Şavşat Duvar Gazetesi Kadın

Bir Sonbahardı Ayşenur, Bahar Kokulu...

Ali Yüksel


Bir sonbahardı Ayşe’yi tanıdığımda...Ve bir bahar sabahı ilk tanıdığım yere çok yakın bir yerde kaybettim Ayşe’yi!.. Persepone’nin aksine bir sonbahar bitiminde karşılaştık Vakıf Gureba hastanesinin yakınlarında. Ve bir bahar sabahıydı ölüler ülkesine gidişi Vakıf Gureba hastanesinin önünde… Persepone tanrıça Demeter’in kızıydı… Ayşe ise Nazım Amcanın kimseye kıyamayacağı kadar özel çok sevdiği kızıydı. Öyle ki Demeter kızını alan Ölüler ülkesinin tanrısı Hades’e kızmış, yaşamın tüm bereketini yok ederek kurutmuştu ağaçları,çöle dönmüştü vaha,soğuk kışın hakim olduğu bir dünya bırakmıştı insanlara… Nazım amca ise ölüler ülkesine giderken yalnız gitmemiş kızı Ayşe ile beraber çıkmıştı bu yolculuğa…insanlara sadece iyi şeyler dileyen merhametli sıcak kanlı Ayşenur Öyle güzeldi ki, üşümüş elleriyle; ”Ellerimi boş ver benin yüreğim sıcak” deyişi kadar… Aradan geçen zamansa 3,5 kocaman yıldı bir ömre bedel. Yinede içinde yaşanamamışlıklar,özlemler,hüzünler ve sevinçleri sakladı. İlk tanıdığımda karanlık gecenin içinde sevgiye aç yüreğiyle umutsuzluk girdabında yankılanan bir Venüs yıldızı kadar parlaktı. Ayşe ile çok kere bir mezarlığın etrafını tur atarak konuştum. Sevginin insanlar için bir ekmek ve su kadar gerekli olduğunu anlattığımda "Ben sadece Allah aşığıyım ve sadece sevgimi ona sunarım" dediği günlerden taşıyabildim bir insanı sevmeye.Oysa o kadar çok parlaktı ki yüzü…tıpkı Venüs gibi geçen yıl bugün kaybettiğimiz Ayşe hala yüreğimizde en taze canlılığıyla parlamaya ve yaşamaya devam ediyor... "can kuşum sana böyle söyledim. çünkü benim için öylesin." diyen yüreğin hala parlıyor... şu anda okyanus ortasında gibi olsan da... hayat sensiz devam etse de... hiç bir şey senin olduğun yerde değil... hiç bir şey sen değilsin... senin yerine konacak başkası yok inan... unuttun mu senin neslin tükenmişlerden olduğunu?... ben unutmadım.. önceleri senin bu dünyadan göçtüğünü kabul edemedim... sonra bu kabullenememişliğime kılıflar aradım sokaklarda, insan yüzlerinde senin yüzünü,güvercin yürüyüşünde yürüyüşünü, mutlulukla parıldayan gülüşünü aradım...boşuna aramışım... sonra anımsadım ki Senin benzerin yoktu...neslinin son ürünüydün... ve bu 3,5 yıla sığan tanışmışlığımıza nesli tükenmiş dünyanın en özel insanını sığdırmış olmaktan kendime pay çıkararak teselli buldum... soldum... öldüm!... sen üzülme... bende bir gün öleceğim.. peki ne kaptık sahi ölümün elinden?.. sen üzülme... iklimlerin en soğuğunu yaşadık.. üşüdük... yüreğimizi üşütmedik... öldüysek yada ölmediysek şimdilik, nakışla işledik vuslatı ölümün karanlığına bin kırmızı gülle... su yaprağa damlarken... sen üzülme olur mu?.. sen yanma sakın... kıyamaz hiç bir tanrı o yüreği yakmaya... rüzgar yok artık!.. sakin denizlerde su... yaprak yeşil... savurmaz rüzgar küllerini... vuslat denizlerde... bende bir gün öleceğim... kavuşup denizlere dağıtacağım küllerimi... inan karışacak benimde küllerim Senin küllerinin karıştığı denizlere… Ali YÜKSEL 06-04-2008

Bu İçerik 3658 Kez Görüntülendi

Kategorisi Yeni Ekleme Formu

Yorum Ekleme Formu

Yazı: Bir Sonbahardı Ayşenur, Bahar Kokulu...

Görsel Ekleme Formu

: Bir Sonbahardı Ayşenur, Bahar Kokulu...

Duvar Gazetesi Kadın Üye Listesi