Şavşat Duvar Gazetesi Kültür ve Sanat

Tahir Ustanın Fırınında Trabzon Helvası Yemek

Yunus Yaşar

Bizlerin yetiştiğimiz çocukluk yıllarında, 1960-70 yıllarında köyümüzde ekilen, buğday, arpa, mısır ve bazen de çavdar ekilirdi.

Ekmeğimiz en çok buğday, mısır ekmeği olmasına rağmen diğer arpa ve çavdar ekmeği de yapılırdı.

Bu buğday, mısır, arpa ve çavdar ekmeği bizim yerli ata ekmeğimiz sofraya gelirdi.

Şavşat'in bu zamanki nüfusuna göre bütün arazi ekilse bile yetmezdi. TMO (ofis) dediğimiz siloları kurarak, ilk defa 1960 yıllarının başından itibaren, dışarıdan buğday gelmeye başladı. Bu buğday tarlaya ekmek için değil yalnızca ekmek olarak yenirdi.

Kuraklık yılların da ofisin önü ana, baba günü olurdu. Nüfus başı 10. Kg buğday verirdiler. Çok pahalı gelirdi insanlara. Bir çuval buğday almak için fakir durumu iyi olmayan insanlar köyde kapı kapı gezer para bulur ihtiyacı olan buğdayı öyle alırdı.

Birde Marşal yardımıyla köylerde okullarda dağıtılan, süt tozu, un ve birde ince yağ verilip, haftada bir kere küçük keteye benzer ekmek yapılırdı.

Tadı ise gevrek ketesinin tadını verirdi. Köy çocuklarının zengini fakiri bu keteden yemek isterlerdi.

Bazı çocuklar kendi yemezler saklardılar. Akşama evdeki kardeşlerine birer lokmada olsa dağıtırdılar.

Şavşat'ta bir fırın vardı. Tahir Ustanın fırını, bu fırında beyaz buğday ekmeği, pide, peynirli ve yumurtalı olmak üzere pişerdi.

Fırında çıkan ekmekle beraber katık olarak Trabzon helvası veya ufa ile vita yağı verilirdi.

Köylü çarşıya gelişi ekmeğini köyden bir mendille bağlar getirilerdi. Yaşlı köylüler kendi ekmeğinden başka ekmek yemek istemezdiler. Yavan boş ekmekte olsa onu yerdiler.

Şavşat'a ortaokula ve liseye giden çocuklar, ekmeğini haftada bir poğaça ile bir stil yoğurt olarak köyden getirirlerdi. Bir hafta yetsin yetmesin bu bir poğaça olurdu.

Çocuklar evden aldıkları harçlıkları ile haftada bir veya hiç olmasa ayda bir fırından çeyrek ekmek alıp ve Trabzon helvası ekmeğin arasına koyup yemişse büyük başarı sayılırdı.

Tahir Ustanın fırınında sabahtan itibaren, peynirli ve yumurtalı pideler başlar, öğleye doğru sıcak ekmek ile beraber Trabzon helvası alanların fırını doldururdu.

Fırından alınan ekmek ve Trabzon helvası şoför, işçi, esnaf ve memurların öğle ve akşam hazır yemeği olurdu.

Lokanta olarak ta bir lokantacı vardı. Onun müşterileri ise belli başlıydı.

Öğrenciler okula giderken veya çarşıda gezinirken devamlı fırının içine bakıp, bir tanıdık belki fırında yemek yerken görüp, yanına gidip bir lokmada olsa ekmek ve Trabzon helvası ağzına atıp sevinirlerdi.

Bazen köylüler köyden getirilip yendiği ekmeklere katık olsun diye, gider fırından bir ekmek ve Trabzon helvası alıp yerdiler.

Bazen de köylüler bu fırından bir iki ekmek ve Trabzon helvası alarak köydeki evine götürdüler.

Köyün çocukları çarşıya gidenleri, mahalle çocukları yolda karşılar, çarşıdan yenecek ne aldığını daha yolda öğrenir, eve kadar eşlik ederek bir sofrada gizlemeye gerek duymadan önümüze koyar kendileriyle yedirirlerdi.

Şavşat'lılar olarak; Artvin, Şavşat arası dere yolun da çalışan işçi, dozerci, kepçeci ve mühendislere Töb-Der de bir yemek vermek isterler.

Şavşat'in o zamanki imkanlar ve olanakları ile. Yemeği hazırlarlar, çatal, kaşık ve tabak ile su bardağını Devlet Hastanesinden alırız diye düşünürler. Hastanede akşam yemeği yendikten sonra, o zamanki baş hekim denen zaten bir doktor var. Gidip Doktoru da davet ederek, çatal kaşıkları ve tabakları isterler. Doktor Devlet malı olduğu için vermez.

Ama zaman da geçmiş, ne yapalım ne edelim diye düşünürler.

Şavşat'ta evlerden bu kadar tabak kaşık toplama imkanı hiç yok denecek kadar az.

Zamanda çok geçmiş. Son çare olarak lokantaya gitmek olur.

Şavşat'ta bir lokantacı var. Gidip lokantacıya durumu anlatırlar. Çatal kaşık ve tabak isterler.

Lokantacı cevap verir. Bu Şavşat'in şerefi ve şanıdır. Lokantacı burası sizindir. Lokantanın içinde ne lazımsa alabilirsiniz der.

Lokantadan çatal, kaşık, tabak ve su bardaklarını alarak. Töb-Der’de unutulmaz Şavşat'a layık bir gece geçirirler.

Süleyman Demirel' de 1969 seçimlerinde Şavşat'a miting için gelerek. Şavşat yemekleri olan, kete, pişi ve makarna, sinorbal, pekmez öğle yemeği olarak Şavşat'ta bulunan Cumhuriyet otelinde kalaylı bir bakır sini üstünde, bakır sahanlarla Trabzon helvası da servis edilerek yediler.

Trabzon helvası o zamanki hem katık hem de tatlı olarak hazır baklava yerine geçerdi. 

Afiyet olsun 
İyi okumalar.
Yunus Yaşar

Bu İçerik 65 Kez Görüntülendi

Kültür ve Sanat Üye Listesi