Şavşat Duvar Gazetesi Kültür ve Sanat

Tump’lar

Yunus Yaşar

Bazı eski yaşanmışlık bilgilerini anlaşılır şekilde, biçimde anlatmak yazmayı, gelecek nesillerle aktarmayı herkesin görevi olması lazım. 

BUGÜN-KÜ DERS TUMPLAR

Tump bizde Şavşat’in genelinde de arazi sınırı derler. Tarla, çayırların, komşu tarla çayır arası yüksek yer olarak bilinir. 

Benim, yaşıma göre 1960 yıllarında ise bazı Sülaleler içindeki kardeşler; birinci ayrılmayı,  bazı sülaleler ikinci ayrılmayı, bazı sülaleler üçüncü ayrılmayı tamamlamışlardı.  

Benim sülalem üçüncü ayrılmayı tamamlamışlardı. Birincisi, dedemin babası, kardeşleriyle, ıkincisi dedem kız kardeşi ile, üçüncüsü dedemin, erkek çocukları, yani babam ve amcamlar idi. 

”Tump’lar yüksekliğine göre, adam boyu, bel boyu, diz boyu ve topuk boyu diye yüksekliğine göre ad alırlar, geriye doğru tarihi uzatırlar. 

Eskiden büyük sülaleler olarak, kardeşler birlikte yaşamayı, dosta düşmana karşı ayrılmayı düşünmezken, tarımda Köy de bu kalabalık aile yapısı yaşamı ve iş bölümünü kolaylaştırmakta oluyordu.

Bir baba çocuklarının kendi sağlığında aile yapısını bozmak istemez. Çocuklarının ayrı ev yapılıp taşınsalar bile  babaları hayatını kaybetmeden araziyi çocuklarına taksim etmez. Araziyi çocukları toplu olarak birlikte işlemesini isterdi. 

Söz sahibi, baba olduğu için, çocukları babalarının sözünden çıkamaz, baba kendi yönetimini, yetkisini en büyük oğluna devrederek diğer evlatlarını buna uyması için uyarır.  Eski Türk ailesi kendi ahlaki yapısını dinden ve vijdan dan aldığı için diğer komşularından ayıplama ve dışlanma korkusu ile yaşamda kılı kırk yararak adımlarını öyle atardılar. 

Bu ayrılmalar çok uzun zamanda 60-70-80 yıl bazende bir asır geçmesi lâzımdı. 

Köylerde adam boyunu geçen Tump’ların sınırı köyde yaşıyan diğer sülalelerin arazi sınırları arasında oluşmuştur. Buda bizi 300-400 senelik bir geçmişe götürür.  Bu gibi ”Tump’ların üzerinde artık patika yolları geçer. Çünkü tarla arasındaki uzunlukları  hayli fazladır. 

Bel boyu Tump’lar ise aile içi ayrılmaları ve bölünmelerini gösterir buda bize geriye doğru 100-200 veya daha fazla yılı gösterir ki bu aile sülalelerin buraya yerleşim tarihini de belirler. 

Tumplar tarla sınırlarında her yıl artarak yükselir.

Yeni ayrılan kardeşler, tarla sınırların da Tump oluşturması için tarlalarını ilk koşmalarinda ”kütan”ları ters olarak  kendi tarlasına doğru ”ilk hakozu” koşarlar. Bunu bir kaç yıl devam ederlerdi. 

Çayırlar da ise Tump oluşmaz. Buralara Sinor dediğimiz taşları belirli aralıklarla koyup sınır belirlenir idi. 

Önce ’kara sapan’ denilen ’aruna’ ile tarlalar sürülürken bu hayli çok çok zor işti. Aruna tarlada derine inmezdi. Tarlalarda aruna yüzeysel  bir iz bırakırdı. Verimi az olurdu. 

”Kütan” lar bizim bölgeye  çok zaman sonra, çok geç 1940 yıllarında Ardahan’dan alınıp getirilip deneniyor. Ardahan köylüleri bizden önce  kullanıyorlar.  Bizede Ardahan, Kars tarafından bu tarım âleti giriyor. 

Tarımda bu yeni tarım âleti ”kütan” yavaş yavaş her köyde birer ikişer adet ancak zengin, ağa dediğimiz kişilerde mevcuttu . ”Kütan”lar köylere girdiğinde hiç boş durmadılar. Herkes tarlasını bir kez bu yeni tarım âleti ile koşmasını tarlaları nadasa bırakırken ”kütan” ile koşup bırakırlar dı. 

”Kütan” lar köylerde 1980 yılına kadar herkesin evinde de yoktu yinede, mahalle de bir iki adet bulunurdu. Bunları ”Kütan” ı olmayanlar alıp tarlalarını koşardılar. Heleki baharın köylerde ”kütan” lar hiç boş durmazlardı. 

”Kütan”larla tarla koşma da bir kaç çift öküz tarafından çekilip sürülmesi için bizde ’mogdam’ diye yeni bir komşuluk ilişkisinin doğmasına neden olmuştur. Çiftçiler öküzlerini birleştirerek tarlalarını koştular. Bu da yeni komşuluk ilişkisinin doğmasına bunada ”mogdam” denildi. 

Mogdam: bizim yöredeki büyüklerin kullandığı kelime anlamı bağlantı demektir.

Iyi okumalar

Yunus Yaşar

Bu İçerik 69 Kez Görüntülendi

Kültür ve Sanat Üye Listesi