Kültür-Sanat Öyküler

Artvin Şavşat Arası 18 Saat

Nusret Erişti

Sizlere 1982 veya 1983 yılında bir yaz mevsiminde Trabzon’dan Şavşat’a yaptığımız bir yolculuğu anlatacağım;

Detaya Git

Nusret Erişti Öyküler

Kara Binbal Dibinde

Kemalettin Başar

Yaz mevsiminin ortalarıydı... Kışladan yaylaya henüz göçmüştü Suloban Köylüleri. Köyde kalanlar iş-güç başlamadığından, boşluğun rehaveti içindelerdi. Dere tepe, tarla çayır bir süreliğine ıssızdı. Yaylaya giden hayvanların kokusu yavaş yavaş azalıyordu. Sarı, pembe, mor, erguvani çiçekler ve yeşilin birçok tonu berrak mavi göğün altında sevişirken, kuş ve böcek sesleri bitmeyecek gibi görünen bir cümbüşe başlamışlardı.

Detaya Git

Kemalettin Başar Öyküler

Yaz Yolcuları - I. Bölüm

Bahadır Altun

Nasılda geçiyor yıllar. Ellerinle yaptığın beyaz, kağıt kayığı, önünde kıvrıla kıvrıla, sağa sola çarpa çarpa, hızını rüzgardan coşkusunu kardan alan ve aniden bir ağacın arkasında kaybolan bir dereye bırakır gibi. Çarçabucak kayboluveriyor gözden. Sonra oturup bir yerde veya oturduğu yerde, gözlerini çakıp herhangi bir noktaya, baş ve işaret parmakları ile dudağıyla oynayıp, o geçen yılları seyrederken yakalıyor kendini insan.

Detaya Git

Fareler birbirlerini yer!...

Hilal Aci

Bir zamanlar...
Memleketin birinde...
Hayır, masal değil bu...
En doğrusu, yeriyle, zamanıyla anlatalım.
Zaman: Milattan sonra...
Yer: Bu yeryüzünde bir yer...
İşte yeri belli, zamanı belirli...

Detaya Git

Papatya Tarlası

Mehmet Coşkun

Bir papatya tarlası düşün.. İlkbahar ayı..Ve sen onun yanından geçen yolda yürüyorsun ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker..Binlercesinden birisidir ama sen onun yanına gidersin.. Onda seni çeken bir şeyler vardır.. O papatyayı olduğu yerden koparırsın.. Sadece senin olsun istersin.. Sadece senin..Öleceğini düşünmeden.

Detaya Git

Ben de Öğretmenim...

Yücel Bilgin

Tayınım Orta Anadolu'nun köylerinden birine çıkmıştı. Köyümün yolu ve okulun lojmanı olduğu için çok şanslıydım. Hatta eski de olsa bir otobüsü bile vardı. Bu bilgileri ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden almıştım.

Detaya Git

Yücel Bilgin Öyküler

Öldüren Kıskançlık

Mustafa Tilci

Yaşlı kadının ölümüyle boşalan bu küçük eve çok çabuk talipli çıkmış, mahkeme evi ucuz bir fiyata genç bir çifte satarak parayı da vasiyette belirtildiği üzere bir hayır kurumuna teslim etmişti.

Detaya Git

Köy Yollarında

Selami Gümüş

Arabanın içi soğumaya başladı. Acaba camı bu kadar indirmemeli miydi? Ama hayır, kokusunu özlemişim çamların, üşümeye değer. Kaç kilometre kaldı? Yarım saat daha gitsem varırım herhalde.

Detaya Git

Okumak İsteyen Çocuk

Hüseyin Gezer

Kiradalar...Merya"da kirada oturuyorlar,Aksakallar"ın Mahallede.Çok zorlu kışların egemen olduğu yıllar! ..Üç yaşında mı-dört yaşında mı bir çocuk? Yoksulluk çocuğun gerçek yaşını gizliyor! ..

Detaya Git

Hüseyin Gezer Öyküler

Merdiven Altından Üniversiteye

Ayhan Dede

Zeki Bey, yokluklar yoksulluklar içinde gençliğinin en güzel yıllarını heba etmiş, sonunda bir iş bulabilmişti. Umutları yeşermişti. Çalışacak, yükselecek, insanca yaşayacak düzeyi yakalayacaktı. Bunu yapacak yeteneklere sahipti, ama nasıl yapacaktı. Zaman, Zeki Bey’in yetişme tarzına ve karakterine uymuyordu.

Detaya Git

Poşanın Kızı Gülümser

Ertürk Demirci

Armut ağacının dallarına astığı iki sepet bir türlü dolmak bilmiyordu. Birine olmuşları, diğerine ise yarım olmuş armutları doldurmaya çalışıyordu Selami. İki sepetle armuda çıkanı ilk kez görmüştü anası. Sorduğunda da “Yarın sınavım var ya ana, öğretmenlere götürmem lazım, Söz verdim.” demişti. Ulaşılmaz dallara ulaşıyor aldığı armutları birer birer sepetlere yerleştiriyordu. Sepetler dolunca anasına seslendi.

Detaya Git

Zaman Kiralıkmış Meğer

İsmet Aci

Topraklı yolların, çamurlattığı lastik ayakkabılarımı, köy çeşmesinde yıkadığım yılların çok uzağındayım şimdi. Gök mavi, dal yeşildi her gördüğümde gökteki kuşların uçuşunu seyretmek için başımı kaldırdığımda. Çocukluğumu bölüştüğüm arkadaşlarım vardı. Eylül ayı okulların başladığı aydı.

Detaya Git

Keklik deresi

Tamer Dursun

Geçen seneden bellemiştim. Keklik deresini geçince , üç kestaneden sağa sap, patikayı takip et, bayırın dibideki ‘bumbul kirazı”. Orasıda ayrı maceraydı. Epeydir sürüyordum ormandaki şoseden. Nereye gideceğimide bilmiyordum aslında ? sürüyordum öylesine; Böyle güzel bir hazirandı.

Detaya Git

Deryami Baba İle Kısa Bir Yolculuk

Nizamettin İlhan

Yetmişli yılların başı idi. Ankara’dan Şavşat’a Erzurum üzerinden geliyorum.Otobüsteki bir yüzbaşının sürekli Artvin lafını telafuz ettiğini fark ettim. Yaklaştım. Tanıştım. Şavşat askerlik şubesine tayin olmuş. Merak ediyor. Eşi hiç razı değil.. Neden emekli olmadın diye söylenip duruyor.

Detaya Git

Yetim Ali

Müfit Aksakal

Ali’nin annesi ve babası yıllarca önce doğalgaz zehirlenmesinden ölmüştü. Ali’yi ninesi bakıp büyütmüştü. Ali, temiz, düzenli, becerikli ve akıllı bir çocuktu. Doğayı, insanları, hayvanları çok severdi. Ninesinin bir dediğini iki etmezdi. Ninesini çok severdi.

Detaya Git

Mogdam Ali

Kibar Altunal

Bir sezon veya yıl boyunca iki veya daha fazla köylünün zirai faaliyetlerini (tarla sürmek, ekin ekmek, biçim işleri, harman dövmek ot ve sap çekmek, gübre çekmek gibi) yardımlaşılarak, güç birliği yapılarak iş görme işine “Mogdamlık” derler ülkemizin güzel bir yöresinde. Bu imece işinden biraz farklı daha az aktörle daha uzun süre iş birliği yapılması şeklinde olurdu.

Detaya Git

Şavşat Kültür-Sanat Öyküler Üye Listesi