistan ve Açıkbaş hakkında Erzurum Valisine yazdığı Acaralı Himşiaşivili ( Hamşizade ) Ahmet Bey / Paşa Hakkındaki 1243- ( 1828 ) Tarihli Şukka ise ;



-Çıldır Beylerbeyi berdelelerinin Erzurum valisi kullarına gönderdiği mektuptur.



-Kulunuz sunar ki’



Ahıska’dan kulların gelmesinden beş gün sonra Dergah-ı Alî Kapucubaşı rütbeli (Osmanlı Saray Baş kapıcı rütbelilerinden) Acaralı Ahmet Bey fakir haneye gelip padişahın iradesiyle ve Açık baş Hanoğlu Vahtang’la Gürye ve Gürcistan ve Açıkbaş durumu görüştükten beş altı ay önce Güril Mamya’nın Hanımına demiş ki “Oğlun çocuktur. Kralın yanına gönderilsin, eğitilsin sana da hükümdarlık ( Devlet yönetmek ) yakışmaz. Oğlun büyüdüğünde yine makamınıza oturursunuz diyerek Mamya Güril’e bir General tavsiye edip onu ürkütmüş ve şimdilik Ruslar İranlılarla yaptıkları çarpışmalara gitmemizi biraz ertelettirdiyse de elbette gönderir diye güvendiğin bozulmasından görüşmeler sırasında Hamşizade Ahmet Bey’i yanlarına istemişler ve kendisi iyice düşünmeden gidemeyip oğlunu ( Şerif Bey ) elli piyade ile Acara dolaylarındaki Gürye sınırında Askana Kalesi’ne göndermiş ve silahlı adamları içeri almayan ve kimseyi aldırmazken bunları ( Şerif Bey asker ve silahlı adamlarını ) kaleye alıp Mamya’nın Hanımı bile yanına gelip bir gün birlikte kalmışlar ve Ruslar’a olan nefretlerini açığa vurup Osmanlı Devletine bağlılıklarına gönülden karar vermişler ve bağışlayıcı serasker Efendimize bu maddeyi öne sürmüş “Eğer ki Osmanlı Devleti, bize sahip çıkarsa Ruslar’a kesin cevap verip Askana Kalesini hemen sana teslim ederim”. Diyerek Hamşizade Ahmet Bey’in oğlunu evlat edinmiş ve askerlerinin şehri ( Kaleyi ) boşatmaları için adı geçen komutan bile birkaç gün içinde ( Hamşizade Ahmet Beyin ) Acara’ya ulaşacağından Güril Mamya Hanım’ın Amca oğlu olan Han’dan yanındaki komutanın güvenilir adamına (kendi) arkadaşlarının da katılmasıyla ve Mamya Güril’ de sözünde durursa Ulu Tanrının da isteğiyle ve padişahımızın doğruluk ve saflığıyla Açıkbaş’a Han kullarının gelmesinin kolay olacağı ve sözünde durmazsa keyhüsrev’e bir miktar askerin katılmasıyla kendine ait Şamu-Kemin denilen yerde tahta oturmasına ve Gürye’den de isteyenlerin ona katılacakları ve öteki askerleri ile bile kendisi ve Vantang kullarıyla Ahıska’ ya doğru gideceğine disiplinli ve inançlı olacağına söz vererek Osmanlı devletine girdiği sayıda askeriyle hizmet ettikleri zaman da bu askerlerin aylıklarının tümüyle düzenli olarak verilmesini ve kendilerine katılacak Açıkbaş Halkına da her koşulda güvenilmesini buranın güçlü merkez olacağı ve Livane Beyi Ali Bey’in de beş bin kadar askeriyle hizmette bulunacağı ve diğer kazalara da gerekli askerlerden yana tembihlerde bulunup kusur yapmayıp buna dair padişah iradelerine göre Allah’ın yüce yardımı ve ( Devletin ) çalışmalarıyla ve padişahımın çabaları ve dualarıyla gereken gayret ve yurttaşlık görevinde padişahın buyruk verdiğinde yüce Allah kısmet ederse en küçük kusur etmeyeceğim. Bu konuda buyruk ve ferman padişahımızındır.



Seyyid Ahmet

5 Mayıs 1828

İmza

Mühür




Çıldır Valisi Ahmed Paşa’nın Rusya’nın Açıkbaş ve Guril taraflarındaki Faaliyetlerine dair yazdığı Acaralı Himşiaşivili ( Hamşzade ) Ahmed Bey / Paşa hakkındaki 1243 –( 1828 ) tarihli şukkası ise ;



Çıldır Vâlisi Gâlib Paşa bendelerine gönderdiği mektuptur.



Sunulmuş olan bağlılığımız bilinmelidir ki, Mamya Güril karısı ( Hatun ) gizlice Osmanlı devleti tarafına bağlılık eğiliminde ve Ruslardan yüz çevirip nefret ve sözüne bağlı kaldığı sürece Vahtang kullarına yaptığı yazışmalardan ve güvenilir adamlarının önergelerine uyarak ve Hamşizade Ahmet Bey kullarının da gerçekleştirdiği durumu önce size bildirmişti.



Rus Generali Paskeviç Tiflis’e gelmiş ve Açıkbaş’ın durumunu ve Güril denilen kadının bu tarafa söz verdiğini durum ve davranışlarından anlaşılacağı üzere bir miktar Askeri Kutatis’e gönderdiğini Moskova’da da duymuş olduğundan tümüyle âlet edildiğini ve güvenliğinde bozulmasıyla Güril Sancağında bulunan kırk sekiz Tavatın’ı (Soylularını) yanına alarak cevab etmiş ki “Çoktandır beni ve oğlumu Ruslar istiyor, sizler se babadan, dededen devletimizsiniz ve üstümüzde hak ve hukukumuz olduğu gibi bir birimize sadakat ve yurtseverlik duygularıyla bağlanmışız.



Ayrıca bizlere çok hizmetlerde bulunduğunuzdan benim yüzümden size bir zarar gelmesin isterim. Eğer izniniz olursa oğlumu alır Ruslar’a giderim”. Dediğinde Tavatlar da (soylular da) oy birliğiyle katılmışlar ve bu ana kadar Açıkbaş’tan götürdükleri Tavatlar’ın da (Soyluların da) hepsini Sibir’e yollamış ve rütbeyle unvanlarını da kaldırıp namus ve varlıklarını Rus ayaklarının altına atarak “Bizler eskiden beri Güril ocağına bağlılıkla zorunluyuz önce seni ve Mamya’nın oğlunu koruma ikinci olarak hepimizin ne Hıristiyan Halkımızı uğursuz Ruslar’ın elinden kurtarmak görevimizdir. Sana izin vermeyiz, her ne derseniz sözünden çıkmayız” diye oy birliğiyle (topluca) cevap vermişlerdir.



Sözü edilen Tavatlar (soylular) her biri birer oğul ve yakınlarını rehin olarak kadına (Güril Hanım) teslim ederek Askana ve Lahüir kalelerine yerleşip aralarında yeminli anlaşma yapmışlar, gönül ve kadar birliği kararlaştırarak kendiliklerinden beş yüz adam (asker) çıkarmışlar, Kutatis’ten Güril’e gelen yol üzerinde bulunan köyleri tek tek gezerek, eğer Ruslar bunların üstüne gelirse savaşacaklarını ve son olarak Han’ın gitmesi üzerine eğer yardım yapılacaksa bunun gerekli ve zamanı olduğunu, hain kullarına bağlılıklarını göstermek için güvendikleri Aznavur’a (Kahraman, yiğit cesur)’a varıp sözlerinde durmuşlar ve ayrıca Ruslar’a düşmanlıklarını sözlü ve yazılı olarak Han’a bildirmişler.



Hân’ın kardeşi Tarbil’e yazdığı yazının (mektubun) Padişah’a sunulduğu ve Güril Halkının Mamya Hanım’la bu şekilde anlaşma sağlamış iken Allah saklasın Ruslar, yeniden Güril’i ellerine geçirdiklerinde Açıkbaş’tan söz verenler bile caymışlar ve sonradan Açıkbaş’ın kolay bulunamayacağı örnek alınarak her bir durumun padişahımızca bilineceği üzere çarpışmaya izin ve Hamşizade Ahmet Bey kullarına ve Hân’a gereken yardımı sağlayarak iki üç bine varan Askeriyle Görye’ye vardığında Allah’ın yardımı ve padişahın güçlü sansıyla ve padişahın etkili nüfuzuyla Görye’ye kurşun atılmadan adı geçen komutanın gireceği (Hamşizade Ahmet Bey) Dadyan ve Açıkbaş’tan da çoğu söz verdikleri gibi Ruslar’a karşı direnecekleri ve İslam topraklarına el atmalarına engel olacakları ve adı geçen Hanım (Mamya Hanım) ve adı geçen komutanın (Hamşizade Ahmet Bey) askerleriyle birleşmesi gerekeceği ve Hamşizade Ahmet Bey kullarının da Hanımın yanında güvenilir adamı olup bugün ya da yarın geleceği ve her ne kadar haber alırsa aynıyla padişahımıza sunulacağı, emir ve ferman hükümdarımızındır.


8 Mayıs 1828

Bende

Mühür




Gürcistan ahvâline dair Hasan Hüseyin isimli bir Şahıs Tarafından Mühürlü ve Sadarete gelen Himşiaşivili ( Hamşizade ) Acaralı Ahmed Bey / Paşa Hakkında 1243 – ( 1828 ) tarihli tahriratı ise ;



Devletli, yardımı bol, esirgeyici, azametli, besleyen, Efendim, Sultanım hazretleri,



Gürcistan’da Mamya Han’ın bundan önce ölmüş olduğundan ve bir zamandan beri Rus ( Moskof ) yanlılarının yaptıkları işkencelere dayanamadıklarından söz etmiştik. Onlardan geriye dönme ve Osmanlı Devleti’ne yeniden katılma (isteği var) eğer Ulu Devletten bunlara sahip çıkılırsa gönüllerindeki (içlerindeki, yüreklerindeki) Ruslar’ı kovmak ve atmak için silah ve savaş aletleri istedikleri ve ölen Mamya’nın oğlu David Han’ın yazmış oldukları dilekçe tarafımızdan devlet merkezine ulaştırılmış idi.



Adı geçen dilekçe konusunda padişahımıza (devletimizce) da doğru bulunarak duasında oldukları (Gerçekleşmesini istedikleri) görülen bu dilekçenin çıkarılıp gönderilmesi yüce emirlerin kavramı ve gereğince uygulanan sadrazamın yazılı emirlerinin yüce fermânın adı geçen kişiye gönderilip gereken silah ve diğer savaş aletlerinin yardım olarak padişahın yazılı emirlerinin Gürcistan Hânlarına ve ayrıca gerekli yerlere padişahın yazılı emirlerinin duyurulması size de yazılı ve sözlü olarak duyurulmuş olduğu namı büyük ferman ülke halkından kişiler adı geçen Hân’a gönderilerek çevredekilere öğütler verilmiş, yardım konusunda inançlı olması, Faş-Kalesi komutan vekilimize yazılmış ve Gürcistan Ruslar’dan kurtarılması için tüm gayretlerin gösterilmesinin tek çare olduğu devletimizce de bilindiği Daduyal Güril, Gürcistan’a yardım ve çaba göstermeleri için Hamşizade Acaralı Ahmet Bey’le gerekli kişilere emir ve fermân buyurularak durumun gereğince anlatılmasının Padişahın beğenilerini de kazanmanın bir fırsatının doğmasıyla yüce Allah’ın isteğiyle cömertlik ve iyilik etrafı büyük bilginlerle çevrili (dolu) Devletli, yardımsever, esirgeyici, azametli besleyici.........................Efendim, Sultan hazretlerinindir.


31 Mayıs 1828

Ben de

Mühür

Hasan Hüseyin Ahmed




Erzurum Valisi Galip Paşa’nın Açıkbaş ve Güril Ahvâline 1244 Tarihli Acaralı Himşiaşivili ( Hamşizade ) Ahmed Bey / Paşa hakkındaki kaimesi ise ;



Erzurum valisinin dün akşam gelen mektubudur.



Devletli yardımsever, Acıması bol, acıyıcı, insancıl. Besleyen ,yüce huylu efendim, sultanım, hazretleri.



Kullarından Güril (Bayan) yöneticisi Daduyal’a bir şal ve oğluna da bir şal ile kılıcın yakın adamlarından biriyle gönderilmiş olduğunu daha önce size bildirmişti.



Adı geçen yakın adamlarından biriyle gönderilmiş olduğunu daha önce size bildirmişti.Adı geçen kişi bu sırada dönmüş olduğundan adı geçen yöneticiye gelen teşekkür ve yazılı anlaşmayı sizinde görmeniz için gönderiyorum.Bu yöneticinin on-on beş bin kadar seçkin askeri vardır.



Aznavur (kahraman,yiğit,cesur) ve Tavatların(soyluların)yukarıda adı geçen kişiyle yüzleşmek üzere Acaralı tavatlardan Hamşizade Ahmet Bey de hazır olduğu halde kuvvetiyle toplanarak osmanlı devletine itaat ve bağlılıktan geri dönmemek ve Ruslara yardım etmek üzere önce kendi inançları, sonrada islam kurallarını göz önünde bulundurularak yemin etmişler ve sınır başlangıcı Güril’ de olan bir Kale’deki yedi sekiz yüz’e varan Ruslardan başka Açıkbaştan da bir–ikibin götürülmüş olduğundan onun üzerine varmamak için şimdiki durumda adı geçen yöneticinin askerleriyle o tarafa varıp Açıkbaş yöresinde yağma(talan)yapmakta oldukları ve eğer Askeri bozarak sonunda Ruslar’la başa çıkamazlarsa Osmanlıların yüce yardımlarıyla neredeyse kaçıp Erzurum’a bildirdiğini adı geçen kişi tarafından söylenmiş ve Açıkbaş Hani Vahtın’a daha önceden hediye edilen yüce hanlık baratı bu kulunuz tarafından adı geçene teslim edilmiştir.Ayrıca padişah armağanı olarak ta bir kürk ile bir kılıç’ta gönderilmiş Açıkbaş yolu kapalı olduğundan adı geçen Han’ın Beş yüz kadar askerle şimdilik Güril içlerine girmesini yine güril de bulunan Acaralı Hamşizade Ahmet Bey önceden Çıldır Beyler Beyliğine yazdığını ve isteğine dayanarak adı geçen o Hanın o kadar adamıyla Güril’e varması kulunuz tarafından adı geçen paşaya yazılmış isede kalabalık olan düşmanın Ahıska’ya saldırısıyla adı geçen Paşa tarafında yazılı ve ayrıca sözlü olarak’ta istenen adı geçen Acaralı tavatlardan Hamşizade Ahmet Bey Ahıska ’ya dönmekte olduğundan dolayı adı geçen kişinin o kadar asker vermesiyle Güril’e varmasının şimdilik gerçekleşemeyeceğine ve daha önceki seferde Ahıska’da olan Açıkbaş Hanı başka kazaya gitmiş olduğundan adı geçen Vahtang Han bile şimdilik Ahıska’dan Ardanuç’a nakledilmiş (gönderilmiş ) olduğunu adı geçen paşanın kulunuza yazmış olduğu ve adı geçen Han’ın teşekkür bildiren mektuplarınıda sunmaktan mutluyum.Allah kısmet ederse bu şerefli anın gelmesi sırasında bu yardım ve Allahında hayırlı yardımlarıyla Ahıska tarafından düşmana ait beklenen bozgunla ilgilisevinçli haberleride yüce Allahın iyilikleriyle itaat eden Gürcistan Halkının barış ve rahatlığının bile kolay olacağı.......... bu konuda emir ve ferman devletli yardımı bol ,Esirgeyen ,acıyan, insancıl ,besleyen yüce huylu efendim Sultanım Hazretlerinindir.



22 temmuz 1828

Mühür




Trabzon Valisi Hasan Paşa’nın Gürcistan Taraflarının durumu hakkında ki Himşiaşivili ( Hamşizade ) Acaralı Selim Paşazade oğlu Ahmed Bey / Paşa 1244 _ ( 1828 ) Tarihli Kâimesi ise ;



Devletli, yardımı bol, esirgeyici, bağışlayıcı, azametli, besleyici (Nimet sahibi) Deniz gönüllü bedeni değerli ve cömert, Efendim Sultanım hazretleri,



Gürcistan tarafındaki üstün gelen orduya saray kapıcı başlarından Trabzon (şehri) ileri gelenlerinden Kalemci oğlu Osman Bey, Serasker yarbay rütbesiyle güçlü hazırlıklarla savaş için gerekli malzemenin sağlanması ve Güril Daduyal tarafından gelen yeğenleri Görgi Bey ve Tavatları ve Aznavurları’nın geri döndükleri daha önce padişahımıza sunulmuştu.



Adı geçen komutan, bu tarihten on beş gün kadar önce Gürcistan’a girip Daduyal ’ın konağında kalmış ve Hamşizade Selim Paşa oğlu Ahmet Bey ile görüşüp Daduyal Güril ile anlaşarak ilerideki toprakların ele geçirilmesi için hemen görüşmelere girişmiş şimdiki durumda Osman Bey yanındaki birkaç bin ve Hamşizade Ahmet Bey’de yanındakilere bu taraftan ve Lazistan’dan askeri toplamakta oldukları ve yavaş yavaş gönderilmekte olan Askerle tayınların sağlanmasında Daduyal Güril ile ve toplayabildikleri Gürcüler ve diğerleriyle, genel olarak kalkıp Kemhal üzerine saldıracaklarına dair Daduyal ’a gelen iki parça mektubu padişahımıza gönderip bir taraftan asker gönderilmesi ve peksimet gönderilmesi ve Gümüşhane kâzâlarından gönderilmesi emredilen askerlerin çabucak toplanmasında dikkat edilmesi ve şimdiki durumda Faş kalesi üzerine önemsiz bir düşman ordusu gelip taraflar arasında top ile çarpışmalar yapılmakta bir taraftan da adı geçen kalenin kuvvetlendirilmesine gayret edilirken düşmanın az sayıdaki gemileri de açıkta hiç durmadan gezinmekte, kıyıya çıkmaya da fırsat yakaladıklarından gece gündüz kıyıların korunmasına dikkat edilmektedir.



Trabzon Sancağında, Sürmene de, Of, Rize ve Hemşin kâzâlarının daha doğusunda olan düzenlerini göndermeleri için her ne kadar ilerleyip dikkatli çalışıldıysa da Asice davranışlarda bulunduklarından başarılı olamayıp Gürcistan’a ve Faş ’a onlardan yardım sağlanamamıştır.



Adı geçen sancakta üç dört kâzâdan ibaret kalmış olup onlarda kıyılarını savunmaya yeterli silahlı adam olmadığından bu kâzâlardan ordumuza ve Faş ‘a yardım imkânı olmayıp Canikten biraz asker istediyse de İstanbul’a gidecek ve doğuya düzenli askerin gönderilmesiyle uğraşıp isteğimiz askerin gönderilmesiyle başarı sağlanamamışsa önce İstanbul’un ve Doğu tarafının düzenini sağlama ve sonra orduya düzenli askerin aceleyle gönderilmesi gerekir.



Gümüşhane kâzâlarının yüce emirlerinizin bize ulaşması otuz günü aşkın olup beşer sekizer defa tarafımızdan aceleyle ve Padişah Madenleri Yönetim Başkanı esirgeyici Salih Paşa Hazretleri çalışmaların eşsiz bir biçimde güçlendirilmesini buyurmuş ise de adı geçen yörenin insanlarının yaradılıştan mayalarının ağır davranışlarının meydanda olması da Faş ’ın ve Gürcistan’ın havasında ağırlığının da etkisiyle halen görevlerine başlamamışlardır.



Bir taraftan da her ne kadar ilerleme ve tehditler (korkutmalar) olmakta ise de birer bölük güçlü kavram padişah buyrukları ile aceleyle Padişah fermanı ile yasaklandığı ve Gümüşhane Askeri bile o tarafa getirildiğinde onlar bile koy vererek ordumuzun Asker ve tayınlar (yiyecekler= yönünden imkânlarla takviye edilmesinde hemen Allah’ın yardımına sığınarak ileriye atılmışlar böylece savaşa girişmek üzere gelen asker ve sağlanan un ve peksimetler için kayıklar (Hamur Teknesi) yapılıp arkası kesilmeyerek hiç ara verilmeden ve dakika kaybı olmadan Allah’ın yardımlarını ve yüce Allah’ın gizli güzelliklerini gözlemekte olduğumuz fetihlerin yakın olduğunda gelişmeler hakkındaki bilgileri geciktirmeden size haber vereceğim...



Emir ve ferman devletli, yardımı bol, bağışlayıcı, Heybetli, besleyen denizler gönüllü, Cömert ve kerem sahibi Efendim, Sultanım hazretlerinindir.



28 Temmuz 1828

Mühür

Hasan

Fi 15 Muharrem sene 1244

( 28 Temmuz 1828 )

( Mühür )

Hasan Bende

El-Hâc Hasan vâli –i Trabzon ve muhâfız –ı Anapa ve serasker-i Şark




İlk Rus İstilası ( 1828- 1829 ) Rus Generali Paskeviç’in Acaralı Hamşizade Dursun Beylere mektubu ise ;



Gnl. Paskeviç Ahıska üzerine hücuma geçmeden, Acaralılara hitaben aşağıdaki mektupları gönderdi. Bunları Hamşizâde Ahmed ve Hamşizâde Dursun Bey kardeşlere yollamıştır.Her iki mektup şöyledir :



Rus Generali Paskeviç’in Acaralı Hamşizade Ahmed ve Hamşizade Dursun Beylere mektubu ise ;



Hâlâ Acara-yı İlyâ Mütesellimi İzzetlü Hamşizâde Ahmet Bey’e zîd –kudrehu inha olunur ki,



Ahıska şehri ve kal’ası her ne kadar şimdiye dek mümteni’u-teshîr ‘ add oluna gelmiş ise de on gün muhâsaradan sonra bi-‘avnillah –ite’alâ Rusya Devleti ‘ asâkir-i mansûresinin eyâdi-yi zabt ve iktidârına dâhil olub Ahıska imdâdına gelen Köse Mehmet Paşa ve Mustafa Paşa’nın zir-i idâresinde olan fikârdan başka bir târik –i selâmet bulamadıklarından asnâ-yı firârdan başka bir tarîk-i selâmet bulamadıklarından esnâyı firârda asâkir-i nûsret-i müesserimiz onları takîb ederek ikibinden mütecâviz nefer katl ve idâm ve sekizyüz mikdârı esîr ve bi’l-cümle ordularını ve toplarını ve cebhanelerini ve yüklerini ve zahira ile mahmûlarabalarını ahz u zabt eylediklerini derkardır. Kâhide-i harb üzere yürüyüş ile teshir olunan bir şehir ve kal’anın ahâlisinden bir cân halâs bulmamak iktizâ eder ise de şevketlü kudretlü veliyyü’n - ni’metimiz Rusya İmparatoru ve Padişâhımız Hazretlerinin mecbûl oldukları âsâr-ı merhamet ve şevkatlerine tab’iyetederekcem-i Ahıska âhâlisine rey ve aman verdim. Bu takdirce Ahıska Kal’ası Rusya asakirinin zir-i dest-i zabtve iktidarında olduğundan Çıldır Eyâletine müteallik bi’l cümle sancakların beyleri şevket-penâh Rusya İmparatoru ve Padişâhımızın taht-ı hükümet-i senniyyelerinde olmak lâzım gelüb izhâr –ıitâ’at eden kâffe kazâlar ahâlisi haklarında her vechile levâzım-ı sıyânet ve himâyet ve icrâ olunmak veliyyü’n-ni’metimizi Pâdişahımızın irâde-i aliyyeleri olmakdan nâşi cem-i Çıldır kazalarının ahâlisine İmparator ve Padişâhımız Hazretleri taraflarından olarak i’lân ve beyân ederiz ki ;



Evvelâ : Çıldır Kazâları ahâlisinin şimdiye dek vâki olan harekât-ı hasmâneleri nisyân -mensiyyen ferâmûş kılınarak ferd –i âferîde bundan böyle taksîrât-ı guziştesinden ötürü vechen mine’l-vücûh mu’âhiz ve mu’âtıb olmayacakdır. Rusya memâlikinde kaffe-i ehl-i İslâm keem-yâb oldukları misillü ahâli-i mezkûrenin dâhi din ve emniyetlerine ve ırz-ı nâmûslarına aslâ ve kat’â ta’arruz olunmayacakdır ve erbâb-ı şeri’andan olan molla ve imamlarına lâzım olan ri’âyet ve hürmetde ihtimâm ve din emniyyelerine ve yâhut ırz-ı nâmûslarına aslâ ve kat’a ta’arruz olunmayacakdır, zerre kadar ta’ addiye cesâret ederi olur ise eser-i ukûbet ile te’dibine ikdam olunacakdır.



Sâniyen : Kâffe-i ihl-i İslmin rüsûm ve kavâidlerine ri’âyet kılınarak ehl-i iyal ve evladlarının ırz-ı namusların edna ta’arruz vukû’u tecviz olunmayacakdır.



Sâlisen : Emlâk ve eşyalarına bir gûne zabd ve tasarruf sûreti zuhûra gelmeyecekdir. Hatta asakirin idâresi içün müktezi olan zabt ve zahireye varınca her nesne kaza ahâlilerinden peşin akçe ile satın alınacaktır. Yahût mûtad olan vergülerine mahsub kılınacakdır.



Râbian : Rusya Devleti’nin evamir-i tenbihatına mûti ve munkad olacak beyleri ke’l-evvel kendü kazasında icrâ-yı hükümete memur olarak uhde-i idarelerine muhavvel olan kazalar ahâlileri hakkında hüsn-i hükümete memur olarak uhde-i levâzımını icrâ eyledikce şevket-penâh İmparatorumuz ve Pâdişahımızın himâyet ve inâyetlerine mazhar olacakları bi-iştibahdır.



Binaenaleyh siz ki : Acara-ı Ûlyâ mütesellimisiniz, bu def’a tarafınıza ilân olunur ki Şevketlü kudretlü veliyyü’n – nimetimiz İmparator ve Pâdişahımızın himâyet ve inâyetlerine nâil olmak hâhişinde iseniz iş bu buyruldumuz vûsulü anda ke’l –evvel Acara-yı Ûlyâ Mütesellimi nasb ve ibkâ olunmanız için ve kazanızın idâresine dâir lâzım gelen vesayave tenbihatı cenabınıza ita eylemek için Ahıska’ya gelmeniz vacibatdandır. Ancak eğer hilaf-ı memül gelmek den mücânebet edüp izhar-ıteennüd eder iseniz hükümetinizden azl olunacağınız ve yerinize diğer bir muktedir ağa nasb olunacağı ve nasb olunacak beyin gerek hânedânınızı ve gerek tarafımızdan sâdır olan evâmir ve tenbihata muhâlefet izhâra cesâret edecek kimseler kahr ve tedbir içün asâkir-i vafir ile kazanıza gönderileceği ma’lûmunuz olmak zımmında iş bu buyruldumuz tahrîr ve ittiba’ımız Mustafa Bey savb-ı îizzet-i meâlinize tesyir kılındı.



An cânib-i Kont de İravan

Ceneral an Chiaff Paskeviç

Serasker-i Devlet-i Rusya




General Ivan Paskeviç’in Acâra-yı Süflâ Sancağı Beyi Hamşizade İzzetlü Dursun Bey’e 21 Ağustos 1828 ‘de yazdığı mektup ise ;



Hâlâ Acara-yı Süflâ Sancağı Beyi Hamşizâde İzzetlü Dursun Bey’e inha olunur ki.



Ahıska şehri ve kal’ası her ne kadar şimdiye dek mümteni u-tesh^ır add oluna gelmiş ise de on gün muhasaradan sonra bi-âvnillah –ite’ala Rusya Devleti asâkir-i mansûresinin eyâd-yizabd ve iktidarına dâhil olub Ahıska imdâdına gelen Köse Mehmed Paşa ve Mustafa Paşa’nın zir-i idârelerinde olan cem’i- Osmanlu külleyen münhezim ve makhur olarak firardan başka bir tarik-i selâmet bulamadıklarından nesna-ıfirârda asâkir-inüsret-i müesserimiz onları takib ederek ikibinden mütecaviz nefer katl ve idam ve sekizyüz mikdarı esir ve bi’l-cümle ordularını ve toplarını ve cebhânelerini ve yüklerini ve zâhire ile mahmül arabalarını ahz u zabt eyledikleri derkârdır. Kaide-i harb üzere yürüyüş ile tesir olunan bir şehir ve kal’anın ahâlisinden bir can halâs bulmamak iktizâ eder ise de şevketlü kudretlü veliyyü’nimetimiz Rusya İmparatoru ve Pâdişâhımız Hazretlerinin mecbûl olduklarıasâr-ı merhâmet ve şevkatlerine tab’iyet ederek cem-i Ahıska ahâlisine rey ve eman verdim. Bu takdirce Ahıska Kal’ası Rusya asâkirinin zir-i dest-i zabd ve iktidarında olduğundan Çıldır Eyâletine müte’âllik bi’l-cümle sancakların beyleri şevket-penâh Rusya İmparatoru ve Padişâhımızın taht-ıhükümet-i seniyelerinde olmak lâzım gelüb izhâr-ı siyanet ve himâyet icra olunmak veliyyü’n-ni’metimiz Pâdişâhımızın irade-i aliyyeleri olmakdan nâşi cem-i Çıldır Kazalarının ahâlisine İmparator ve Pâdişâhımız Hazretleri taraflarından olarak i’lan ve beyan ederiz ki ;



Evvelâ : Çıldır Kazaları ahâlisinin şimdiye dek vâki olan harekat-ı hasmeneleri nisyân –mensiyyen feramüş kılarak ferd-i âferide bundan böyle taksirat-ı guziştesinden ötürü vechen mine ‘l- vücûh mu’ahiz ve mu’atıb olmayacakdır. Rusya memâlikinde kâffe-i ehl-i İslam keem-yâb oldukları misillü ahâlli-i mezkûrenin dâhi din ve emniyelerine ve ırz-ı namuslarına asla ve kat’a ta’arruz olunmayacakdır, zerre kadar ta’addiye cesâret ederiolur ise eser-u ukûbet ile te’dibine ikdâm olunacakdır.



Sâniyen : Keffe-i ehl-i İslam rüsûm ve kavidlerine ri’âyet kılınarak ehl-iiyal ve evlâdlarının ırz-ı namuslarına edna ta’arruz vukû’u tecviz olunmayacakdır.



Salisen : Emlâk ve eşyalarına bir gûne zabt ve tasarruf sûreti zuhûra gelmiyecektir. Hattâ asâkirin idâresi içün mutezi olan zat ve zahireye varınca her nesne kaza ahâlilerinden peşin akçe ile satın alınacakdır. Yahût mu’tad olan vergülerine mahsûb kılınacakdır.



Râbian : Rusya Devleti’nin evâmir-i tenbihatına mûti ve mukâd olacak sancak beylikleri ke’l-evvel kendü kazasında icrâ –yı hükûmete memûr olarak uhde-i idârelerine muhavvel olan kazalar ahalileri haklarında hüsn-i nizâm ve adâlet-i levâzımını icra eyledikce şevket-penah İmparatorumuz ve Pâdişâhımızın himâyet ve inâyetlerine mazhar olacakları bi-iştibahdır.



Binâenaleyh siz ki, Acâra-yı Süfla mütesellimsiniz bu def’a tarafınıza ilan olunur ki şevketlü kudretlü veliyyü’n-ni’metimiz İmparator ve Pâdşâhımızın him’ayet ve inâyetlerine nâil olmak hâhişinde iseniz iş bu buyruldumuz vüsûlü anda ke’l-evvel Acara-yı Süflâ Mütesellimi nasb ve ibkâ olunmanız için kazanızın idâresine dâir lâzım gelen vesâya ve tenbihâtı cenâbınıza itâ eylemek içün Ahıska’ya gelmeniz vacibâtdandır. Ancak eğer hilâf-ımemul gelmekden mücânebet edübizhar-ıteennüd eder iseniz hükümetinizden azl olunacağınız ve yerinize diğer bir muktedir ağa nasb olunacağı ve nasb olunacak beyin gerek hanedanınızı ve gerek tarafımızdan sadır olan evamir ve tenbihata muhalefet izhara cesaret edecek kimseleri kahr ve tedmir içün asakir-i vafır ile kazanıza gönderileceği ma’lûmunuz olmak zımmında iş bu buyruldumuz tahrir ve ittibâ’ımız Mustafa Bey savb-ı izzet-i meâlinize tesyir kılındı.



An cânib-i Kont de İrevan

Ceneral an Chieff Paskeviç

Serasker-i Devlet-i Rusya




Osmalı Ordusu’nun Soğanlı Dağları tarafından kalması Gnl. Paskeviçi’i daha değişik plân yapmaya zorladı. Gümrü ve Ahalkelek üzereinden harekete geçen Ruslar, Kars Kalesini ele geçirdiler Bununla da Erzurum üzerine yapılacak bir seferin ilk denemesini yapmış oldu.



Ardahan, Erzurum’a giden önemli yol üzerinde idi. Ahıska’nın düşürülmesinden sonra , yine bu tarihlerde , Ardahan’da Gnl. Paskeviç’in emri ile ele geçirilmişti. Acaralılar da durumun epey tehlikeli olduğunu görmüşler, tercihlerini bir kere daha Osmanlı tarafından kullanmışlardı. Ordu Komutanının emri ile Ardahan üzerine yürüyen Muravyev, Ardahan önlerine geldiğinde Kars’dan gelen bir başka kuvvetde kaleyi almıştı.



Böylece, 22 Ağustos 1828’de, Ardahan, hiç mukavemet etmeden ele geçirilmişti. İlk İşgal acılarını tatmıştı. Bunda, galiba Ahıska’nın düştüğü feci durum rol oynamış olmalıdır. Zira, Rus dehşetinden korkan Ahıskalılar ilk göçlerini nasıl meydana getirmişlerse Ardahanlılar da canlarını kurtarmak için , bölgeyi ve nazlı yurtlarını terk etmişler, Oltu- Narman-Tortum üzerinden Erzurum’a gelen bir sel gibi akmışlardı.



1828 kışında Gnl. Paskeviç , St. Petersbur’da idi. Çar I. Nikolay görüşmelerde bulundu.Nihayeti ve hedefini Çar’a açıkladı. Hüsnü kabul gördü. En yetkili merciden Erzurum ve Sıvas’ı ele geçirme izni almıştı.



1829 yılında, Ardahan çevresinde savaşlar yine başladı. Hulo’da Hamşizâde Ahmet Bey yine ön plâna çıktı. Acaralılar, Nisan 1829’da , Posof yakınındaki Tsurtskab / Suskab Aşık Zülâli’nin oturduğu köyde, Hamşizâde Ahmet Bey’in başında bulunduğu Acaralı kuvveti ile yaptığı savaşta Ruslara yenildiler. Salih Paşa, bunu üzerine Hakkı Paşa’yı Posof’a yolladı.Türkler Ardahan içinden geçtiler. Bursov’un az sayıda ki kuvveti ile yine Suskab ‘da şiddetli bir çatışmaya girdiler. Acaralı kuvvet bu arada toparlandı ise de bu arada Rus Komutanı Muravyev’in emrinde bulunduğu üç tabur asker, bir ağır suvâri alayı ve bir alay da gönüllü olarak kuvveti ile Kars yolu takiben Ardahan’a doğru ilerledi. Osmanlı artçılarına baskıda bulundu. Şehri teslim alarak 2 Haziran 1829’ da, Ardahan’dan geçerek bir kere daha Hamşizade Ahmet Bey ve Hakkı Paşa kuvvetleri suskab’da Ruslara yenik düştüler.



Sadece Yanlızçam’daki Osmanlı kuvvetleri 8000 civârında idi. Bunlarda Ruslar karşısında dağıldılar. Bu sırada Paskeviç de Ardahan’a geldi ve kalede gerekli tedbirleri aldırttı. Sonuç vermeyen Hamşizade Ahmet Bey ve Hakkı Paşa kuvvetlerinin yenilgiyle sonuçlanması bile, yinede Rus hücumlarını üç haftalık bir sürenin Erzurum ve Sıvas’ı ele geçirme plânlarını geciktirmiş oldu.



Ağustos 1829 da ise Gnl. Osten – Saken , Ahıka ve Yalnızçam arasında güvenliği tam olarak sağladı. Ardahan’ın ümidi olan ve seraskerin oturduğu Erzurum ise beklendiği şekilde 25 Haziran 1829’da ele geçirilmişti. Acara yöresinde ise alışılagelmiş yağmur başlamıştı. Ruslar zor durumda kaldılar ve zorunlu olarak Ahıska’ya döndüler. Daha sonra Ardahan Kalesi’nin denize açılış noktası olan Batum da tehlikeye düştü. Hesse, 1829 Eylülünde 2500 Rus, 3000 Guria’lı ve 7 kadar top ile Ozurgati - Çürüksu yolu ile Batum Şehrine yürüdü. Ancak, karşı tarafın baskısı ve savunması Rusları şehre girmekten men edecekti. 1829 ’da Ardahan hemen bütün önemli merkezleri ile ele geçirilmişti. Kars ve Horosan arasındaki Soğanlı Dağları, Yeni köy, Zivin , Paskeviç tarafından istila edilmiş Hasan kale ve daha sonra Erzurum zapt edildi.



Acarlar ve Lezgiler, 1770 baharında Aspinza Savaşı’nda Gürcülere karşı şavaştılardı. Bu savaştan sonra, Ruslarla bir Anlaşma yapan Gürcüler, onlara Kafkasya’ya davet ettiler. Gürcü Krallığı, tacını, tahtını, kilisesini ve Tiflis Kutayıs arasından ibaret olan asıl Gürcistan ülkesini Ruslara bıraktı.(1810)



Gürcistan’a iyice yerleşen Ruslar burada durmadılar. Osmanlı’nın Navarin’de donanması yakılmıştı. II Mahmut’un Yeniçeri oçağını kaldırmasıyla yeni askerî teşkîlâtın kurulma çalışmaları devam ediyordu. Osmanlı devletinin bu durumundan yararlanmak isteyen Ruslar, bütün Kafkasya Hatta Anadolu’ya doğru harekete geçen Ruslar başarılı olamadılar. Nihayet , 1828 harekâtında Paskeviç’in komutasında ilerleyen Ruslar, Fırat nehrine kadar geldiler. Bu savaşlarda , Gürcüler ve Ermeniler, Rusların yanında Osmanlılara karşı savaşmışlardır .Acara halkı ise bütün muhaberelerde Osmanlı tarafında savaşmış ün yapmıştır.



Rusların eline düşen Ahıska’yı kutarmak için seferber olan Acaralı Milis Kuvvetleri, 1829 kışında, Yukarı Acara Kaymakamı Hamşioğlu Ahmet Bey’in ( Paşa ) Komutasında Ahıska üzerine yürüyüp, Şehri kuşattılar; başarılı olamayınca geri çekildiler. Acaralıların Ahıska’yı kuşatması bir kaynağa göre bu şekilde anlatılır:



Hamşioğlu Ahmet Beyin ( Paşa ) komutasındaki Acaralılar tarafından Ahıska’yı alması başka kaynaklarda daha değişik anlatılmaktadır. 1829 Şubatında Acaralılar, 15000 kişilik bir kuvvetle Ahıska’ya gelip daha önce Rusların başarılarına sahne olan kasabayı ele geçirdiler ve hırıstıyanları öldürdüler ; Bebutov ‘un savunduğu kaleyi hucumla alamayınca kuşattılar. Takviye alan Rus kuvvetleri karşısında 2. Mahmut’un fermenı ile Hamşizade Ahmet Bey geri çekilmek zorunda kaldılar. Ruslar, Çürüksu ve Acara’ya saldırmaya teşebbüs ettilerse de Acaralı Tuzcuoğlu ve Haznedaroğlu kuvvetlerinin savunması karşısında geri çekilmek zorunda kaldılar.



1829 yılı adeta Rus-Acar mücadelesiyle geçti. Sonuçta Ruslar Acara’ya giremediler. 1829 Mayısında Ardahan ve Acara üzerinden Ahıska’ya doğru yürüyen Türk Kuvvetleri, Posof’ta , Muraviyev ve Bourtsef’in birleşik Rus Kuvvetlerine yenildi. Bundan sonra artık Anadolu yolu Ruslara açılmış oldu. Haziran 1829 ‘da Hasankale, Temmuzda Erzurum Ruslara teslim oldu. On gün sonra da Bayburt’a girdiler; Şehri havaya uçurdular. Böylece Paskeviç’in ordusu Osmanlı devleti topraklarında 500 km’lik bir yol kat etmiş oldu. Bu savaşları en çetin bölümü Ahıska’da çeryen etmiştir.



14 Eylül 1829 tarihinde Ruslarla imzalanan Edirne Antlaşması gereğince savaş tazminatı yerine Ahıska ve Ahılkelek Ruslara verilmiş ; Kars ve Ardahan’dan itibaren diğer topraklar Osmanlılara bırakılmıştı. Böylece Ahıska’nın karanlık devri de başlamış oluyordu. Edirne Antlaşması , tarihimizin en ağır şartlarının kabul edildiği dönüm noktalarından biri sayılabilir. Zira Asya’da Ahıska’dan başka Anapa ve Poti Kaleleri , Avrupa’da ise Tuna nehrinin sol kıyıları elimizden gitmiş ; ayrıca Ruslara bir takım ayrıcalıklar tanınmıştı. Bu antlaşmanın ardından Avrupa’da daha bir çok yer kaybedilmiş ,Yunanistan Sırbistan ve Sisam adası elden çıkmıştır.



Paskieviç, 1831 Polonya ayaklanmasına karşı görev aldı. 1854 ‘te Silistre Muhaberesinde , bir Türk topunun mermisiyle ağır bir şekilde yaralandı.Bu yüzden baş kumandanlık görevinden ayrılma zorunda kaldı. İki yıl sonra da öldü.



Rus tarihleri Paskieviç’in Kafkas seferini, zafer olarak yazıyor. Hâlbuki bu sefer insanlık tarihinin en kanlı sayfalarındandır.


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Tarih

Gürcistan Taraf ...

Savaşın Patoloj ...

Çiçek Nene Kimd ...

Kültürünüzü Bes ...

Mesket-Türkleri ...

Nevruz Tarihçes ...

Şavşat Tarihi v ...

Karyatidler ...

Mesk - Kartvel ...

Yöremizde Tarih ...

Eski Çağlarda A ...

Gürcülerin Tari ...

Urum Türkleri ...

Gürcülerin Tari ...

Hazarlar ...

Gürcülerin Tari ...

Neden Resmi Tar ...

Maçaheli"nin Ad ...

Osmanlı Öncesi ...

Artvinin Kurtul ...

Kırk Yıllık Kar ...

Amerika Heyeti ...

Çoruh Havzası A ...

Şavşatlının Suç ...

Osmanlıda Gürcü ...

Cenubi Garbi Ka ...

Sakın ...

Güney Kafkasya ...

Güney Kafkasya ...

Güney Kafkasya ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6771 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları