Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
18 Kasım 2017 04:05

Şavşat
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Ölüleriniz Değil Dirilerinizi İstiyorum

Nurşen Kumaş / 28 Haziran 2007 11:25

Ölüleriniz Değil Dirilerinizi İstiyorum



Bozmayacaktım bütünleştiğin suskunluğumu aslında! Kırgın, kızgın ve küskünüm sizlere...



Neden öksüz koyup gittiniz beni? İnsan toprağını, tarihini, geçmişini, kaderini, kültürünü hangi mantık uğruna terk eder? Benim aklım, yüreğim bir türlü anlayamıyor sebebini. Hadi açıklayın, söyleyin. Neden yapa yalnız koydunuz beni? Her vilayet günden güne büyürken, ben her gün biraz daha küçülüyorum. İçten içe suçluyorsunuzdur beni. Yamuk yumuk, dağlık taslık, küçücük diyorsunuzdur. Haklı olabilirsiniz; dağlık taşlık olabilirim ama ne zaman aç koydum sizleri. Bir ektiniz, bin vermedim mi? Minnacık bir bahçeden dört kez ürün almadınız mı? Hanginiz bana emek verdiniz, hanginiz düşlerinize beni ortak ettiniz? Yaşı on beş etmeden terk-i diyar ettiniz. Gidiniz yolunuz açık ola. Yalnız beni de unutmayın, buralarda bir başıma.



Sizleri büyük adam edecek üniversitelerim yoktu. Ne yapayım, yıllarca devlette unuttu beni. Devlet unutsun unutmasına, sizler nasıl unutabildiniz? Ülkemin okuma yazma oranı en yüksek olan topraklarımda, benim hastanelerim uzman doktorsuz; okullarım çocuksuzluktan kapanırken sizler akın akın Bursa’ya, İstanbul’a gitmeye devam ettiniz. Gidiniz yolunuz açık, el attığınız her işiniz başarılı, hayırlı ve yüzünüz ak ola. Bu gitmeleriniz bitmeyecekse eğer beni de götürünüz. Özlüyorum sizleri. Çocuk seslerini, koşuşturmalarınızı, gülüşlerinizi çok ama çok özlüyorum.



Vicdan rahatlatma turlarından vazgeçin. Bir aylığına gelip de analarınızı, babalarınızı, beni avutmayın. On bir ayin yanlızlığımı, terkedilmişliğini, acılarını unutturmaya o bir ay yeterli gelmiyor. Festival sevdalısı görünmeyin. Yüreğimin bütün kapılarını acarken size, inanın yabancı geliyorsunuz bana. Sesleriniz yabancı tanıdık değil, konuşmalarınız incelmiş, kibarlaşmış, şakalarınız ucuzlaşmış, kıyafetleriniz modernleşmiş, çocuklarınız bana tamamen yabancı olmuş. Dalga geçer olmuşlar kültürümle bana ait güzelliklerimle. Bunlari siz böyle yapmışsınız, memleketten kopuk, kültürden uzak yetiştirdiniz.



Kızdığım başka mevzularda var. Günah çıkarmaya devam ediyorsunuz. Şubat, mart ayları gelince adımı kullanarak bulunduğunuz illerde “Kurtuluş Geceleri” düzenliyorsunuz. Oynayip, ziplayip, ‘‘Artvinli Olmaktan Guruluyuz’’pankartları açıyorsunuz. Söyleyin bakalım yıllarca yaptığınız bu gecelerden elde ettiğiniz gelirlerle kaç hastane, fabrika, okul, iş yeri açtınız? Bu tanıtımlardan sonra kaç turizm turları düzenlediniz Artvin’e? Yalan bu da kocaman bir yalan; sadece yediniz, içtiniz, eğlendiniz hepsi bu. Bırakın bu reklâm ayaklarını, bırakın!



Konuştukça içim acıyıp, kızgınlığım çoğalıyor.



Eylul, ekim ayları gelince soyup soyana çevirdiniz beğenmediğiniz topraklarımı. Üzerimde ne var, ne yok torlayıp toplayıp İstanbul’unuza, Bursa’nıza götürdünüz. Afiyet bal şeker olsun yiyin, yerken de vicdaniniz sızlayarak yiyin.



Oluk oluk boşa akarken pınarlarım, sizler market sularıyla büyütüyorsunuz çocuklarınızı. Mal, can güvenliği olmayan mekânlara kuruyorsunuz evlerinizi. Yan komsunuzu tanımayıp, kapkaça kurban veriyorsunuz çantalarınızı. Uğruna beni terk ettiğiniz kariyerlerinizi, koşuşturma ve telaş içinde icra ediyorsunuz. Kurt kuş tüketemezken meyvelerimi siz hormonlusuyla yetiniyorsunuz. Aslını sorarsanız siz bunların hepsini de hak ediyorsunuz. Ne kadar inkâr etseniz de huzurlu yaşamaya, dostluğa sevgiye, güvene paylaşmaya aç yürekleriniz. Benim yüreğim bütün aç yürekleri besleyecek kadar kocaman.



Ne çok acılarım var, ne kadar yalnızım bir bilseniz. Eylül yalnızlığımın, terkedilmişliğimin hüzün sembolüdür. Giden her otobüsle yüreğimden de parçalar koparıp götürüyorsunuz. Giderken omuzlarıma kaldıramayacağım kadar ağır yükler bırakıyorsunuz. Yaşlı ana babalarınızı bahara çıkarma telaşı kaplıyor yüreğimi. İki gözü pınar olan analarınıza can yoldaşlığı yapıyorum. Bilin ki onlara göz kulak olacak huzurevi değilim. Sadece onlara vefa borcumu ödüyorum, ne pahasına olursa olsun terk etmedikleri için. Kırılan çatılar, yamulan evler, açılmayan ambarlar, ot koyulmayan mereklerle uzun zor bir kış geçiriyorum. Kar çok yağdığı zaman korkuya kapılıyorum. Yabani bir hayvan gelip, bana emanet ettiğiniz o yaşlı ana babalarınız yiyecek diye. Bilseniz her evde hüzün, keder, gözyaşı ve acı var.



Evlatlarım, yoldaşlarım, çocuklarım, artık kaderime terk etmeyin beni. Bana sahip çıkın, elimden tutup canlandırın. Birlikten kuvvet doğar, beni kuvvetlendirin. Yeniden yaşayabileceğiniz yere dönüştürün. Alt yapıda İstanbul’a, Bursa’ya, İzmir’e çevirin. Yüreğim geniş hepinizi alır. Söz veriyorum ses çıkarmayacağım yapacağınız çalışmalara. O yaşadığınız yerlerden neyim eksik? Eksiklerimi tamamlayın. Üstelik hiçbirinde olamayan doğa güzelliklerim var. Koca fabrikalar dikin üstüme, oteller, moteller, okullar, hastaneler, yollar, iş yeleri açın. Teknolojinin bütün nimetlerini bizle tanıştırın. Doktorlarımız, mühendislerimiz, öğretmenlerimiz, avukatlarımız haydi geri gelin. İnsanlar doktor için Trabzon’a, Erzurum’a gitmesin. Köy okullarımız kapanmasın. Ölülerinizi değil, dirilerinizi kucaklamak istiyorum.



Çok uzattım biliyorum ama derdimi sizden baska kime anlatabilirim. Nice canlar, nice şehitler verildi uğruma. Kolay geçmedim Türk eline, geçmişinizi çabucak unutmayın.7 Martlar yeterli gelmesin tarihin hatırlanmasına. Avlusunda cincar biten, icerisini örümcek ağı kaplamış evlerinizin de benim gibi dayanma gücü kalmadı artik. Eğer elimden tutup doğrultmazsanız, kanayan yüreğim zelzeleye kurban gidecek. Kalbim çatlayıp bağınızı, bahçenizi, tarlanızı heyelan edecek. Orda bir Artvin var uzakta. Gelmeseniz de, görmeseniz de O Artvin, sizin Artvin’iniz olmayacak.



Ben diyeceklerimi dedim dostlarım. Yeniden atanızla, çocuklarınızla, iş potansiyeliyle yaşayabileceğiniz sevgi dolu mekânlara çevirin beni. Göç yön değiştirsin artık. Göz pınarları kurumuş analarınızla, babalarınızla sevgiyle kucaklıyoruz sizi. Ölülerinizi değil, çocuklarınızı, sizleri bekliyoruz sabırsızlıkla…



Artvın Valiliğnin Geçmişten Geleceğe Artvin yarışmasında mansiyon almıştır bu yazım.



NURŞEN KUMAŞ


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Yaşam

Digital Dünya ...

Keşkeler ve geç ...

Kıyamet Tohum D ...

Çocukluğumun Ku ...

Doğan Akhanlı: ...

BES’den 2 ...

Kalbimizin Kuze ...

Savaşların yol ...

Dil yalnız insa ...

Rusya İzlenimle ...

Benim Şavşatım ...

Veliköy Karüstü ...

Tepkiler Bayrak ...

Bizim Yeni Yıl ...

Çam Sakızı Yüre ...

Şavşat'ta öğren ...

Unutamadığımız ...

Annelerimizden ...

Bir Işıktı Ayşe ...

Hayata Dair..." ...

Hayata Dair..." ...

Kermaul ...

Ölüleriniz Deği ...

Her Gün Sınav ...

Her Gün ...

Kültür Etkinlik ...

Müslümanların & ...

Sabah GrubuR ...

Trafik Kazaları ...

1 Nisan Şakasın ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6771 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları