Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
23 Kasım 2017 18:04

Fuat Yüksek - Foto Galeri
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Hitit Hukuku - Belleklerdeki Kayıp

Şavşat.Com Web Ekibi / 10 Şubat 2008 06:04

SEMİN SEZERER

Hukuk alanındaki her gelişme bir önceki dönemden ileri olmalı

Doğan, Hitit toplumsal yaşam kültürünün, haklar felsefesiyle birlikte keşfinin, basit bir okuma ve sorgulama sonunda bile, bizlere, başka bir dünyanın mümkünlüğünün ütopya olmadığını kaleme aldığı kitabında anlatıyor...

Avukat ve yazar Erdal Doğan, günümüzün modern hukuk ve insan hakları mücadelesinin, kendisine milat aldığı yaklaşık 2000 yıllık siyasi, felsefî, sosyolojik, tarihi ve hukuki birikim üzerinden yaptığı teşhis ve önermelerin zaman zaman yetersizliği ve sebep olduğu açmazların, kendisini ister istemez Demir, Tunç ve Neolitik çağların hukuk ve adalet kavramlarını araştırmaya yönelttiğini belirtiyor.

Doğan, "Hititlerde Hukuk-Modern Hukuk Eleştirisi" başlığı altında sunduğu yüksek lisans tezine ek olarak "Hitit Hukuku-Belleklerdeki Kayıp" adlı kitabı, yaklaşık iki buçuk yıllık bir çalışmayla tamamladı. Doğan, "adalet arayışı, insanın dünyadaki varlığı kadar eskidir ve eski olduğu kadar da varoluşu ile devam edeceğe benzemektedir" düşüncesiyle yüksek lisans tezini kitaplaştırmaya karar vermiş. Kitabını bugünlerde kamuoyu ile paylaşan Doğan, Hitit hukukundaki, toplumsal huzur, barış ve özgürlüğün hiç de romantik, soyut bir düşten ibaret olmadığını düşünüyor. Kitap, toplumu, siyasal ve yasal organları neyi işaret ettiği artık anlaşılamayan "adalet" kavramı üzerine bir kez daha düşünmeye çağırıyor.

Tez konusunu belirlemesinde tarihin bize yanlış ve eksik öğretildiği düşüncesinin etkili olduğunu dile getiren Doğan, Hitit hukukundan yola çıkarak modern hukuk ve modernite eleştirisi yapmak istediğini dile getiriyor. "Haklar ve özgürlükler alanında her gelişme bir önceki döneme göre ileri bir adım olmalı" sözleriyle ise her şeyi özetliyor.

KAYIP BELLEĞİN TAZELENMESİ
Hitit yasalarını medeni hukuk ilişkilerinden ceza hukuku ilişkilerine kadar ele alıp, modern hukukla karşılaştırmalı olarak inceleyen ve Hititlerin kısas hukukundan tazminat hukukuna geçiş yapmalarıy-la bir hukuk devrimi gerçekleştirmiş olduğunu gözler önüne seren çalışma için Erdal Doğan, "yaklaşık 3 bin 500 yıl öncesinin çok az bilinen Hitit hukukunu incelemek, adalet arayışına milat veya nostalji yapmak değil, kayıp belleği tazelemek açısından önemlidir. Farklılıkları kabullenme ve içselleş-tirmek için dillere pelesenk edilen 'empati' vurgusunun somut yaşamda nasıl hayat bulduğunu göstermesi bakımından da dikkat çekicidir. Dahası Hitit hukuku üzerinden yapılacak sorgulama bile tek başında dünyamıza karabasan gibi çöken karamsar sis bulutunu dağıtabilecek güç ve işlevi bünyesinde barındırdığı söylenebilir" diyor.

ÖLÜM CEZASI YOK
Bir hukuk sistemi düşünün ki, ölüm cezası yok, hapishane var, ama neredeyse hiç kullanılmıyor. İşkence yasaklanmış, bugün bizler fişlemeden söz ederken Hititler de sabıka kaydı tutulmuyor ama failler de meçhul kalmıyor. Kadınlar ve erkekler neredeyse eşit, evlilik öncesi cinsel ilişki suç ya da yüz kızartıcı bir durum oluşturmuyor.

Aslında Hitit hukukunu yalnızca yasalar çerçevesinde değil, aynı zamanda tarihin ilk anayasası sayılabilecek olan Telipinu Fermanı, Hitiderin diğer krallıklarla yaptıkları ve ilk uluslararası andaşmalar arasında sayılabilecek olan andaşmalardaki düzenlemelerle birlikte ele alınca karşımıza çok kapsamlı bir hukuk çıkıyor.

Doğan'ın tezi, bildiğimiz genel algıyı altüst ederek, bilmediklerimizi ve bilmek istemediklerimizi de gözlerimizin önüne getiriyor, üstelik yaklaşık 3 bin 5000 yıl öncesinden bahsettiğimizi unutturmadan. Çünkü bu hukuk sistemi, bugün uygarlıkla eşdeğer tutulan Roma hukukunun neredeyse tam tersi özelliklere sahip.

500 yıl hüküm süren Hitider'de, mesela ölüm cezasının genel prensip olarak uygulanmadığını, o dönemlerin ve belki de günümüzün hâlâ en geçerli yasası olan 'göze göz, dişe diş' anlayışının sadece kölelere ve o da çok nadir olarak uygulandığına tanık olurken, Telipinu Fermanı ile saltanat kavgalarına nasıl son verildiğini, komşu kabile, devlet ve etnik yapılarla nasıl bir uzlaşma sağlandığını, başka dinlere olan saygıları sebebiyle 'bin tanrılı' olduklarını anlıyoruz. Herhalde en insancıl olarak ise, Hitider, ölüm cezasına çarptırılacak bir mahkûmu o ülkeye teslim etmiyor ve bedensel cezalar yerine çoğunlukla para cezaları veriliyor. Üstelik köleleri ve dar gelirlileri kollayan biçimde kararlar veriliyor.

Magna Carta'dan bile çok önce yayımlanan fermanla kral kendi yetkilerini sınırlandırıyor, yetkiyi kötüye kullanma hallerini sayıp bu durumlarda iktidardan uzaklaştırılabileceğini söylüyor. Yaşlılardan oluşan Panku adında bir meclis var ve kötü uygulama halinde dönemin en ağır cezalarından olan sürgün cezası verebiliyor. Zaten insanlar arasında çatışma çıkarsa bu yönetimin yetersizliğine bağlanıyor, kral önce kendini sorumlu tutuyor.

'ADALET İŞTE BUDUR' DEDİRTEN YASALAR
Hitit hukuku "bilinen ilk medeni yasa" diyebileceğimiz ve çok farklı durumların göz önüne alınıp düzenlemeler yapıldığını düşündüren tarafları da var. Örneğin evli bir kadın babasının evinde yaşamayı sürdürebiliyor. Eşcinsel ilişki yasaklanmamış. Kadın da nişanı bozabiliyor, boşanabiliyor ve maddi durumuna göre çocuğu alabiliyor. Zorla evlendirme yok. Özgür kadın bir köleyle evlenebiliyor. Bir de edinilmiş mallara ortak katılım denilebilecek bir sistemleri var ki Türkiye'de kadın hareketinin gündemindeki sorunlardan biri olma özelliğini hâlâ koruyor. Toplumun geçim kaynağı olan bağlara, bahçelere, otlaklara, evlere, köylere, hayvanlara, kölelere, üretim araçlarına, suyollarına, göletteki kuşlara zarar verenler tazminat ödüyor. İşçi ücrederi belirlenirken işin süresi ve aşamaları dikkate alınıyor. Sabit ücret tarifesi kent ve köylerde geçerli oluyor. Böylece kent ve köylerin ekonomisine standart getiriliyor. Gaspta, mağduriyet gideriliyor.

BUGÜNE DERS GİBİ TALİMATLAR
Çalışmasında, Hitit adalet sisteminin, halkın hak arama özgürlüğüne, zenginliğe, bulunduğu ülkeye, statüye bakılmaksızın eşit, dürüst ve makul sürede ulaşmasını sağlayacak zemini sunmasıyla dikkat çektiği sonucuna ulaşan Erdal Doğan, toplumun ayrım yapılmaksızın bütün üyelerinin adaletsiz olduğuna inandıkları her kararın temyizi için krala başvurma hakkına sahip olduğunu anlatıyor. Günümüzde hükümetlerin vesayeti altına sokularak, örselenen yargıç bağımsızlığının tersine üç bin 500 yıl önce, Hitider'de, Kraliçe Puduhepa'nın taraf olduğu bir davada, başyargıç sıfatına sahip kral, yargıçlık yapmaktan kendini men ediyordu. Daha doğrusu, sistem kralı bundan men etmesi de dikkat çekici bir nokta olarak gözümüze çarpıyor. MÖ 1400 ve 1380 döneminde tahtta bulunan kral II. Tuthaliya'nın ayrım yapmadan, yargıç görevi yapan herkese yönelik olarak dikkat çeken talimatnamesinde, "hangi kente dönerseniz dönün, kentin bütün insanlarını toplayınız. Her kimin bir davası varsa, onun hakkında karar veriniz ve onu memnun ediniz. Eğer bir kölenin veya hizmetkârın veya yaşlı bir kadının, bir davası varsa, hakkında karar veriniz ve onu memnun ediniz. Basit bir davayı zorlaştırmayınız. Zor bir davayı da basitmiş gibi göstermeyiniz. Doğru olanı yapınız" gibi bugünkü hukuk ile karşılaştırıldığında fazlasıyla demokratik bir üslubun kullanıldığını görüyoruz.

Ayrıca, yargıçların çıkar çatışmalarından kaçınması ve kendi ailesi, dosdan ya da "üstleri" lehine davalara girmemesi ve taraflardan hiçbir şekilde rüşvet almaması konusuna dikkat çekilmektedir. Kral II. Tuthaliya'nın talimatının devamında, "ülkenin hukuk sorunlarıyla ilgili karar verecek olan sen, kararını iyi ver. Ekmek ve bira uğruna, kararlarını suçlunun hanesi, biraderi, karısı, bir aile üyesi, sülalesi, hısım ya da dostları lehine çevirme. Karar veremediğin bir davayı efendinin, kralın önüne getir ki kararı kral versin" denildiği görülüyor.

BAŞKA BİR DÜNYA ÜTOPYA DEĞİL
Avukat ve yazar Erdal Doğan, 20. yüzyılda, özellikle de ikinci yarısından sonra arkeoloji alanında elde edilen yeni bilgi ve bulgularla, yaklaşık 3 bin 500 yıldır hiç bilinmeyen ya da unutturulan Hitit toplumsal yaşam kültürünün, haklar felsefesiyle birlikte 'keşfi'nin, sofistike olmayan basit bir okuma ve sorgulama sonunda bile, bizleri, başka bir dünyanın mümkünlüğünün hiç de abartılacak bir ütopya olmadığı gerçeğiyle tanıştıracağının özellikle altını çiziyor çalışmasında.


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Hukuk

İnsan Hakları H ...

Karadeniz'de Ha ...

Hitit Hukuku - ...

İtibari Hizmett ...

Kyoto Protokolü ...

Çevremizi Yasak ...

Diyanet İşleri ...

Türban'a ve Yar ...

İHAM ın KKTC İl ...

Seçimlerde Ülke ...

Temel Yasalar ...

Demokrasi, Şeri ...

Fethullah Gülen ...

Yeni Dernekler ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6771 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları