Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
24 Kasım 2017 06:52

Şavşat
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Güney Kafkasya Tarihinde Hamşizadeler

Zafer Şenol / 24 Aralık 2005 18:12

Kısa Kesitler -III-



Acara ve Şavşat Sancağında Hamşizadeler




III. Bölümün Devamı....



1865 yılında Eyaletler yerine Vilayet teşkilatları kurulmaya başladı. 1871 yılında Erzurum Vilayet olunca Çıldır ise Sancak haline getirildi. Ardanuç ve Şavşat Çıldır Sancağına bağlandı. Şavşat Kaymakamlık idaresini ( Himşiaşvili ) Hamşizade Rifatlü Selim Paşa emrine almıştır.



Hamşizade Selim Paşa Ruslarla tekrar çatışmaya girmiş vücuduna şarapnel parçası değerek ağır yara almıştır. Amcası oğlu tarafından ( Osmanlı –Rus Siyasi Paşası olan ) Hamşizade Şerif Paşa tarafından Hula’ ya getirilmiştir. Hula‘dan da ( Himşiaşvili )Hamşizade Şarif Paşa oğullarından, ( Himşiaşvili ) Hamşizade Cemal Paşa ve Kardeşi Temur Paşa refakatında Şavşat’a getirildiği üç,üncü gün 1868 yılında şehit olmuştur.



Şavşat Kaymakamlığı ( Himşiaşvili ) Hamşizade Selim Paşa’nın kardeşi Kol Ağası ( Himşiaşvili ) Hamşizade Şâkir Bey yönetiminde kaldı. ( Himşiaşvili ) Hamşizade Şâkir Beyin Hastalanıp vefatından sonra da Ardanuç Kaymakamlığı Kaza oldu. Şavşat’ta Nahiye olarak kaldı. Ardanuç kazasına bağlandı. Muhtelif zamanlarda Hamşizade Nuri Bey ve ( Hamşioğulları ) Hamşizadelerin yönetiminde de kaldı.



Şavşat’da Hamşizâde Abdullah Paşa’ nın yaptırdığı, Ruslar tarafından yakılan ve yıkılmış olan temel üzerine Hamşioğlu Nuri Bey’in yaptırdığı Söğütlü Medresesi ;



Hamşioğlu Nuri Bey yörede ki göç hareketini önlemek, Milli Kültüre sahip, bilinçli eğitimli ve kurtuluş mücadelesine yetişecek gençler için Kuçen ( Kocabey ) köyünden Müderris-Şair Mehmed Recai Efendi’ yi bu medresede Müderrisliğine getirtmiştir. Hamşioğlu Nuri Bey çok yönlü vatan sever aydın bir kişi idi.



Tavuk – Civciv parolası Hamşioğlu Nuri Beyin yaygınlaştırdığı kendi gizli parolasıdır. Halktan uyanık kişilere ‘’ Her evde insan sayısı kadar tavuk beslenmesini , her tavuğun civciv çıkarması için de 50 ‘şer yumurtanın hazır tutulmasını ‘’ tavsiye etmiştir. Bu paroladaki Tavuk ve Civciv silah ve cephaneyi ifade eder.



O yıllarda halk arasında dolaşan Hamşioğlu Nuri Bey’i görevlendirdiği kişiler, görüştükleri güvenilir her kişiye ‘’ Kaç tavuğun var ? Kaç ciciv çıkardı? ‘’ gibi sorular sorup , Kurtuluş mücadelesi için hazırlıklar yapılırdı. 11 Kanun evvel 1823 ( 24 Aralık 1877 ) tarihinde ( Hamşioğulları ) Hamşizade Behlül Bey Şavşat Merkez Nahiye Müdürlük görevini yürütmekte idi.



Osmanlı- Rus ve Kırım savaşlarıyla oluşan olaylar Çarlık Rusya idaresinin başlamasıyla esaret yılları da başlamış oldu. 24 Nisan 1877 tarihinde Ruslar Kars,Ardahan ve Batum’u işgal etti.



Hamşizade Behlül Bey’e Ardahan Rus Naciliğinin ( Kaymakamlığının) ilk beyannamesi çok önemlidir. Ruslar ; Şavşat, Artvin , Ardanuç kazalarına savaşıp girip alamadıkları halde Ayastafanos anlaşması gereği bu kazalardaki halka korkutucu hükümler salmaya başladılar. Ardahan Rus Nacaliğinin ( kaymakamlığının ) Beyanlarında yerli gönülleri ve ileri gelen fedailerimizin silahlarını bırakmak istemektedirler. Ardahan ‘nı alan Ruslar “Okro Nacalik” idare organları (Sancak Mutasarrıflık Kaymakamlığı Şavşat ve Ardanuç halkına çarpışmalardan vazgeçmeleri tavsiye ediliyor korkutucu yazılar yayınlıyorlar.



Bazen de esir ahaliye güzel öğütler verip görünüş tatlı vaatlerle halkı kazanmaya çalışıyor kendilerine karşı savaş açmış fedailere (Vahşilik) sıfatını takmışlardı. Aslında Rusların; Artvin , Şavşat , ardanuç’ un ilk işgal günlerinde savunmadan yoksun insanlara yaptıkları zulüm ve kan dökme olayları unutulmamalıdır. Şavşat, Ayastafanos ve Berlin müdahelelerinden önce eskiden beri nahiye müdürlüğü yapmakta olan Hamşizade Behlül Beye “ Şavşat Nahiyesi Müdürlüğüne “ Başlığı adı altında yazılı 11 kanun evvel 1923 (24 Aralık 1877) tarihli “ Ardahan Okroz, Nacilik “ imzasını taşıyan ilgi çekici bir yazı aynen yazılmıştır.



“ Rus Devleti ordusunun bu havaliye Vurudu ve Duhulü 7-8 aydan ibaret olup ardanuç kazasının muavene, askeri, hane ve ırz-u iyalinin muhafaza ve hizmetini ifa etmek üzere bulundukları mahallerden ricatle hanelerine avdet eyledikleri taahhuk etmiş ve Şavşat naiyesi ise mekür Ardanuç kazası Misillü Rusya Devletini emr-ü idare ve taht-ı inzibatına alınmış iken mavene askerlerinin ek serisi silah endaz olarak bulundukaları mevkide mukabele eylemek arzusunda oldukları istima olunmuş ( duyulmuş ) ve bu hal ise kendileri rençber ve fukara güruhundan olup ırz-u iyal ve hanelerinin terki ile silah- bedest ( silah elde ) olmaları ileride kendilerini fenai mucip olacağından başka familye ve hanelerince ( hanedan ) dahi büyük fenalığı müstevsip ( gerçekleştirilmiş ) olacağından oralarına muhteç olmaksızın zabiten ( subaylar ) ve neferanının (erlerinin ) hanelerine iadeleri her ne sebebe bağlı ise ( naiyedeki ) hanelerine meclisce esbabına teşebbüs ve mübaderetle ( başlanıp) keyfiyetin tarafımıza işağrı veyahut tebligat-ı lazime ( gerekli duyuru ) ifasından sonra yine hanelerine gelmedikleri suretle bedehu ( sonradan icabına bakılmak üzere o misillü kesanın ( o gibi kimselerin ) esani ve şöhretlerini mü beyyin binbaşıdan efarınına varıncaya kadar defter-i muvazzah eserini ( açık seçik defterlerinin ) hemen 2 gün zarfında tarafımıza iş ağırına mübaderet ve hilaf-i hal ve hareketten mubaadet (uzaklaştırma ) eylemleri siyakinda ( konusunda ) işara , iptidar kılındı “.



Ruslar yine aynı aynı tarihli imza ile Ardahan’dan Hamşizade Behlül Beye 2. bir Beyannamesinde ise;



“Şavşat nahiyesinin ( Ûmera ) Beyler ve Hanedan ve bil’ umum ahali ve mutebarını ( itibarları ) şu vechile Beyan ve ilan olunurki :



“ Rusya devleti iş bu havaliye mlik ve mutasarrıf olduğu hayli müddet isede ardanuç ve Şavşat kazalarının emr-ü inzzibatına hasb-el gavail (gaileler) dolayısıyla şimdiye kadar mübaderert etmemişti ( başlamamıştı )bu kerremürrettep ve mükemmel bir ordu ile kumandan ve askeri cenaret asaletlü Kamarof Hazretleri merkezi kazamız olan Ardanuç kazasına muvasalet ederek ( ulaşarak ) bu günler dahil ileriye hareket eylemesi müsamen ve memül ( kararlı ve umulur ) bulunmuş ve mezkür Ardanuç kazasının memuri ve hanedan ve ahadisi ise bila zahmet ve lameşakket ( zahmetsiz ve sıkıntısız ) mukteza-yi dirayet ve medeniyetleri icabınca resme-i mutaavatklan ( itiat ve bağlılık töreni ) ifasında bulunarak cümlesi emr- ü asayiş ( güvenlik ) ve istirate nail olmak emel ve eftarında oldukları anlaşılmış ve Şavşat ise mezkur Ardanuç ve Ardahan kazaları meyanında ise de bir tarafı acara ve Maçahel kazalarına kurp ve civar (akın ve komşu ) olup şayet zikr olunan Acara ve Macahel ahalisi misillü hal-ı vahşiyet ve nadani 8 vahşilik ve canilik ) yolunda bulundukları halde ilerüce her zahmet ve meşakette düçar olacakları emr-i bariz ( açık ) idi günden oralardan mücanebetle ( sakınarak ) herkes mal ve can ırz-ı namusunu viyakesi ( korunması ) esbabına mübaderet eylemek ( başlamak ) herhalde haklarında mucip-i istirahat ve menfaat olmak üzere izzetlü ( Hamşizadelerden ) Selim Bey zade Rifatlü Behlül Bey maı imerhev mekur Şavşat nahiyesi müdürlük vekaletine naspu tayin kılındığı gibi naip ve azaların dahi yerli yerince ibkalarına bırakılmalarına kara verilmiş olduğu cümlenizin malumları olduğundan ............”



Bu Beyannamenin bir yandan halkı korkutup sindirmek bir yandan Rus idaresine ısındırmak için tatlı dilli aslında tehdit edici cümlelerle doludur.



1877—1878 Osmanlı-Rus savaşı ‘’ Doksan üç Harbi ‘’ diye bilinen savaşta Osmanlıların yenik düşmesi neticesinde 3 Mart 1878’de imzalanan Ayastafanos anlaşması gereğince savaş tazminatı olarak Kars, Ardahan, Batum Ruslara terk edildi. Şavşat, Ardanuç, Livane, Borçka, Hopa’nı Kemalpaşa bucağı sesiz bir şekilde Ruslar tarafından işgal edildi. Bu bölgelerin kaderi 13 Temmuz 1878 ‘de imzalanan Berlin anlaşması ile kesinleşmiş oldu.



Rus Hükümeti zamanında ( Hamşizade ) Hamşioğlu Behlül Bey’in vefatından sonra Satlel İştarşınası olarak Nahiye müdürlüğünü görevini 10 yıl kadar Yusuf Bey (Azapağası ) Yürüttü.



Bölgelerden Milis güçlerle Ardahan savaşı sonucu Ardahan alınmış ve bir miktar Ardahan da kuvvet bırakıldıktan sonra geriye dönen Şavşat milis güçleri Şavşat’a geldiklerinde Satlel’in Ruslar tarafından sarılmış Şatonun alındığını görmüşlerdir. Milis Kuvvetleri komutanı olarak Hamşizade Ramiz Bey ile Şavşat Milis Komutanı Hamşizade Nusret Bey Morğel’e gelerek Satleli ve Şatoyu izlemek için Satlele bakan yamaç ve ormanlara gizlenmişlerdir.



Şatodaki bir hizmetli tarafından Rus Gobornat’ına 300 Manat para karşılığı ispiyon etmiştir. Bu olayla ilgili Rahmetli Nevzat Bey ile Müftü Süleyman Özbek Bey’in anılarından bahsetmek istiyorum.



Hamşioğulların’dan Ramiz’in kardeşi Nusret Bey yaralıyken yanında olan Vantalı Cakellerden Şevki Bey ile Atabeklerden Nevzat Bey, Ramiz Bey’e sorarlar etrafımız sarıldı şimdi ne yapalım. Ramiz Bey ; yapabileceğimiz hiçbir şey yok, kaçıp kurtulabilenler kaçsınlar kurtulsunlar teslim olmamaya gayret etsinler. Ben kardeşimi bırakıp kaçmayacağım. Allah’ın ilahi takdiri böyle imiş. Babamızın içtiği şehitlik şerbetinden içmek biz de nasipmiş. Biz teslim olmayacağız kardeşimi de yalnız bırakmayacağım. Nusret Bey ısrarla ağabey ben yaralıyım sen yine de kaç kurtul ne olur derken , Ramiz Bey kardeşine, Ben burada seninle beraberim senin yanındayım. Arkadaşlarımda ya şehit olacaklar yada kaçıp kurtulacaklar ileride onlara memleketimizin ihtiyacı olacak teslim olmasınlar. Şevki Bey yanında ki Atabeklerden Nevzat Bey’e dönerek derki Nevzat Bey Bende bu şehitlik şerbetinden içmek istiyorum. Arkadaşlarımıza söyle kaçabilenler kaçsınlar derken Nevzat Bey de o konuşma anında kurşun yemiş yaralanmıştır, yaralıyken mevzideki arkadaşlarının yanlarına giderek onlara kaçmalarını söylemiştir. Onların içlerinden çatışmaya devam edenler olmuş , yaralıyken kaçamayanlar teslim olmak zorunda kalmışlardır. Ramiz Bey , Yaralı olan Nusret Bey ve Şevki Bey , Rus birliklerine karşılık verilip çatışma başlayınca Rus Birliği bunların bulunduğu yere doğru yönelip çemberi daraltmışlar ve çatışma bunların üzerine doğru yönelmiştir.



Burada çatışmanın uzun sürmesi dolayısıyla diğer arkadaşlarının kaçıp kurtuluşlarının bu sayede olduğunu Atabekler’den Nevzat Bey anılarında duygulanıp bu olayı aynı heyecanı yaşı yarak detayıyla anlatmıştır.



Müftü Süleyman Özbek Bey de en önemli etkilenmiş olduğu bu olayla ilgili yaşadığı anısını Hamşi Beylerinden Şahap Bey’e dedesiyle ilgili olayı şöyle anlatmıştır.



Hamşioğlu Ramiz ve Nusret Bey ile Vantalı Cakeller’den Şevki Bey’in vücutları delik deşik olmuş adete kalbura çevrilmiş olarak bir Hızek ( Öküz Arabası ) üzerine atılıp sizin Şavşat / Satlel de ki Şehit olmuş olan büyük dedenizin yanına rifatlü Selim Paşa’nın yattığı aile mezarlığınıza getirdiler.



Ben bu şehitlerin ayak ucunda yere diz çökerek duamı ettikten sonra arkamda Hamşizade Nokta Hanımla Fitnat Hanım duruyorlardı. Başımı geri çevirerek başınız sağ olsun dediğimde, Nota Hanım Elini omuzum’a vurarak Vatan Sağ olsun kardeşlerimiz feda olsun dedi. Şehit Selim Paşa’nın oğullarından olan Ramiz ile Nusret Bey ile Vantalı Şevki Bey’in cenazeleri hiç unutamadığım aklımdan çıkmayan üç cenaze yıkamış oldum. Bu cenazeleri yıkadığımda ağzımdan çıkan her bismillah o üç şehidi hatırlatır. Bu üç şehidi yıkamak da bana nasip olmuştu. Bu şehitlerin bedenlerini yıkarken elimle vücutlarını sağa sola döndürmek istediğimde sanki birileri bana yardımcı oluyordu. Ne tarafa döndürmek istesem dokunmamla birlikte o tarafa doğru dönüyorlardı o kadar hafiftiler. Bunların üçün dede aynı olayı yaşadım. Durmaksızın bismillah, bismillah diyerek hep tekrarlıyordum bu durum hiç aklımdan çıkmıyor. Çocuklarıma da vasiyette bulundum. Bu Şehitlik aile mezarlığınızda sizlerden yaşlı söz sahibi olan aile efradınızdan, birilerinden izin alınarak beni bu şehitlerin bulunduğu mezara gömün en büyük isteğim ,vasiyetim bu dur .



Hüseyin Özbek Bey tarafından Ankara’da bulunan Hamşizade Feryal Hanım’a telefonla görüştükten sonra izin alınmış daha sora mektup yazılarak teşekkür edilmiştir. Mezarı Satlel şehitlik mezarlığındadır. Böyle bir zaddın bizim mezarlığımızı tercih etmesi Hamşizade torunlarını olarak bizleri de onurlandırmıştır.



Morgel’de Rus Suvarisi tarafından ormanda etrafı sarılarak çatışmalar sonucunda Hamşizade Ramiz Bey ve Nusret Bey Kardeşlerin şehit olmaları Şavşat’ta yönetim boşluğunu oluşmuştur. Şavşat yönetiminin boşluğunun doldurulması için 1915 -1916 yılları arası ( Hamşioğlu ) Hamşizade Râmiz Bey’in Eniştesi olan Fuat Atabeg Şavşat’ta yerli bir Hükümet kurdu.



Bu yerli Hükümet yönetimi gönüllü savaşçıların moral güçlerini kuvvetlendirmek yolunda yeni güçler oluşturarak Kaymakamlık görevini yürütmüştür.



Türk kuvvetleri bozulup Melo- Damlakürün çizgisine çekilince, yerli gönüllüler ve bunların abaşındaki yiğit Milis kumandanlarının elinden kurtulduklarını gören Artvin ve Çevresindeki Ermeniler ‘’ fırsatı ganimet bilerek ‘’ Rus Hükümetinden tahkikat istediler. Kafkas Genel Valisi Voronzof Daçkof gibi Türk Düşmanı ve İntikamcı yüksek Rus memurları da bu Tahkikatı gerekli görüp kalan bir avuç silahsız insanı cezalandırmak suretiyle sindirmek istemişlerdir.



Ermeniler, Rus hükümetine müracaat ederek tahkikat heyeti isterlerken Tiflis Ermeni Cemiyeti, Türkiye’nin doğu illerindeki Ermenileri bir yere yerleştirmek teşebbüsünde bulunuyordu. Tiflis Ermeni Piskoposu Mesrop, Kafkas Valisi Voronzof Daçkof ‘un eşi olan Ermeni kadınının vasıtasıyla , Rus’ yaya karşı silah çektikten sonra Türkiye’ye göçen Türklerin arazilerine bu Ermenilerin yerleştirilmesini ( Selahiyetli ) kocasına teklif etti.



Daçkof bu teklifi uygun bularak derhal Artvin’e ve Ardahan çevrelerine birer tahkiklat heyeti gönderdi. Bu heyet Artvin’e gelmeden evvel, Tiflis Ermeni azasından biri, Artvin, Ardanuç, ve Şavşat çevrelerini dolaşıp, Ermenilere gerekli direktifleri vermişti.



29 Nisan 1915’te Artvin’e gelen heyet tahkikata girişti. Üç ay süren bu tahkikat sonunda, bu havali Türklerinin tamamıyla ‘’ vatan haini ‘’ ( ?) oldukları, 840 kişinin de Ermenilerin katli ile ilgili bulundukları ( ?) kanaatine varılmıştı.



Ruslar Şavşat’ta halkın ileri gelenleri vatan hainlikle suçlamışlar ve yargılamışlardı. Verilen cezalar idam, sürgün ve uzun süreli hapistir. İdam edilen ise Sinkotlu Ahmet Ağa’dır. Sibirya’ya sürgün edilenlerde Şavşat’tan Atabekoğlu Fuat Bey ve oğlu Musa ( Atabek ), Satlel ( Söğütlü ) mahallesinden Molla Sarıoğlu Şükrü, Vanta (Elmalı ) köyünden Mustafa oğlu Buran. Bu iki sürgün oralarda kaybolmuş gitmiş, Fuat Bey oğlu Musa Bey 1917 Rus ihtilali’nden sonra kurtulup Şavşat’a dönmüşlerdir. 4 ile 18 sene arası hapis cezası ile cezalandırılanlardan isimlerini tespit edebildiğimiz kişiler de şunlardır :



1- Artvin’den Gedik oğlu Ali Usta .



2- Artvin’den Mola oğlu Kâzım Efendi. ( Halit Bey’in Melo’dan cerrah doktoru iken esir düşmüştü.)



3- Artvin okumuşlar köyünden Osman Efendi.



4- Süvet ( Seyitler ) köyünden Teşkilât-ı Mahsusa’dan ( diğer ) Kadir Ağa.



5- Vazriya 8 Vezirköy ) köyünden Çaloğlu Süleyman Ağa.



6- Bianat ( Dokuzoğlu ) köyünden İmam Hafız Efendi ( Teşkilat-ı Mahsusa’dan).



7- İşhalbir ( Kalburlu ) köyünden Ellidirhem oğlu Hafız Efendi.



8- Sirya ( Zeytinlik ) köyünden Kâşif oğlu ( Keşoğlu) Yusuf Ağa. ( Teşkilat-ı Mahsusa’dan)



9- Şavşat Mokta ( Savaş ) köyünden Ali Ağa.



Tevkif edilmek üzere aranan Murgullu İmamızâde Mehmet Efendi ( Mehmet Edip Dinç ) daha önce Türkiye’ye geçtiğinden yakayı ele vermemişti. Yine Teşkilat-ı Mahsusa’ya bağlı ve Rus Hukumet memuru Ardanuçlu Müker ( Tepedüzü ) köyünden Nazım Efendi ise kendisinden şüphe edilmediği için tevkif edilenler arasında yoktu.



Ardahan Tahkik Heyeti ile Artvin Tahkik heyetin raporları Rusya Heyet-i Vekilisi’ne verildi. Yapılan Teklif : Ardahan, Artvin muhitinde kalan ve göç edenlerin ileride yurtlarına dönecek olan Türk ahalisinin Sibir’ya sürülmesi, onların yerine Ermenilerin yerleştirilmesi şeklinde oldu.



1915 Ağustosu’nda Rus Vekiller Heyeti durumu müzakere ederek Voronzof Daçkof’un teklifini uygun buldu ve tatbikini kendisine emretti.. Daçkof’da muamelesini Batum Valisi’ne havale etti. Sonunda yine Daçkof’un emri üzerine Batum’da Rus Harp Divanı kuruldu. 840 kişilik listede adı geçenlerden aranıp bulunanlar tevkif edildi. Bakü’deki Türk avukatları bu durumu öğrenmişler, derhal Tiflis’e gelip gerekli temaslara geçmişlerdi. Bu avukatlar Batum’da tutuklu bulunan Türkleri parasız olarak savunma kararı almışlardı. 10 Gün süren bu mahkemeler sırasında bir çok müdafaalar yapıldı. Şüphesiz bu savunmalara rağmen mahkeme neticesinde sanık sandalyesinde oturanlar 72 Türk cezalandırıldı.



Bunların cezalandırılması aslında mahkemeden evvel Tiflis’te kararlaştırılmıştı. Cezalar idam, sürgün ve uzun süreli hapistir. Ardahan baskınında yaralı olarak ele geçen Sinkot’lu Ahmet Ağa idam edilerek şehit edilmiştir. Savunmalarında muvaffak olamayan avukatlar Batum’dan Tiflis’e giderek orada Azerbaycan ve Acara Beylerinden bir kısmını gizli bir toplantıya davet ettiler.



Bu toplantı sırasında avukatlar, görülen haksızlıkları; Daçkof’un Ermenileri iltimas ettiğini ve Heyet-i Vekile kararı gereğince Türk Ahalisinin Sibirya’ya sürüleceğini söyleyerek, buna karşı lazım gelen tedbirlerin alınmasını rica ettiler.



Çok heyecanlı gecen bu toplantı sonun da üç murahhas seçilerek bunları Tiflis yakınındaki Borcum’da bulunan Rus Çarı’nın amcası Mihail Aleksandroviç’e gönderdiler. Aynı zamanda Acaralı Hamşioğullarından Temür Bey ( Paşa )’in aracılığı ile Acaralı ihtiyarları dahi Borcum’a göndererek bu mevzuda Mihail Aleksandroviç’e dilekçe dilekçe verdiler. Bunun üzerine Aleksandroviç,Petersburg ‘a gidip Çar Nikola’ya Kafkasya’daki durumu açıkça anlattı. Çok vakit geçmeden Çar, maiyetinden itimat ettiği General Yolicin ‘i tahkikat için Batum’a gönderdi. Bu tahkikat neticesinde Daçkof Genel Valilik’ten alındı ve yerine Çar’ın amcası Nikola Nikolayef tayin oldu. Heyet-i Vekiliye’nin kararı da hükümsüz kaldı.



1917 Mart ihtilalinden bir ay geçmeden ``Bakû İslam Cemiyeti Hayriyesi``başkanı Karabağ (Zengezor)'lı Dr. Hanzâde Husrev ve Muallim Karaşarlı, Nazarilioğlu İsmail Rıza Beylerin fikir yardımı ile Azgur, Ahılkelek, Ahıska, Hırtıs, ve Kobliyan ilçelerinde Millî-Teşkilat kuran Yerli Türklerin öncüsü olan O.Server Atabek, Anadolu cephesinden çekilen ve Bolşevik'lik yüzünden evlerine dönen Rus ordu birliklerinin elindeki silah ve cephanenin 1917 güzünde Ermeni ve Gürcüler gibi askerlik yapmış ve her sınıftan asker, subayları bulunan Hristiyanların eline büsbütün geçmemesi ve Türklerin de silahlanması için düzenler hazırlandı.Yiğit Azgurlular, yerli çeteleriyle Azgur Boğaz'ını keserek, Tiflis'e çekilmekte olan bir Rus Alay'ının bütün silah, cephane ve mühimmatını defterle teslim aldılar.Bununla kuzeyden gelecek Gürcüler'e ve Ahılkelek ile Ahıska içindeki çok olan Ermeniler'in kıpırdanması ile Kars üzerinden gelecek Taşnaklılar'a karşı kendilerini korumaya giriştiler.



Mühendis Server Bey çok sevilip sayılan atalardan gelme pek geniş ölçüde güvenilen ve Ahıska'nın en saygın kişisi olarak servetinden yüz binlerce lirasını harcıyarak Millî Teşkilâtın silahlı düzenini kurdu. Posoflular'dan Milisler hazırlandı.Ardahan Sancak'ının da Ahıska ve Ahılkelek Sancakları ile birlikte kendisini korumasına ve millî birliğe çok gayret etti. Bu bakımdan 1917 sonlarında eski Atabekler Yurdu'nun Kür Irmağı bölgesi bir araya getirilmiş ve Gürcüler ile Ermenilere karşı Atabek Server Bey başçılığında millî birliğimiz kurulmuş oluyordu.



Ahıskalılar'dan başka, Posof'dan önder İnsan Khamşioğlu Arslan Bey ve Ardahan'dan Dikanlı Hafız efendi en büyük yardımcı ve destekleyicileriydi. 1917 sonlarında Tiflis'te ( Azerbeycanlı-Gürcü-Ermeni'den ) üçlü seym hükümeti kurulunca, Atabekli Enver Bey Ardahan Sancağı devlet Mümessili ( Milletvekili ) seçilerek oraya gitmiş, bölgenin idaresi büsbütün yerli Türklerin eline geçmişti. Artvin'de de ``Sedây-i Millet Grubu Reisi``olan oradaki Atabekler'inden Şakir Bey Çoruh bölgesinin başı olmuş; Ardanuç'dan Tevfik Ataman ile Şavşat'tan Kâmil Hoca kendisine yardımcı olmuştur.



Azerbeycan Kolordusuna bağlı olarak merkezi Abastuman'da bulunan 8. Müslüman Alayı kuruldu.Başında Kaçkarlı Prens Seyfi Mirza Bey'in bulunduğu bu alayın 1918 başlarında taburları Azgur ve Kobliyan'da kurularak Yerli Türkler'den 120.000 asker alınmış ve alayın ``Askeri Komserliğini`` Server Bey üzerine almıştır.



Kafkasya bölgesinde yayılmış geniş tarihi derinlikleri olup hüküm sürmüş olan soylu Hamşi Beyleri'nden bölgede sevilip sayılan etkin Dugor ( Posof )'tan fedakar Hamşioğlu Arslan Bey başçılığında 800 Posoflu'yuda Cete / Milis olarak kendi parasıyla hazırlanmıştır.



3 Mart 1918 Brest-Litovsk Antlaşma'sını tanımak istemiyen ve Erzurum'dan 12 Mart'ta bozularak çekilen Taşnak Ermenilerin Güle'den Ardahan üzerine baskına yeltenmesi ve Ur köyündeki Ermenileride ayartmasına karşılık Ardahan'dan yine soylu Hamşi Beylerinden meşhur Celâl Bey ve Khocuvan'ın Tikoş köyünden yiğit Gülizar oğlu Abdullah Bey idarelerinde oluşturulan yerli çetelerin Ardahan içinde ve Ur' daki Ermenileri temizleyip Göle'den gelen Ermeni baskınını da geri püskürtmüşlerdir.



Bu sayede derhal Atabekli Server Beyin Mart sonlarında Azgurlu Efrayim Efendi ile Ahıskalı Hocası Ömer Faik Efendinin yeğeni Bibinoğlu Ahmet Cevdet Beyi, Hopa'da Eyüplü Deli Halil Beye temsilci göndermiş 8.alay ve çetelerle Ahıska ile Ardahan'ın Yerli Türkleri elinde olup ve ordumuzu beklemekte olduğunu bildirmiştir. 1917 Yılında Rusya da gerçekleşen Bolşevik ihtilalinin etkisiyle Ruslar bu bölgelerden kendiliğinden çekildiler. 40 yıl süren bu hasret nihayet 3 Mart 1918 ‘de onaylanan Brest Litovsk anlaşması gereğince Yapılan ‘’Halk oylaması’’ neticesinde özgürlüğüne kavuştu.



27 kasım 1918’de Batum, Artvin, Borçka, Ardanuç ve Şavşat’ta işgaller devam ediyor İşgal kuvvetleri komutanı bölgede ileri gelenleri, elebaşılık yapanları birer birer tesbit ederek, bütün köy ve evleri didik, didik arıyorlardı. Erkekleri bulamayınca kadın, çocuk ve yaşlılarını hapsediyorlardı. Takip edilenlerin başında ise Halit Bey, Nuri Paşa, Şavşatlı Zihni Ural Şindoban çiftliğinde zaman, zaman saklanan Filibeli Hilmi Bey ile kayın biraderi ( Hamşioğlu ) Hamşizade İsa Bey, Borçka’dan Kabaoğlu Osman Nuri Bey, Pasof’’tan Kara İmam vardı.



Şavşat, Ardanuç, Artvin, Borçka, Hopa’nın Kemal Paşa yöresi 17 Aralık 1918 – Nisan 1920 arasında İngilizler, arkasından Gürcüler işgallere başladı.



TBMM’nin açılması ve Oltu Mebusları ile Batum Mebuslarının Türkiye Hükümetine katılma kararı alınmış bu karara göre 11 Mart 1920’de Oltulu “mühtahib-i sâni” (ikinci seçmen) ler Tahir Beyzade Yasin ile Hamşizade Rüstem Beyleri İstanbul Meçlis-i Mebusan’ ına milletvekili seçtiler. Bu seçim Oltu Belediye Meclisi ve Şûra Hükümetince de onaylandı. Amaç, Oltu’yu kısa yoldan ve resmi kanallarla Türkiye’ye ilhak etmekti. Bu seçimle ilgili belge aşağıya çıkarılmıştır.



Oltu şûra Hükümetinin 99 numaralı ol babdaki emri mucibince icra kılınan işbu intihabatın usûlüne muvafık olarak yapıldığını tasdik eyleriz. 11 Mart 1336 (1920)




Belediye Reisi


Âza Âza Âza
Hüseyin Şevket Şevket Mahmut



Oltu belediye Heyeti tarafından tasdik edilen işbu intihap nâme Şurâ Heyeti tarafından dahi tasdik kılınmıştır.



11 Mart (1920)

Oltu Sancağı Şurâ Hükûmeti

Heyetten

Reisi

Hâkim Üş Şer’i

Yusuf Ziya Yakup Sabri

(Mühür) (Mühür)



Âza Âza Âza Âza Âza

Ramiz Bey İzzet Bahri Ahmet Naci Mümtaz Cahit


(Mühür) ( Mühür) (Mühür) (Mühür) (Mühür)



Şûra Kâti-İ Umumisi






İntihapnâme



Bizler, Elviye-i Selâse’nin merkez-i idare ve faaliyeti olup yetmişsekizbin nüfus-ı islâmiyeyi havi Oltu Sancağının müntahib-i Sânileri bulunduğumuz cihetle, ol babdaki nisbet-i kanuniyye ve idare-i âdile-i meşrutaya binaen ekseriyet-i ara ile Hamşizade Rüstem ve Tahir Beyzade Yasin Beyleri meb’us intihap eyledik. İnikad-ı irade-i seniyye-i cenâb-ı tacidar-ı azamiye iktiram eden Türkiye Meclis-i Âli-i Teşriyesinin aza-i asliyesi meyanına kayıt ve kabul buyrulması niyaz ve istirhamatımız cümlesindendir. Anavatana olan, irtibat-ı kavimizi teyid ve takviyeye matuf ve idare-i meşruteye tevkifen hukuk-ı milliyetimizin helalden vikaye ve tevdin ve temsiyetini nâtık nushateyn olarak iş bu vekâlet ve intihapnamemiz mir-i mumaileyhlere ita kılındı.12 Mart 1920’de Oltu Milletvekilleri Tahir Beyzade Yasin (Haşimoğlu) ile Hamşizade Rüstem Beyler Meclis-i Mebusan’a katılmak üzere İstanbul’a hareket ettiler. Yasin (Haşimoğlu) Bey aynı zamanda, Avrupa’da yapılacak sulh konferansına Türk heyeti ile birlikte katılma ve Oltu Şûra Hükûmetini temsil etme yetkisini de taşıyordu.



16 Mart 1920’de, Oltu Milletvekilleri Erzurum’da İstanbul’un İtilâf Devletleri’nce işgal edildiğini ve Meclis-i Mebusan’ın dağıtıldığını öğrendiler. Bunun üzerine Vilâlyet-i Şarkiyye Müdafaai Hukukî Milliyye Cemiyeti üyeleri ve 15. Kolordu Komutanı General Kâzım Karabekir ile görüşmeler yaptılar. Görüşmeler sonunda İstanbul’a gitmekten vazgeçildi. Yeni kurulacak olan Hükümet hey’etine katılmak üzere beklemeye karar verildi.



Erzurum’dan Hamşizade Rüstem Bey Oltu’ya döndü. 23 Nisan 1920 de T.B.M.Meclisi Ankara’da toplandı.Oltu Şûra Hükümeti Erzurum’da kalan Yasin Bey T.B.M.Meclisine katılması için Ankara’ya gönderildi. 17 Mayıs 1920’de Yasin Bey T.B.M.Meclisine katıldı. T.B.M.Meclisi onu Oltu Sancağından Millet vekili olarak kabul etti.Oltu’nun anavatanla birleştirildiğini Mecliste kararlaştırılarak ilan edildi. AynI oturumda Oltu Sancağı Şûra Hükümeti Reisi olan Yusuf Ziya Bey’i de T.B.M.Meclisinde alınan kararla Oltu da olan Yusuf Ziya Beyi Mutassarrıf olarak Oltu’ya ataması yapıldı.



Oltu Hükümet-i Muvakkatası 17 Mayıs 1920’de kendi kendini feshederek TBMM Hükümetine katılma kararı almıştı. TBMM ‘NİN 17 Mayıs 1920 ‘de yaptığı birinci açık , ikinci gizli , iki celse ile Oltu hükümetinin TBMM’ne katılması oy birliği ile kararlaştırılmıştır. Oltu Mebusluklarına da Yasin Haşimoğlu ve Haşizâde ( Hamşioğlu ) Rüstem Beyler seçilmiştir. Oltu’nun Anavatanla bütünleşmesi TBMM’nin Mabusların ve Bütün Türk Milletinin moralini yükselmiştir.



Elviye-i Selâse’nin meb’ûsları TBMM’ne katılmaya ve sonraki günlerde de devam etmiştir. Oltu Mebuslarının Ana vatanla bütünleşmesinden sonra Edip, Ahmed, Akif ve Fevzi Efendilerde Mayıs ayında yapılan Batum ve mülhakâtında meb’ûs seçildiler.



Otuz bin nüfustan ibaret olan Biz Şavşatlılar’ın Hissiyât-ı ubudiyet kârânelerini Zat-ı Akdes-i Hazreti Hilâfetpenâhi ‘ye arz ve bu havali kulları hakkında merhamet ve atıfet –i şahanelerini isticlab ederek bilakayduşart tebaai sadıka-i mülükâneleri olmak istediğimizi ve sevgilli babamıza kavuşmak aşk ve iştiyâkımızın emr-i istishâline çalışmak üzere kazâmız ahâlisinden Süleymanoğlu Ahmed Efendi salâhiyet-i lâzime-yi hâiz vekilimiz olmak üzere seçilmiş ve Dersaâdet’e izâm kılınmıştır.



20 Şubat 1336 ( 1920 )


Batum Livası İslâm Cemiyeti

Şavşat Şubesi Riyaseti

Hamşizâde İsa




Kuvay-i Millîye tarafından gönderilen emre dayanarak Batum Livası’ndan İmamzâde Mehmed Edip, Hatunzâde Ahmed ve Hicabzâde ile Akif Efendiler mebus intihab edilerek iş bu tastik edilmiş itimatname ile aid olan makama gönderildiği arz olunur.



1 Mayıs 1336 ( 1920 )

Batum Livası İslâm Cemiyeti Reisi



Bibinzâde Hüseyin Rahmi

Reis Muâvini



Azâ Azâ

Kikinzâde Mehmed Ömer Efendizâde Süleyman Sırrı



Azâ Azâ Azâ



Hasan Ali Behçet




Batum Liva’sı İslâm Cemiyeti Riyâseti Âhalisi’ne



Kazâmız âhâlisinden Süleyman Ağazâde Ahmed Fevzi Efendi cemiyet azâsından olup ehl-i nâmûs, vazifesine müdâvim, Millet-İ Hilafet –İ Muzzama –i İslâmiye eli altına toplamak için durmayıp çalıştığı cihetle milletimiz tarafından vekil intihâp edilip Desaâdet’e izam kılındığı arz ile esnây –i rahda lâzım gelen tashîlâtı îtâ buyurmanızı ricâ ederim.



12 Mayıs 1336 (1920 )



Batum Livası İslam Cemiyeti

Şavşat Kazası Şubesi Riyâseti

Hamşizâde İsa



Azâ Azâ Azâ

Mehmet Vehbi İsmail Yusuf




Ankara Meclis-î Kebîr –i Millî Riyaset –i Cânib-i Âlisi’ne




Batum Livasından evvelce intihap edilip gönderilen üç mebûsumuza ilâveten dördüncü olarak Şavşat havalîsi ahâlisi’nin bilintibah mazbatasıile birlikte hukûk-u meşrûa ve metâlibi diniyemizin müdâfaası maksadile Meclis-i Kebîr-i Millî ’de toplanmış olan din kardeşlerimizle birlikte teşrik-i mesai eylemek üzere Süleyman Ağazâde Ahmed Fevzi Efendi gönderilmekle topuluğunuza kabûl ve hakkında lâzım gelen muavenet ve insaniyyet kârânelerinizi istirham ve muvaffakiyetleriniz Cenâb- ıHak’tan tazarru ve niyâz eyleriz efendim.



Batum Liva’sı İslâm Cemiyeti Reisi

Hüseyin Rahmi




TBMM ‘si İkinci Başkanı Ceelâleddin Arif Bey ‘in başkanlığında toplanan Meclisteki oturumda ;


Reîs-i Sâni Bey ( Celâleddin Arif ) Efendim Batum Livası’ndan intihâb edilip, şimdi aramıza gelip oturan zevât-ı muhteremenin, ve diğer arkadaşlarımızın mazbataları var sırayla onlar okunacaklar.



Kâtip Haydar Bey’in okuduğu tahrîrat ve İntihâpnâme ;



Batum Livası Cemiyet-i İslâmiyesi Reîsi tarafından gönderilen Ahmet Fevzi Efendi’nin Mazbatası İntihapnâmesi :



Ankara da Meclisi Kebîr –i Millî Riyâset –i Canibi Âlisine evvelce gönderilen üç mebûssumuza ilâveten, Şavşat ahâlisinden intihâp edilip gelen Süleyman Ağazâde Ahmet Fevzi Efendi arzu ve âmâlimizin müdâfaası maksadile Meclis-i Kebîr-i Millîniz’e iştirâk etmek üzere gönderilen mumaileyhin, aranıza kabûlü suretiyle Batum ahâlî-i İslâmiyesini dil-sîr buyurmanızı istirhâm ve eltâf-ı Subhaniye’den o büyük emellerinize muvaffak olmanızı tazarru eyler ve bütün ahali-i İslâmiyemizin selâm ve ihtirâmlarını arz eyleriz.



17 Mayıs 1920 ( 1336 )



Batum Cemiyet-i İslâmiye Reîsi

Hüseyin Rahmi



Gürcü kuvvetleri 1 Temmuz 1920’de Batum şehrini işgal etmişlerdi. Acara’ yı da işgal edecekleri zaman Acara’ lılar büyük bir cesaretle karşı koydular. Bu çarpışmalar sırasında Hula’ dan ( Hamşioğullarından ) Hamşizadelerinden Temür Paşa ve kardeşi Cemal Paşa’ nın üstün yararlılıkları oldu. Batun islam cemiyetinin 1129 kişilik milli alayı Batum mebusu Mehmet Edip Dinç ve Ahmet Akif Beylerin bu kurtuluş mücadelesinde büyük gayretleri tarihe mal olmuştur.



Gürcülerin Batumdaki kuvvetleri bir piyade alayı. Bir kale alayı, ve bir suvari alayından meydana gelmiştir. Kuvayi Milliye’den Ardahan ve Kars’taki Cemiyetlerde gizli çalışmaları olan Hamşioğlu Rifat Bey, Kuvayi Milliye’nin gizi kaymakamıdır. Şavşat’ta da Hamşioğlu Necip Bey zaman, zaman Gürcistan’a görevlendirildiğinde gizli arz eden önemli bilgilerin sızmaması için yerine kaymakam vekili olarak bakmak durumunda kaldı. Hamşioğlu Necip Bey Gürcü işgalindeki Şavşat kaymakamlığı sırasında akrabasından Hamşioğlu Kaya (Şenol) Batum İslam Cemiyeti’ne Şavşat temsilcisi olarak göndermiştir.



Hamşioğlu Kaya ( Şenol ) Bey Batum’a gittiğinde Alikoğlu Zekarya Beyin oğlu Tufan Beyin verdiği haber Azarbeycan’ dan gelen Murahhaslarında kaçtıklarını göstermişti. O zamanlar Hamşizade Kaya ( Şenol ) Bey geri dönmek zorunda kalmıştır. 17 Ekim 1920’de Gürcüler’ in Ardahan’ a sevk ettikleri görülmüştür.



Bu kuvvetler Posof üzerinden Ardahan’a geçerken Posofluların bazı kimseleri gürcülere karşı koymuşlardır. Bu sırada Hamşioğlu Necip Bey’in dayılarından Hamşizade Temür Paşa’nın ağabeysi Hamşizade İsa Bey Şavşat’ta Bulunuyordu. Hamşioğlu İsa Bey Posofluların bu karşı koyma davranışları yanında Posoflu Hasbiye köyünden Mehmet Bey diye birinin Gürcüleri savunduğunu öğrenmiştir. O adamın Hamşioğlu İsa Bey tarafından direktifi üzerine temizlenmiştir. Bu nedenle Gürcüler Şavşatı işgal ettikten sonra Hamşioğlu İsa Beyin Hemşerisi, Hamşioğlu Necip Beyin annesi Nazime Hanım Tevkif edilerek Gürcüler tarafından Ardahan’a sürülmüş ve hapsedilmiştir. Aynı Günlerde Şavşatlı Zihni Ural Bey tevkif edilmiş Ardanuç’a gönderilmiş Hamşioğlu İsa Beyle Hemşerisi Ardahan’a gönderilinceye kadar ( Hamşizade ) Hamşioğlu Nacip ve ( Hamşizade) Hamşioğlu Kaya Şenol Beyler Ardahan’a varıp Edegül köyünde Gürcistan’da mümesilli Caferidze ‘yi buldular. Bu gürcü mümessilline “( Hamşizade ) Hamşioğlu İsa Bey ve Zihni Ural Bey Türkiye’ye meylediyorlar diye tevkif edildiler. Bu gibi tevkifler ilerisi için iyi netice vermeyecektir.”Bu görüşme üzerine Caferidze Ardanuç ‘a telefon ederek Zihni Ural Bey ‘i serbest bırakmışlardır. ( Hamşizade ) Hamşioğlu İsa Bey ve Hemşiresi Ardahan Derin dere denilen yerde onlarda serbest bırakılmıştır.



( Hamşizade ) Hamşioğlu Necip ve ( Hamşizade ) Hamşioğlu Kaya Şenol Bey vasıtasıyla serbest bırakılan Zihni Ural Bey Oltu Postahanesinden Ankara ‘ya işgal kuvvetlerinin yaptıklarını anlatan ve çevre halkının anavatana bağlanması isteklerinin olduğunu bildirir bir telgraf çekmiştir.



“Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 25 Ağustos 1920 günü toplantıda mecliste okunan telgraf “ şudur.



“ Gürcüler Batum’ u işgal eder etmez ilk icraat olarak Cemiyet-i İslamiye’ yi dağıttılar . Azaları aleyhinde takibata başlayarak cümlesini kaçmaya mecbur ettiler. Kayıtsız şartsız ilhakı kabul etmeyerek İslam Gürcistan ‘ı fikrinde israr ettiklerinden dolayı Bekirzade Mehmet Bey ‘i vurdular . ( Hamşizade ) Hamşioğlu İsa Bey ‘le Hemşiresini evlerinden silahlı kuvvetlerle çıkarıp Ardahan’a sürdüler . Gürcü hükümetini zorla kabul ettirmek maksadıyla ahalinin reylerini süngü kuvveti ile almak üzere bizi kaza merkezine yığdılar .Beni hapsettiler .Bütün bu haller ne kadar tesirli bir baskı ve tehdit altında bulunduğumuzu izaha kafidir sanırım.“ Şeklinde telgraf okunmuştu. Filibeli Hilmi Bey’in Şavşat’a gelişinin Şubat ayının ilk haftasından itibaren 13 Şubat ‘a kadar İngiliz işgallerinin 1921 yıllarında Şavşat’ta gizlenip kalmıştır. (Gizlendiği Yer: Hamşioğullarının Satlel ve Şindobandaki mekanları olmuştur.) Türkiye’nin lehine türlü faaliyetlerde bulunmuştur. Filibeli Hilmi Bey Ardahan’daki Hamşioğlu İsa Bey’in eniştesidir. Bölgede ki Hamşizadeler onu düşmanlara karşı devamlı koruma altında tutmuştur. O faaliyetlerin de bu köklü ve yörede etkin olan ailenin desteğini alarak milli mücadelesindeki büyük başarıları olmuştur.



Filibeli Hilmi Bey İngiliz işgalleri kumandanı tarafından tutuklanma emri alınmış ve aranmaktadır. Şavşat’ta bulunan Filibeli Hilmi Bey, Şavşat’taki Hamşioğulları refâkatında (Cevdet Bey ve Necip Bey) gizlice Sirya’ya getirilmiş olup oradan da Hamşioğullarının güvendiği adamlarıyla Erzurum, Oltu’daki Hamşizadelerin mekanlarına gizlice götürülmüş ve Kâzım Karabekir Paşanın emrine katılmıştır.Yedek subay, Teğmen olan Filibeli Hilmi Bey, Kâzım Karabekir Paşa’ nın emriyle Ardahan’a mevki kumandanı ve siyasi memur olarak gönderilmiştir. Şark cephesi kumandanı Kâzım Karabekir Paşa’nın Hilmi Bey’den almış olduğu telgrafına istinaden cevaben karşılığında göndermiş olduğu telgraftır.



ERKÂNİ HARBİYYE-İ UMUMİYE RİYÂSETİ ve HARBİYYE VEKÂLETİNE

(Telgraf)




Bugün 22.2.337 (1921) saat 6:15 sonra (18:15) da Ardahan'da bulunan (siyasi) me murumuz (Yedek subay, Teğmen) Hilmi Bey'den alınan bir telgrafta;
Gürcü hükümet ve memurin-i askeriyesinin kuvveti takriben 400 kadar 23.2.337 (1921) sabahı Ardahan'dan Ahıska'ya hareket edeceklerini resmen söylediklerini bildirmişti.Ardahan'dan Gürcü hükümeti çekilir çekilmez Ardahan'a Osmanlı Sancağı, keşidesiyle Hilmi Bey'in umûr-i idareyi ele alarak TBMM Hükümeti nâmına ifây-i vazife etmesi ve oradaki yerli Türk Milis Kuvvetleri'nide emri altına alarak, kasaba ve civârının âsâyiş ve intizâmını temin etmesi Hilmi Bey'e tebliğ edilmiştir.23.2.337 (1921) de (Göle'nin Bucak merkezi) Zaruşat'taki müfrezenin de (Çıldır ilçe merkezi) Zurzuna istikametinde hareket etmesi;Cılavus mıntıkasındaki 2.Fırka Müfrezesinin de (8.Alay kumandanı Arif Bey ile) Ardahan istikametinde yürümesinin emredilmesini arz ederim.



ŞARK CEPHESİ KUMANDANI KÂZIM KARABEKİR



Şark cephesi kumandanı Kâzım Karabekir Paşa' ya Hamşizade İsa Bey'in eniştesi Ardahan yedek subayı, teymen (siyasi memur) Hilmi Bey'in gönderdiği vesika;



(Kars'ta) ŞARK CEPHESİ KUMANDANLIĞINA



Ardahan:23.2.337 (1921)



1-Gürcü hükümet ve memurin-i askeriyyesi öğleden sonra Ardahan'dan bilâhâdise hareket etmişlerdir.Türkeşen'deki Gürcü Bölüğü 24.2.337 (1921) hecesi Ardahan'a muvâsallat ederek bir gün istirahat etmek üzere kalmalarını rica etmiş ve ricaları kabul edilmiştir.Çünkü yollar karlıdır.



2-Merdinik Müfrezesi Kumandanı yüzbaşı Osman, Gürcülerin hareketinden 1,5-2 saat sonra ahâlinin samimi istikballeri ve tekbir sadâları arasında Ardahan'a tekmil mevcud ile muvâsallat eyliyecekleri ta'zimle arz olunur.



Milliye-i temsilliye memuru Ardahan mevki kumandanı ve idare-( Teğmen ) Hilmi. Kurtuluş günü olan 23 Şubat sabahı Filibeli Hilmi Bey Ardahan'a Türk bayrağını çekmiş, Ardahan Sancağının mutassarrıf vekilliğini yürütmeye başlamıştır.



Şark cephesi kumandanı Kâzım Karabekir Paşa' ya Ardahan livası ahalisi nâmına, K.Hamşioğlu İsa Bey, K.Hamşioğlu Celal Bey ve Eşraf' tan Mehmet Ali, Arıklı kahramanın gönderdikleri resmi belge;



ŞARK CEPHESİ KUMANDANI KÂZIM KARABEKİR PAŞA HAZRETLERİNE



Ardahan:24 Şubat

1337 (1921)




Âmâl ve irâde-i milliyeyyitemsil eden T.B.M.M 'imizin murâd-i ilâhiyye-i muhtelifeye muvaffakiyet-i a liyyesini ve büyük ordumuzun lâyemût kahramanlıklarının bir kere daha tecellisine şahid olan biz Ardahan Livası Ahâli-i İslâmiyyesi ye sile umûr idaresinde geçirdiğimiz muhrip senelerin, hamden na'im bayramlarına ulaştık ve kavuştuk.Türkiye'nin her ferdinin vazifesini yaptığından dolayı kabarıp taşan necîp kavmını sevgili bayrağımız altında gayet samimi ihtisaslar duyan biz Ardahan İslamları,minnettarlığımızın, Atabe-i mukaddes-i milliyyeye arz ve iblağını Zat-i Ali-i kumandanlarından Kemal-i ta'zim ile istirhameyleriz.



Ardahan Livası Ahalisi Nâmına:

K.Hamşioğlu İsa, K.Hamşioğlu Celâl, Eşraf'tan Mehmet Ali, Eşraf' tan (Arıklı) Kahraman.



Gürcü işgal kuvvetleri 22/23 Şubat gecesinden Ardahan ve Artvin dolaylarını terk etmiştir. İlk Türk müfrezesi 23 Şubat sabahı Ardahan ihtiyat mülâyimi ( Hamşizade Şerif Paşa’nın damadı olan ) Teğmen Filibeli Hilmi Bey’e ( Hamşizade Şerif Paşa’ nın oğlu ) Hamşioğlu Temur Paşa’ nın emriyle Kaleye Türk bayrağını göndere çekerek Hilmi Bey idareyi ele almış ve Ardahan’daki Hamşizadelerin talebi doğrultusunda ilk Ardahan ‘dan mebus olarak seçilmiştir.



( Hamşizade ) Hamşioğlu İsa Bey'in 24 Şubat 1337 (1921) tarihli Kâzım Karabekir Paşa'ya çektiği bu telgraftan sonra ( Hamşizade ) Hamşioğlu İsa Bey'i de Şavşat kaymakamı vekilliğine memur edildiğini İsa Bey bir askeri mürfeze ile birlikte Şavşat'a hareket etmiştir.




23. 02. 37 ( 1921 )

Şark Cephesi Kumandanlığına,




Zirdek Fransızca telgrafnamenin tamamıyle anlaşıldıktan sonra mümessilimiz Kâzım Bey vasıtasıyla TCHİTHERİNE ‘ne ( Çeçerin ) keşidesi esbabının temin buyurulmasını rica ederim.



Hariciye Vekili

Ahmet Muhtar

Monsieur Tchitcherine,

Dışişlerinde Halk Komiseri

Moskova

Ankara , 23 Ocak 1921



Bu sabah saat 4,30 ‘da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti nezdinde Gürcistan Cumhuriyeti tam yetkili temsilcisi her iki ülke arasındaki iyi komşuluk ilişkileri ve dostluk bağlarını güçlendirmek için Gürcistan’ın Artvin ve Ardahan’ın kazalarını kapsayan tüm Ardahan Sancağını ( Vilayetini ) boşaltmaya derhal başlayacağını bildiren Hükümetinin bir mesajını bize iletmiştir.



Bu bölgelerin yeniden işgali, Anavatana dönmekten mutlu olan bölge ahalisinin umumi heyecanı içinde derhal başlamıştır.



28 Ocak 1920 tarihli Misâk-ı Millîmizin Şark hududumuza müteallik hükümlerinin tamamıyla gerçekleşmesine bizi yaklaştıran bu keyfiyeti size bildirir, ihtirâmât-ı iâikamı sunarım.



Hariciye Vekili

Ahmet Muhtar






Not : Gürcistan Cumhuriyetinin, Artvin ve Ardahan’ın kazalarını kapsayan tüm Ardahan Sancağını tahliye kararı üzerine, Dışişleri Bakanı Ahmet Muhtar Bey’in Sovyet Hariciye Komiseri Çiçerin’e göndermiş olduğu 23 Şubat 1921 tarihli telgraf.



T.B.M.M. ‘nin girişimleri ile 23 Şubat 1921 ‘de Artvin Anavatana kavuştu. Şavşat’ta 27 Şubat 1921 günü Hamşioğlu İsa Bey Türk Hükümetinin ilk kaymakam vekili olarak Türk Bayrağını Göndere çekmiştir.16 Mart 1921 de Moskova Anlaşmasıyla kesinlik kazandı. 7 Temmuz 1921 ‘de Sancak olarak kurulmuş olan Artvin Sancağı 24 Nisan 1924 de İl olarak dönüştürüldü.



Şavşat ilçe merkezinin yönetim yeri Hamşizadelerin idaresinde Satlel (Söğütlü) de 1921 yılının 27 Şubatına kadar yönetim buradan yapıldı. Bu tarihten sonra burası Ardahan’a tam 5 ay bağlı olarak kaldı. 1921 yılının 7 Temmuzunda Şavşat ilçe merkezi Satlel (Söğütlü)‘den kaldırılıp bugün ki Şavşat Merkezine taşındı. Veli köy ( Merya) ve Meydancık Nahiyeleri de Satlel’ den ayrılıp Şavşat Merkezine bağlanmış oldu. Aynı yıl Şavşat Kaymakamlığı, Ardahan’dan ayrılıp İlçe olarak Artvin İl’ ine bağlandı.


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Tarih

Gürcistan Taraf ...

Savaşın Patoloj ...

Çiçek Nene Kimd ...

Kültürünüzü Bes ...

Mesket-Türkleri ...

Nevruz Tarihçes ...

Şavşat Tarihi v ...

Karyatidler ...

Mesk - Kartvel ...

Yöremizde Tarih ...

Eski Çağlarda A ...

Gürcülerin Tari ...

Urum Türkleri ...

Gürcülerin Tari ...

Hazarlar ...

Gürcülerin Tari ...

Neden Resmi Tar ...

Maçaheli"nin Ad ...

Osmanlı Öncesi ...

Artvinin Kurtul ...

Kırk Yıllık Kar ...

Amerika Heyeti ...

Çoruh Havzası A ...

Şavşatlının Suç ...

Osmanlıda Gürcü ...

Cenubi Garbi Ka ...

Sakın ...

Güney Kafkasya ...

Güney Kafkasya ...

Güney Kafkasya ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6771 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları