Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
23 Kasım 2017 04:28

Şavşat
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Artvin Tarihi

Kenan Aydın / 15 Mayıs 2000 21:15

Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz bölümünde, Çoruh
vadisinin sol yamacında meyilli bir arazide kurulmuş olan Artvin, kuruluşu pek
eski dönemlere inmeyen bir Ortaçağ şehridir. Bununla birlikte, şehrin çevresinde
yapılan kazılarda bölgede milâttan önce 2000 yıllarına ait bazı yerleşmeler
bulunduğu ortaya çıkmıştır. Bölgenin önce Hurrilerin, milâttan önce IX.
yüzyıldan itibaren de Urartu Devleti'nin hâkimiyetine girdiği söylenmekte ise
de, bu bilgileri kuşkuyla karşılamak gerekir. Çünkü son yıllarda Artvin ve
çevresinde yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalarda ne Hurriler'e, ne de
Urartular'a ait bir kale ya da yazıt bulunmamıştır.

Artvin tarihi hakkında bildiklerimiz Eskiçağ'dan itibaren
bölgeyi gezmiş olan coğrafyacılar ile tarihçilerin yazmış oldukları eserlere
dayanmaktadır. M.Ö. 431-351 yılları arasında yaşamış olan Yunanlı tarihçi ve
coğrafyacı Ksenophon, Klasik çağda Kolkhis adıyla bilinen Artvin ve çevresinde
milâttan önce IV. yüzyılda Kolkhlar, Makaronlar ve Taokhlar gibi birtakım
kavimlerin yaşadığını bildirmektedir. Milâtan önce I. yüzyılda yaşayan
coğrafyacı Strabon ise bu bölgenin Mithridates Eupator tarafından ele geçirilip
Pontus Krallığı'na bağlandığını yazmaktadır. Bu bölge daha sonra Romalı komutan
Pompeius tarafından ele geçirilmiş ve mahallî kralların hâkimiyetine
bırakılmıştır.


V. yüzyıl başlarından itibaren Bizans egemenliği altına giren
Artvin ve çevresi bir ara İran'da büyük bir devlet kurmuş olan Sasaniler'in
eline geçtiyse de sonra tekrar Bizans sınırları içerisine alındı. Bölge, Halife
Hz. Osman döneminde 646 yılında İslâm topraklarına katıldı. Ancak daha sonraları
birkaç defa Bizans ve İslâm orduları arasında el değiştirdi. Bu sırada
Bizanslılar, şehri müslüman ordularının akınlarından korumak için 939 yılında
bugün de ayakta duran Livane Kalesi'ni yaptılar. Ancak bu bölge, XI. yüzyılda
Selçuklu Türkleri'nin Anadolu'ya yönelmesi ile 1068 yılından itibaren Selçuklu
hâkimiyetine girdi. Büyük Selçuklu sultanı Alp Arslan, 1071 Malazgirt
Savaşı'ndan sonra Kızılırmak'a kadar uzanan bölgeyi emrindeki kumandanlara
dağıttı. Bu dağıtım sırasında Çoruh bölgesi Erzurum ve çevresine hâkim olan Emir
Ebulkasım'a düşmüştü. Böylece bu bölge bir süre Saltukoğulları'nın idaresinde
kaldı. Daha sonra kısa bir süre Gürcülerin eline geçen bu bölge Sultan Melikşah
devrinde tekrar Selçuklu sınırları içerisine alındı. Selçuklu döneminde Artvin
ve çevresi Azerbaycan Atabegleri idaresinde bir uç beyliği şeklinde
yönetiliyordu. Artvin ve çevresi XIII. yüzyıl başlarında Anadolu Selçuklu
Devleti hâkimiyetine girdi. Konya Selçuklu sultanı I. Alaaddin Keykubad
(1220-1237) Artvin, Şavşat ve Yusufeli'ni sınırları içerisine kattı. Bu yüzyılın
ortalarında Anadolu'yu işgal eden Moğol İlhanlı orduları Çoruh vadisini de
istilâ etmişlerdi. Bölge XIV ve XV. yüzyılda Akkoyunlu Devleti'nin hâkimiyeti
altına girdi. Ancak bu dönemde de mahallî idareciler olan Atabegler Artvin ve
çevresinin yönetimini ellerinde tuttular.


Artvin ve çevresi, Osmanlı hükümdarı II. Bayezid (1481-1512)
devrinden itibaren Osmanlı hâkimiyeti altına alınmaya başlandı. Bu dönemde
Trabzon valisi olan Şehzâde Selim (Yavuz Sultan Selim) Gürcistan üzerine
seferler düzenleyince, Artvin ve Çoruh havzasındaki kalelerin hakimi olan Atabeg
Mirzâ Çabuk (1502-1516) ülkesinin tahribe uğramaması için Şehzâde Selim’e
bağlılığını bildirdi. Bu dönemden sonra Artvin ve çevresi 1536 yılına kadar
Osmanlı Devleti himayesinde yarı müstakil bir şekilde kaldı. Bölgede ilk Osmanlı
hâkimiyeti ise Kanuni Sultan Süleyman devrinde sağlandı. Bu dönemde Erzurum
Beylerbeyi olan Dulkadırlı Mehmed Han 1536-1537 harekâtı sırasında Çoruh
vadisinde bulunan diğer kalelerle birlikte Artvin'i de ele geçirdi. Bu sırada
Artvin ile Yusufeli'ni içine alan Livane Sancağı kurularak Erzurum
Beylerbeyiliği'ne bağlandı. Bir süre sonra elden çıktığı anlaşılan bölge, yine
Kanuni devrinde, 1549 yılında ikinci vezir Ahmed Paşa tarafından tekrar ele
geçirildi. Ahmed Paşa'nın bu harekâtı sırasında bölgedeki 35 kale Osmanlı
hâkimiyeti altına alınmıştı. Bölgedeki Osmanlı hâkimiyeti bir süre sonra yapılan
Osmanlı-İran mücâdelesi sırasında daha da sağlamlaştırıldı. Erzurum Eyaleti'ne
bağlı Livane Sancağı'nın merkezi olan Artvin, 1579'da Çıldır Eyaleti'nin
kurulması ile bu eyalete bağlandı. Bu sırada Hopa ve Borçka Trabzon'a, Artvin,
Ardanuç, Yusufeli ve Şavşat ise Çıldır Eyaleti'ne bağlı idi.


Artvin ve çevresi bu tarihten sonra , XIX. yüzyılın başlarına
kadar sürekli olarak Türkler'in elinde kaldı. Ancak bu yüzyılda iki defa Rus
işgaline uğradı. 1828 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Osmanlı Devleti ile Rusya
arasında imzalanan Edirne Antlaşması ile Çıldır Eyaleti'nin merkezi Ahıska
Ruslar'a terkedilince Artvin, Livane Kazası'nın merkezi oldu ve Trabzon
Eyaleti'nin Batum Sancağı'na bağlandı. Bu durum Doksanüç Harbi olarak da bilinen
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na kadar sürdü. Bu savaşı kaybeden Osmanlı Devleti,
3 Mart 1878 tarihinde imzalanan Ayastefanos Antlaşması'na göre Batum, Kars,
Ardahan, Eleşkirt ve Beyazıt'ı Rusya'ya savaş tazminatı olarak bırakmak zorunda
kaldı. Böylece, Batum Sancağı'na bağlı bir kaza olan Artvin ve çevresi de bu
antlaşma ile Rusya'ya verilmiş oldu. Birinci Dünya Savaşı'na kadar süren bu
işgal sırasında yerli halk zaman zaman Ruslar'a karşı direnmekteydi. Nitekim
1914 Kasımında Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey idaresindeki Melo Sınır Taburu şehir ve
çevresindeki Rus birlikleri bozguna uğratınca Ruslar Artvin'i terk etmek zorunda
kaldılar. Ancak bu ilk kurtuluş çok kısa sürdü. Ruslar dört ay sonra, 3 Mart
1915'te bölgeyi yeniden kontrol altına aldılar. Aynı yıl, Türk kuvvetlerinin
Sarıkamış'ta aldığı yenilgi üzerine Rus birlikleri Ardahan, Şavşat, Ardanuç,
Artvin ve Borçka'yı işgal ettiler.


Rusya, Çarlık yönetiminin yıkılması üzerine Birinci Dünya
Savaşı'ndan çekilince yeni Sovyet hükümeti ile 18 Aralık 1917'de Erzincan
Ateşkes Antlaşması imzalandı. Buna göre Ruslar Artvin'i boşalttılar. Daha sonra
savaşın sona ermesiyle imzalanan 3 Mart 1918 tarihli Brest-Litovsk Antlaşması da
Sovyetler Birliği ile Türkiye arasındaki sınırın 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı
öncesindeki şekline getirilmesini kabul ettiğinden, Osmanlı birlikleri 1918
Martında tekrar Artvin'e girdiler. Ancak Artvin, bu defa da Türklerin elinde
uzun süre kalamadı. Çünkü Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'nda yenik
sayılmış ve 30 Ekim 1918'de Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda imzalanan Mondros
Mütarekesi'ne göre Osmanlı ordusunun 1914 yılından önceki sınırların gerisine
çekilmesi kararlaştırılmıştı. Bu sebeple Artvin tekrar boşaltıldı. İngilizler
antlaşma gereğince 17 Aralık 1918'de Artvin, Şavşat ve Hopa'yı işgal ettiler.
Artvin ve çevresinde beş ay kadar kalan İngilizler buradan çekilirken şehri
Gürcistan'a bıraktılar. Artvin yöresindeki bu Gürcü işgali ise 1921 başlarına
kadar sürdü.


Artvin ve çevresinin kesin kurtuluşu Kâzım Karabekir Paşa
idaresindeki 15. Kolordu'nun 30 Ekim 1920'de Kars'ı kurtarmasından sonra
gerçekleşti. Bu zaferden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Gürcistan'a bir
ultimatom vererek Ardahan, Artvin ve Batum'un teslimini istedi. Gürcistan yeni
Türk hükümetinin bu isteğini kabul ederek kuvvetlerini 23 Şubat 1921 sabahından
itibaren Ardahan, Artvin ve Batum'dan çekmeye başladı. Bu tarihten birkaç gün
sonra Türk kuvvetleri Ardahan'dan başlamak üzere adı geçen şehirlere girmeye
başladılar. 27 Şubat 1921'de Ardahan ve Şavşat düşman işgalinden kurtuldu.
Artvin'in kurtuluşu ise 7 Mart 1921'de gerçekleşti. Böylece 1878-1921 yılları
arasında 43 yıl süreyle Rus işgali altında kalan Artvin ve çevresi Türkiye Büyük
Millet Meclisi'nin ilk askerî ve diplomatik başarısı sonucunda kesin olarak
Türkiye topraklarına katılmış oldu.


Artvin ve çevresi 1921 yılında Rus işgalinden kurtulup
anavatana kavuşunca önce Ardahan Sancağı'na bağlandı. Ancak aynı yıl içerisinde,
7 Temmuz 1921 tarih ve 133 numaralı kanunla Artvin Sancağı kurulunca, Artvin bu
yeni sancağın merkezi oldu. 1924 yılında sancaklar vilâyet haline dönüştürülünce
Artvin de vilâyet oldu. Ancak Artvin vilâyeti 1 Haziran 1933'te lağvedildi ve
burası bir kaza merkezi olarak merkezi Rize olan Çoruh vilâyetine bağlandı. Bu
durum 3 yıl kadar sürdü. Artvin 4 Ocak 1936 tarihinde yeni kurulan Çoruh
vilâyetinin merkezi oldu. 1956 yılında ise Çoruh adı kaldırıldı ve ilin adı
Artvin haline getirildi.


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Eğitim

Şavşat Bölgesi ...

Karne Günü ...

Demokrasi ve Ok ...

Artvin’de 24 Ka ...

Çağdaş Eğitim ...

Aşk İçin Notlar ...

Gençlerimize Ne ...

BES; Eğitimde D ...

2008–2009 ...

OKS kalktı şimd ...

Eğitimde Katkı ...

Öğretmenim;bana ...

Köy Enstitüleri ...

Öğretmenlik ...

Tatil Biterken ...

Oyunun Çocuğun ...

Herkese Nitelik ...

Eğitimde Anne B ...

Toplumsal Negat ...

Okuldaki Kabada ...

İlköğretim ve t ...

Akıl ve Bilime ...

Karne ve Velile ...

Her Artvinli ...

Eğitim ve Ekono ...

Yeni Bir Eğitim ...

Artvin Tarihi ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6771 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları