Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
22 Temmuz 2017 15:57

Karagöl / Dabascrul
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Güz Yangını

Nurşen Kumaş / 01 Ekim 2007 18:10

GÜZ YANGINI



Sarı; hüzün, özlem ve ayrılık rengidir. Yeşile gazel değmeğe görsün ,sonbahar saklanmış köşesinden aniden baş gösterir. Evlerdeki cıvıltıyı, gürültüyü keser derinden. Gurbetin ilk kapısı, nasırlı ellerin böğürde bağlı kaldığı ,acı ve hüzün mevsimidir;kısaca sonbahar bizim toprağın insanı için ayrılıkla eşdeğerdir. Ağustos sonuyla köyler de bu hüzünlü atmosfere uyum sağlar. Bütün zor işler bu döneme kadar bitirilmeye çalışılır,belki de gidenlerin vicdan rahatlatma uğraşılarıdır bunlar. İzin bitmeden babaya, anaya iş bırakılmamalı diye düşünülür, tüm gücüyle çalışılır.



Sayılı günler çabucak geçip,ayrılık ince ve keskin bir tonda çalmaya başlar. Son sevilen yemekleri, kahvaltıları hazırlama telaşına düşer ana yüreği. mısır unu elerken akan göz yaşları ayrılığın ilk ipucunu verir küçük torununa. Nenesinin neye ağladığını bilmese de, etkilenir ezgi şeklindeki ağlamalardan. Ayrılık öncesinin son birkaç gün, anaları bir telaş kaplar. Tüm güçleriyle çocukları için bir şeyler hazırlarlar. Elleri terazi gibi hassas hareket edip oğlanla kıza eşit paylaştırır her şeyi. Besmeleyle konulan her eşya “Allah hayırlısıyla yenirsinle” kolide yerini alır. Peynirler, yağlar, süzmeler, meyveler , sebzeler sözsüz uzun hava ezgisiyle kolidedirler artık. İmkanı olsa koliyi ayağıyla tekmeleyip doldursa, tıka basa. Ağıt yakmaya başlamıştır ana yüreği, zaman göz yaşıyla uyumlu işlemeye başlar. Bu yürekler nasılda dayanmıştı bunca ayrılığa, akan göz yaşlarından nice Çoruhlar oluşturulmuştur içlerde.



Torunların kıyafetleri koyulurken son bavullara asıl sızı o zaman düşer yüreklere. Cıvıl cıvıl sesler kesilecek, kim dede, nene diye bağıracaktı, kim şebeklik yapıp onları güldürecekti? Kim? Kim? Bir ay boyunca ne kadarda mutluydular. Kahkaha sesleri “goş odunundan” geri dönerken mutluluğun bu kadar erken biteceğini kimse düşünmüyordu.



Geldi geçti sayılı günler, güz yangını horlu ateşiyle yaşlı yürekleri dağlamaya başladı. Sabahın köründe uyandı ev halkı, hoş ana sabaha kadar uyuyamamıştı iç yangınından . Süt, yumurta bir de peynir eritildi. kimsenin yüreği kaldırmasa da sabahın köründe yağlı peynir eritmesini ana zorlamasıyla yenilecekti. Bulanan midelere aldırış etmeden sofraya oturuldu. torun bütün şebekliğini yitirmiş asabi bir hal almıştı. Sabahın köründe zorla uyandılırmayı kavrayamamıştı. (Hoş sabah erkenden köy servisinin ilçeye gitmesinin nedenini daha kimselerde kavramış değil ya)



Analar gözyaşlarıyla kendi acılarını hafifletirken, babalar kaskatı kesilirdi. Dağlanırdı yürekleri ama “erkek adam” yaşlara teslim olamazdı, içlerine akıtırlardı birikmiş ayrılık zehirlerini. Eşyalar evden dışarı çıkarılırdı, korna sesiyle geri sayım sonuna yaklaşılırdı. Arabanın üstüne eşyalar yüklenirdi. Hiç bir zaman bagajlarda yer olmamasına rağmen kimsenin eşyası da geri kalmazdı, ana yüreği kadar genişti arabaların bagajları…



Sesiz çığlıklar atık sesli feryatlara dönüşür, ”Hakkınızı helal edin” sözcükleri gidenlere indirilen son darbe olurdu. Torun bağra bir bastırılır, bırakmak istenmez, Şoförün “de yeter, geç kaldık” demesiyle ayrılık acısı en keskin sancısını indirirdi ana yüreğine. Minibüsün kapısı kapatılır kapatılmaz özlem en doruğuna çıkardı birden. Sanki hiç gelinmemiş, hiç görülmemişti. Bir mucize olsa da kapanan kapı açılsın beklentisindeyken, son kornayla tekerlekler ayrılığa, sarı sonbahara, güz yangınına doğru yol alırdı.



İşte gidiyorum çeşm-i siyahım

Önümüze dağlar sıralansa da

Sermayem derdimdir servetim ahım

Karardıkça bahtım karalansa da…



Gidenler gitmiştir artık, hayat her şeye rağmen devam edecektir. uzun,yapayalnız onbir ay onları bekleyecektir. Gerçekle yüzleşmek için bir an önce eve geri gidilmelidir. Gidenlerden geriye kalan her şey, kalanları çok üzer. Teki unutulmuş torun çorabı, oğlanın tişörtü, kızın pilaçları, gelinin oyalı yazması… Sarılıp sarılıp koklamak, ağlamak için özenle saklanacaklardır ananın baş köşesinde.



Taşımaz bedenim hazan yükünü

Evlatla başladı yaprak dökümü

Biraz kulak ver de dinle öykümü

Sen benim başıma belasın gurbet.



Sevgilerle NURŞEN KUMAŞ FRANSA


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Kültür ve Sanat

Horavel - Xoraw ...

Suat Yüksel'in ...

Selam Sana Mavi ...

8 MART DÜNYA KA ...

Hopadan Ardahan ...

AF ET BENİ KÖYÜ ...

Bir Hiciv Ustas ...

Deryami Baba İl ...

Keklik deresi ...

Gitti Köy Kültü ...

Uluslararası Ka ...

"Sonbahar" kend ...

Kara Lastik ...

Direnç Gülü ...

Yasak ve Dans ...

Gelme Salim ...

Son Fotoğraf ...

Dillerin Savaşı ...

Köy Yollarında. ...

Hekiyalar Diyar ...

Yeri Dolmayanla ...

''...Motorumu s ...

Gün’e Sel ...

Güz Yangını ...

''...Yarin saçl ...

Birgün ...

Dostça Bir Yazı ...

Çoban Ömer ...

Morbet ...

Hızır ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6768 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları