Şavşat Duvar Gazetesi Kültür ve Sanat

Morbet - III

Tamer Yalanız

Taşlı yayla ile cindağı arasında yaklaşık 1-1,5km lik yükselti farkı olduğu içi bu mesafeyi katetmek hayli meşaketli geçerdi.Çünkü bu mesafe Doğu karadeniz bölgesini Doğu Anadolu bölgesinden ayıran yükseklikti.Tepeye çıktığımızda geniş platolar bizleri bekller. Taşlı yayla civarındaki orman Doğu Anadolu bölgesinde yerini geniş düzlüklere bırakır.

Cindağında neneler ellerinde cağlarla hem morbetlerine çorap örelerdi hemde bizlerin yaylanın içinden geçişimizi kaygıyla izlerlerdi.Bu köyden geçmişten günümüze kız alıp verme çok olduğu için bu geçiş sırasında birbirlerini sorma görüşme selam gönderme hayli neşeli görüntülere sahne olurdu.Ağırlıklar tekmezara dayandığında inişe geçildiği için Kağnı senfoni orkestrası huzura erme senfonisini çalardı.Mazilere sürülen yağlar aşırı sürtünmeden simsiyah olurdu.Bu yükselti farkını göze alamayanlar mesafesi daha uzak ama daha az eğimli posof tarafından giderlerdi.Tekmezardan sonra CENKELEGİN özgürlüğünü hissedrdiniz.Gerek hayvanlar gerek kağnılar,gerekse onları kontrol eden yürüten biz morbetler büyük bir sıkıntıdan kurtulmuşcasına bir OHHH derdik.Karşımızda yeşil vala takmış gelin gibi bizleri selamlayan Ziyaret.Yaylaya vardığımızda kardan çatısı uçanlardan tutunda duvarı devrilenler kapısı sökülenler ağılı uçanlar gibi küçük sorunlarıda kısa sürede halletmemiz gerekirdi.Yaylaya geldiğimizde ilk işimiz Tek odalı taştan bu binaların çatılarını onarmak olurdu.Bu corafyada orman olmadığı için çatıların üzerine örttüğümüz bedevraların yerine Yağmur ve doluyu önlemesi için naylon gererdik.

Her morbet gibi bende bedevra aralıklarından gece gökyüzünü ,yıldızları seyrederdim. Yağmurlu havalarda nineler morbetleri posta onuda yatağın içine koyarlardı. Çünkü onların gözbebeğiydiler. Çoban tutulana kadar biz morbetler birkaç gün çobanlık ederdik.Bunun karşılığında sabah peynır eritmesi öğlen kuymak, akşamleyinde gevrek vurdururduk. Fazla masraflı olduğumuz için neneler bir an önce çoban tutulmasını isterlerdi.

CENKELEK yaylası 5-6 pare köyün bir arada yaşadığı bir yerdi.Geniş bir hilalin iki ucu arasında DEMİRKAPI, CİNAL, KARAVAT, MİKELET, CİSVET, CUVAREP köyleri yeralır. Köylerde nüfusun artması ile bu coğrafyada hayvancılığın, tarımın, ziraatin, para etmediğini gören büyük morbetlerimiz yavaş yavaş buralardan uzaklaşmışlar hatta hiç gelemez olmuşlar. Sahiplerince şenlendirilemeyen her yaylanın duvarları yıkıla yıkıla tabiat ananın istediği gibi yerini otlara bırakmıştır. Yıkılan o duvarlar yada o taşlarda kimbilir hangi morbetlerin anıları yazılıdır.

Geleli 15 gün olmuşturki nineler yeteri kadar ağarti yapmışlar ve misafir ağırlar duruma gelmiştir. Artık şantobanın eli kulağındadır. Çünkü bu düzlükler her yıl düzenli bir şekilde kendini ziyaret eden misafirlerini beklemektedir. Ya morbetler uçan kuştan haber beklerdik bir akrabamız gelecek diye. Cisvetin sırtında gözüken her araba rezervasyon yaptırmış gibi gelir yaylasının önünde dururdu. Şenliklerin olması için yeteri çoğunluğa ulaşmak gerekirdi.

TAMER YALANIZ
ILICA KÖYÜ

Bu İçerik 19700 Kez Görüntülendi

Kültür ve Sanat Üye Listesi