Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
20 Ekim 2019 12:18

Son 25 Üye

Osman Dündar

ENİS KUMAŞ

TURHAN TÜREMEN

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı


Şavşat
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

'TAM GÜN' yasa tasarısını nasıl okumalı?

Şavşat.Com Web Ekibi / 04 Şubat 2008 08:42

Türkiye'de siyasal iktidarın gündeme taşıdığı sağlık politikası önerileri ve değişiklikleri hemen her zaman önemli tartışmalara yol açmaktadır. Bunun temel nedeni, hükümetin ilgili komisyonlarının politika oluştururken meslek örgütleri ve diğer sağlık örgütlerinin görüşlerini devre dışı bırakmasıdır. Daha çok siyasal anlamda kendi politikalarının destekçisi olan kuruluşların katkısını almakta, diğer örgütlerin görüşlerini ise politika oluşturulduktan, eşdeyişle iş bittikten sonra "usulen" almakta ve yapılan tüm eleştirileri göz ardı etmektedir.

Son günlerde gündemimizi kaplayan yeni bir olgu var. Tam gün çalışma ile ilgili yeni yasal düzenleme. Bu değişiklik önerisini, son yirmi yıla damgasını vuran, ana çekirdeğini 'sağlıkta dönüşüm' programının oluşturduğu ve 2008 yılında gündeme gelecek olan Kamu Hastane Birlikleri yasa tasarısı, SSGSS ve ilişkili yasal düzenlemelerin, eşdeyişle neo-liberal politikaların beslediği, IMF programlarının beklentileri çerçevesinde hazırlanmış tahripkâr projelerin ışığında okumak gerekir.

NE İÇİN TAM GÜN?

Türk Tabipleri Birliği (TTB) başta olmak üzere, meslek örgütleri ve hekimler, ülkemizde tartışılmaya başlandığı günden bu yana tam gün çalışma ilkesini savunmuş, kamucu bir sağlık modelinin yaşama geçirilmesini sürekli olarak talep etmiştir. İktidarda bulunan hükümet de dahil olmak üzere ülkenin yönetiminde rol almış tüm hükümetler bu talepleri ve Türkiye'nin geliştirdiği, onlarca ülkenin de örnek alarak uyguladığı modelleri göz ardı ederek bugüne gelmiştir. Sağlıkta dönüşüm programı ile özel sigorta sistemine ve cepten ödemelere ağırlık veren piyasa tipi sağlık sisteminin egemen kılınması, kamusal sağlık sisteminin altyapı, hizmetin üretimi ve istihdama ilişkin düzenlemelerinin çökertilmesi, sağlıkta özelleştirme ve işletmeleş-tirmenin öne çıkarılması, döner sermaye ve performans uygulamaları ile çalışma barışının bozulması, özel hastane yatırımlarına büyük teşvikler sağlanması, sevk zincirinin bozularak özel hastanelere hasta şevkinin serbest bırakılması, kamu kaynaklarının özel hastanelere aktarılması gibi bir çok düzenleme sağlık hizmetlerinin kamusal niteliğini yitirmesine, sağlık hakkının bir insan hakkı olmaktan çıkmasına yol açmıştır. Bu süreçte sağlığın geliştirilmesinden öte hastalık üzerine yatırım yapılması, buna katkı sağlayacak modern promosyon stratejilerinin geliştirilmesi, büyük kârlara kapı açan, hastayı bir müşteriye ve hasta-hekim ilişkisini ise bir satış sözleşmesine dönüştüren bir sağlık sisteminin kurulmasına yol açmıştır. Tam gün çalışma olarak adlandırılan uygulamalar bu zeminde okunmalıdır.

KAMU İÇİN Mİ, SERMAYE İÇİN Mİ?

Bu düzenlemenin yapılmasında temel kalkış noktasının kamuyu güçlendirme olduğunu söylemek olası değildir. Üstüne üstlük kamuya döneceği varsayılan hekimin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi yönünde herhangi bir düzenleme önerisi de yoktur. Bu değişiklik, kamuyu güçlendirmekten öte, deneyimli hekimlerin kamudan kaçmasına yol açacaktır. Basında yer alan haberler, ağırlığını üniversite öğretim üyeleri ve deneyimli uzmanların oluşturduğu büyük bir hekim kitlesinin henüz tam gün uygulaması hayata geçmeden bile özel hastanelere transfer olduğunu göstermiştir. Binlercesi ise hazırlık yapmaktadır. Özel hastanelerin bu denli yaygınlaştığı, hizmet alanının büyüdüğü, çalışanları arasında eşitsiz ücret politikalarının uygulandığı bu evrede hekimlerin tam gün uygulaması ile yeniden kamuya döneceğini düşünmek büyük saflık olacaktır. Siyasal iktidarın ve Dünya Bankası'nın kulağa hoş gelen ifadelerinin altında yatan temel amacın kamudan çok, özel sağlık sistemini nitelikli sağlık insan gücü ile beslemek olduğu anlaşılmaktadır. Özetle; öncelikli olarak hedeflenen özel sağlık kuruluşlarını desteklemek, kamuda oluşan boşluğu ise siyasal kadrolaşmada kullanmak...

Tam gün çalışma uygulamasında iyi niyetli olduğunu göstermenin yolu öncelikle özel hastanelere hasta şevklerini kaldırmak, sevk zincirini yeniden kurmak, kamu hastanelerini hem altyapı, hem teknolojik hem de istihdam açısından desteklemek, koruyucu hekimlik uygulamalarına ağırlık vermek, sağlıkta dönüşüm programına son vermek ve ilişkili yasa tasarılarını gündemden kaldırmak olmalıdır.

TARİHSEL SORUMLULUK

Tam gün çalışma ile ilgili olarak uzmanlık derneklerinin genel yaklaşımı yalnızca kendi üyelerinin ve uzmanlık alanının çıkarları bağlamında olmuştur. Tasarıdaki önemli eksikliklere vurgu yapmakla ve eleştiriler getirmekle birlikte, uygulanmakta olan politikalara yönelik kapsamlı ve sistemli bir eleştiriden uzak durmakta, sağlık bakanlığı ve resmi sağlık politikası ile çatışmama eğilimi göstermektedirler. Bu gelişmelerin yalnızca meslek grubumuzun gereksinimleri ve çıkarları çerçevesinde değil insanlığın evrensel değerleri açısından da ele alınması gerektiğini vurgulamamız gerekir. Türkiye'de hekimlerin önemli bir kısmı yalnızca kendi mesleki sınırlarında kalma eğilimi göstermektedir. Oysa bir aydın olarak hekimlerin, emekleriyle yaşamı ayakta tutan, temel insani değerleri üreten, bu süreçte sağlığı bozulan ve sömürülen emekçi sınıflara ve halk kitlelerine karşı tarihsel bir sorumluluğunun olduğunu unutmaması gerekir.

Var olan koşullar çerçevesinde tam gün uygulamasını yaşama geçirmek ve sağlık sorunlarını çözmeye olanak veren bir modele dönüştürmek, genel bütçeden finanse edilen, basamaklandırılmış, birinci basamak sağlık hizmetlerini önceleyen, sevk zincirinin işletildiği, herkes için eşit, ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir bir sağlık sisteminin varlığında insanca yaşanabilecek bir ücret, tam gün tazminatı, eğitim tazminatı, iş güvencesi, özlük hakların geliştirilmesi, kazammların korunması ve grevli-toplu sözleşmeli sendikal hakkı içeren düzenlemeleri hayata geçirmekle olanaklı olabilir.

BURHANETTIN KAYA, Doç. Dr. Gazi Üniversitesi


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Sağlık

Diş ağrısını gi ...

Hava Okyanusu C ...

Katil Tohumlar ...

Kanser Çeşitler ...

Tiroid Kanserle ...

Tütün karşıtlığ ...

Yeni Sosyal Sig ...

Ruhsal sorunlar ...

Yaşamın anahtar ...

Soya 'Meme Kans ...

Paran Varsa Sağ ...

'TAM GÜN' yasa ...

Hepatit-B Kabus ...

Gribi Hafife Al ...

Hasta Hakları Y ...

Hasta Hakları Y ...

Sosyal Hizmetle ...

Hopa Gerçeği ...

Kırım-Kongo Kan ...

Toksik Karışıml ...

İklim Değişikli ...

Sosyal Fobi Ned ...

Tüp Bebek ...

Grip ve Grip Aş ...

Üzüm Çekirdeğin ...

Kanser Nedir? ...

Varis Tedavisin ...

Sinirlendiğimiz ...

Önce sağlık II. ...

Önce sağlık... ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6775 üyesi bulunmaktadır.

Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları