Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
27 Temmuz 2017 03:45

Suloban
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Yeni İki Kutuplu Dünya

Şavşat.Com Web Ekibi / 16 Ağustos 2008 12:32

Sadece Gürcistan Değil ABD ve Türkiye Kaybediyor; İki Kutuplu Yeni Dünya Biçimleniyor

Güney Osetya'da başlayan savaş Rusya’nın hazırlıklı ve hızlı müdahalesiyle Gürcistan ve Batının Gürcistan’a dayalı Kafkasya politikalarını iflas etme noktasına getirmiş durumda. Saakaşvili’nin düşüşünü engelleyerek gelişmelerin olumsuz sonuçlarını azaltmaya çalışan ABD ve Türkiye’nin diplomatik çalışmalarının olumlu sonuçlanması ise olası görünmüyor.

Bu gelişmelerin diplomatik ve uluslar arası sonuçları bundan sonraki süreçte biçimlenecek olsa da şimdiden sürecin ABD ve Türkiye aleyhine işlediği gerçeği ortadadır. Çatışmaların yoğun olarak sürdüğü savaşın ilk günlerinde, Rusya, Gürcistan yönetimini açmaza sürükleyecek tüm araçları kullanmaya dönük stratejisini uygulamaya koymuştu. Rusya’nın sürece çok ama çok hazırlıklı olduğu gerçeği kısa sürede netleşmeye başladı. ABD ve Batı açısından geri dönüşü mümkün olmayan bir süreç işliyor. Sadece askeri değil, diplomatik ve stratejik tüm araçları kullanan Rusya, Şaakaşvili yönetimini “onursuzca bir barışa” boyun eğmeye yada iktidardan gitmeye zorluyor. Abhazya, Osetya yanında Acara sorunu yedekte tutulmaktadır. Savaşı çeşitli diplomatik oyunlarla açık Batı desteği ile halen daha sürdüreceğini sanan Şaakaşvili, jeo-stratejik olarak çıkışı olmayan bir duruma sürüklenmiş durumda.

Karadeniz otoyolundan, Polonya’daki füze üslerine kadar Amerika’nın Rusya’yı çevre ülkelerinden “güvenlik”, “kuşatma” ve “tehdit” hattı oluşturma süreci devam ederken, Rusya etrafında gittikçe güçlenen bu politikalarda büyük gedik açacak ve hatta çöküntüye yol açacak bir gelişmeyle karşı karşıya geldik. Güney Osetya da başlayıp Gürcistan sathına yayılan savaş.

Savaş, Kafkasya’nın dünya daki stratejik önemini bir daha görmemizi sağlarken, diğer yandan zaten varolan ama flu olan yeni iki kutuplu dünya gerçeğini net bir fotoğraf olarak karşımıza dikmiştir.

Savaşın yada sürecin başlangıcında bulunan Osetya, Kafkas sıradağlarının kuzey ve güney yamaçlarına yayılmış dağlık bir bölgedir. Kuzeyinde Stavropol Kray (Rusya Federasyon), doğuda Çeçen ve İnguş Cumhuriyetleri, batıda Kabartay-Balkar Cunhuriyeti ve güneyinde ise Gürcistan'a komşudur. Kafkasya'daki tarihsel ulusların en ilginç homojen örneği Osetya, Büyük Kafkaslar'ın ikiye böldüğü iki parçadan oluşmaktadır: Kuzey ve Güney. Kuzey, Rusya Federasyonu'na bağlı özerk bir cumhuriyettir. Güney ise, Gürcistan'dan tanınmamış kuzeyle birleşmeyi amaçlayan bağımsızlığını ilan etmiş “bağımsız” bir ülkeydi. Çoğunluğu oluşturan Osetler dışında Osetya’da Ruslar, Gürcüler, Ermeniler, diğer Kafkasyalı kökenli küçük etnik topluluklar bulunmaktadır. Sovyet döneminde oluşan birlikte yaşam kültünün çizgilerini günümüze kadar taşıyan Osetya, yine aynı nedenlerle "Büyük Gürcistan" şövenizminin hedef alanlarından birisidir.

Osetya denince;

Menşevik Gürcü Hükümeti, 26 Mayıs 1918 de, bütün azınlıklara tanınan sözde eşit haklar ve kendi kaderini tayin hakkı yaklaşan "Bolşevik" tehlikesi ile yerel meclisleri kapatma kararına dönüşmüştü. 25 Şubat 1921 de Bolşeviklerin Gürcistan'da iktidar sonrasında 1922’de “Güney Osetya Özerk Bölgesi” Gürcistan’a bağlanıyordu.

Sovyetlerin çöküşü ile bu statü devam edecekti. Ama çöküş öncesinde Kuzey Osetya ile birleşmeyi amaçlayan Güney Osetya ve Gürcistan arasındaki gerginlik 1989 sonlarından itibaren tırmanmaya başlamıştı.

Güney Osetya, 20 Eylül 1990 tarihinde “Demokratik Güney Osetya Sovyet Cumhuriyeti” ni ilan etmişti. Gürcistan aynı yıl içinde bölge özerk statüsünü kaldırdığını açıkladı.

Bu gelişmeden sonra, 1991’de Gürcü birliklerinin başkent Tshinvali’ye girmesiyle çatışmalar başladı. 14 Temmuz 1992 tarihinde Ruslar, Gürcüler ve Osetlerden oluşan 4 bin kişilik barış gücü birlikleri bölgeye girerek, ateşkesi sağladı.

Güney Osetya, Rusya'nın desteğindeki bağımsızlık yanlısı yönetim ile Gürcistan hükümetinin atadığı yönetim olmak üzere iki yönetim bulunmaktaydı. Ayrılıkçı yönetimin merkezi Şinvali, Gürcistan'ın atadığı hükümetin merkezi ise Kurta'ydı.

Şinvali Bölgesinin yaklaşık yarısı ise Gürcistan hükümetinin kontrolü altındaydı. Gürcistan yönetimi, bölgedeki anlaşmazlığı sözde "barışçı görüşmelerle çözmek" için Nisan 2007’de parlamento kararıyla Güney Osetya Geçici Yönetimi’ni işbaşına getirdi. Bu yönetimin başında bulunanlar, eski ayrılıkçı yönetiminde yer alan kişilerdi. Güney Osetya geçici yönetimi, 2007 yılında bütün Gürcistan çapında ve yönetimin kontrolü dışında kalan yerlerde, bağımsızlık yanlısı Eduard Kokoiti’yi ülkeden çıkarmak için Kokoiti Fandarast adı altında barışçıl eylemler gerçekleştirdi. Fakat, evvelce diğer bir özerk bölge olan Acaristan'da Aslan Abaşidze yönetimini devirdikten sonra Gürcistan'ın Acaranın özerkliğine fiilen son vermesi Güney Osetya'daki sürecin göstermelik bir taktik olduğu düşüncesini iyice olgunlaştıracaktı.

70 bin nüfuslu Güney Osetya, Gürcistan’ın Sovyetler Birliği’nden ayrıldığı 1991’den bu yana Gürcistan’ın otoritesini tanımama ve etnik ve kültürel bağlarının bulunduğu Rusya sınırları içindeki Kuzey Osetya ile birleşme düşünceleriyle, 2006’da yapılan referandumda halkın yüzde 90’ı bağımsızlıktan yana oy kullanmıştı. Gürcistan referandumun sonucunu tanımadı.

Şimdi ise;

Son savaş Abhazya ve Güney Osetya Gürcü denetiminden çıkması sonucu yanında, Gürcistan'ın ardından Ukranya ve Polonya'nın Rusya ile keskin çelişkiler yaşayacakları ve ciddi değişimlere uğrayacakları bir sürecide başlatacak.

Mihail Saakaşvili, “Savaş Hali”, “Ateşkes” gibi denklemlere dayalı sinsi saldırganlığı, “toprak bütünlüğü” anlaşmasını da aşarak, ABD ve batı tarafından iktidarının korunması noktasına kadar gelmiş durumda.

8 Ağustos 2008 Olimpiyatların açılış günü savaşı başlatmak için seçilmesi tabiî ki tesadüf değildi. Mihail Saakaşvili'nin Büyük Gürcistan hayali emperyalizmin sömürgesel faşizm karakteristiği olarak biçimleniyor.

Gürcistan SSCB çöküş sürecinde 3 özerk cumhuriyetle birlikte yeni döneme başlamıştı. Abhazya ve Güney Osetya savaşarak bağımsızlık sürecine yönelirken, Acaristan bu gelişmelerin dışında kalacaktı. Saakaşvili Acaristan'ın özerkliğine karşı saldırgan şövenizmi ile harekete geçmişti. Aslan Abaşidze'yi Acaristan’ı zorla terk edişi, özerklik statüsünü ortadan kaldırıyordu. Acaristan halkı toplu olarak “Hıristiyan”laşıyor ve Acaristan bayrağına “evangelist” haç işareti ilave ediliyordu.

Güney Osetya’nın işgali Batı destekli saldırgan politikaların ikinci adımıydı. Bu adımın kısa sürede Gürcü yönetimini düşürecek bir sürece dönüşmesi, Saakaşvili'nin ikiyüzlü “ateşkes” ve “barış” çığırtkanlığını ayyuka çıkardı. “Saldırgan mazlum”un efendisi Rusya’yı “kabadayı”lıkla suçlamaktan öteye geçemiyordu. Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığı önündeki uluslar arası tüm engeller aslında bu süreçle nihai olarak ortadan kalkmış bulunuyor.

Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırısı ile başlayan ve fakat Rusya ve Abhazya'nın katılımıyla genişleyen ve Gürcistan sathına yayılan çatışmalar Kafkasya’daki tüm dengeleri değiştirirken global ilişkilerin yeniden biçim alacağı bir sürecide başlatmıştır.

Rusya’nın denetiminde bulunan ekonomik gücün temeli olan enerji kaynaklarına dayalı stratejisi, AB ülkelerini ve Batı’yı pasif bir pozisyona mahkûm etmektedir.

Gürcistan bütün bu olacakları bilerek savaşa girdi ve Rusya'yı savaşla karşısına aldı. Rusya'yı bir çatışmanın içine özellikle çekti. Osetya krizi zaten hazır olan Rusya için, ABD’nin tahmininden öte bir inisiyatif kullanarak global aktör olarak sahne almasıyla sonuçlandı.

Gürcistan yönetimi NATO'ya girme sürecini hızlandıracak “Osetya’yı Gürcü yapacak” bir oldubitti hayali kurarken, ayakta kalıp kalmama süreci ile yüzleşmiş durumda. Bu durum hem Ortadoğu hem de Kafkasya’da Batı politikalarının tıkanması ile sonuçlanacaktır. İran'a düşünülen müdahalede de dahil olmak üzere koşullar artık ciddi değişimlere uğrayacak.

ABD açıklamaları “ateşkes” ve “Gürcistan'ın toprak bütünlüğü” vurgularından, “Rusya’nın tecridi” lafzına varmış durumda. Tecrit, uygulanabilir olmayan ama diplomatik olarak tehdidi içeren bir açıklamadır.

Kafkasya’daki gelişmeler yeni iki kutuplu dünyanın çizgilerinin netleştiği süreç olmakla önemlidir.

Gürcistan ve Rusya Federasyonu'nun sınır komşusu Azerbaycan, “Gürcistan'ın toprak bütünlüğü” açıklaması ile bulunduğu konumu dilendirmiştir. Azerbaycan, Türkiye ve Batı ile aynı çizgide dururken, Ermenistan Rusya'ya açık destek vermektedir. Gürcistan'ın başkenti Tiflis’e yakın Vaziani ve Marnauli’deki ABD ve NATO askerî üsleri Ermenistan'dan havalanan Rus askerî jetleri tarafından vuruldu. Kazakistan, Gürcistan’ı “saldırgan” olarak nitelerken, İran – Rusya, Orta-Asya ülkelerinden oluşan yeni bir kutup şekillenmesi iyice açığa çıkıyor.

Polonya, AB ve NATO’daki hareketliliği ile Gürcistan yönetimini desteklemek için çabalamaktadır. Rusya çevresindeki ülkelerle başlayan kutuplaşmalar iki kutuplu Dünyanın biçimlenişinin çizgilerini kalınlaştırmaktadır.

Rusya ile ilişkileri dolayısıyla Türkiye diplomatik olarak süreci sadece izlemektedir. Türkiye, Gürcistan'la askerî, teknik ve stratejik işbirliği içerisinde olmasına rağmen çatışma sürecinde açık destekten tamamen uzak durmak zorunda kalmıştır.

Bakû-Tiflis-Ceyhan Hattı (BTC), Şahdeniz-Erzurum Gaz Kemeri, Kars-Tiflis-Bakû Demiryolu Projesi gibi stratejik olgular Türkiye'yi şimdilik izleyici konumuna düşürmüştür. Gürcistan’da olası bir yönetim değişikliği Batı ve Türkiye açısından son on yıllarda üretilen politikaların çöküşü anlamına da gelecektir. ABD ve Türkiye'nin elinde Şaakaşvili yöneiminin düşmesini engelleyecek ekonomik ve diplomatik süreçlerin dışında hiç seçenek bulunmamaktadır.

Rusya Federasyonu ile Türkiye ilişkilerindeki kırılma noktaları Türkiye'yi pasif bir tavra itelemektedir. Türkiye’nin, “Barış” çağrısı yapma dışında herhangi bir girişimde bulunma ve müdahil olması söz konusu dahi olamaz.


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Politika

BEN ÜLKE YÖNETİ ...

Namlu İle Satra ...

Doğan Hamşioğlu ...

Hopa ve İki 12 ...

120 bin sıra ne ...

Sınıfsal Bakış ...

Sayın Faruk KAL ...

Deprem Tehlikes ...

Netekim Evren P ...

CHP Nedir? Ne D ...

Neden DTP Kapat ...

Denge bozulmaya ...

12 Eylül İstati ...

Siyaset Sektörü ...

Eminağaoğlu: Da ...

Nevruz Nedir ? ...

12 Eylül Tanığı ...

Kadınlar Günü v ...

Dünyanın Aynası ...

Küresel Krizler ...

Yeni Dünya Düze ...

Siz Kimi Kandır ...

Deniz Feneri Sö ...

12 Eylül ...

Yeni İki Kutupl ...

Hukuk yoksa dev ...

ABD’nin y ...

1 MAYIS ...

Takkiye Amerika ...

Türkiye’d ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6768 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları