Üye Girişi
Kullanıcı :
Şifre :
 
Şavşat.com'a Üye
Değil misiniz ?


Köşkidekiler

Son 25 Üye

Ramazan Yıldırım

Tekin Acı

Seyfettin Özışık

Yaşar Temur

Nuran Aydın

Kadir Yalciner

Şenol Boz

Erdem Altun

Onur Geçkin

Zeki Ekinci

Selçuk Özgür

Mehmet Çiçek

Şeyma Dede

Naim Gümüş

Özbay Demir

Gizem Yazar

Nurbay Demir

ibrahim Büyük

Gökhan Durmuş

Nurbay Gül

Erkan Yılmaz

Nehir Kübra Avcı

Selçuk Gündüz

Ali Osman Yıldız

Özgür Çelik

AnaSayfa
Kültür ve Sanat
Duvar Gazetesi
Haber/Güncel
Mesaj Tahtası
Foto Galeri
iletişim
Şavşat ve Şavşatlılar Rehberi
Şavşat ve Turizm
Şavşat ve Medya

Bugün
20 Kasım 2017 08:53

Şavşat
  DUVAR YAZILARI ...

  KATEGORİK BAŞLIKLAR ...

Şavşat'ta öğrenci olmak

Hasan Büyük / 11 Aralık 2007 00:27

Şavşat’ı bilmeyenler tarafından hep merak edilir ve sorulur. Neden yöre halkı dışarıya göç veriyor diye. Bu soruya yanıt vermek için, Şavşat'ta oturanların yaşam biçimlerinden kesitler sunarsak umarım yanıtlamış oluruz.

Köylerde beş sınıflı ilkokulu bitiren her öğrencinin mutlaka ilçedeki Şavşat Ortaokuluna kaydı yaptırılırdı. Ailelerin maddi durumları yeterli olmadığı için üç beş kişilik gruplar halinde alt katlardaki tek odalı yerler kiralanırdı. Her öğrenci kendi ihtiyacını kendisi karşılardı. Her hafta sonu yayan 22 kilometre uzaklıkta olan köyümüze(Saylıca) gitmek zorundaydık. Köylere araba yoktu.Ara sıra kamyonlar çalışırdı. Bazen Şalcı köyünden Nurettin Amca'nın bazen de Kayadibi köyünden Ail Osman Amca’nın kamyonu rastlardı. Kendilerine paramızın olmadığını binebilirmiyiz diye sorduğumuda "Atlayın" dediklerinde dünyalar bizim olurdu. Bazen de kamyonlara gizlice biner yolda paraları toplamaya başladıklarında bizleri farkeder arabadan indirirlerdi. Yolun geri kalan kısmını yayan gitmek zorunda kalırdık.

Eve gittiğimizde karanlık olurdu.Yürümek çok zordu.Çünkü yollar ya çamur ya da karla kaplı olurdu.Annelerimiz hemen hamur yapar yoğurt mayalardı.Poğaça dediğimiz ekmeği taşımak için dikilen iki kollu torbaya koyarak sırtımıza, kolopa denilen ağaç kapta mayalanan yoğurdu da elimize alarak bir gece kaldığımız evden istemeyerek de olsa ilçeye dönerdik.

Bir hafta boyunca ekmekle yoğurtla idare ederdik.Tasa iki kaşık yoğurt koyar bolca su ilave ederdik. Nedeni ise bayatlayan ekmeklerin suda yumuşaması yoğurt tüketiminin bir haftaya yayilmasını sağlamaktı.

Kış mevsiminin çok sert ve uzun geçmesi ısınmamız açısından da başlı başına bir sorundu. Sobamız vardı ama yakacak odunumuz yeterli değildi. Köyden çuvallara doldurulup öküz arabasıyla ormancılar görmesin diye gece getirilirdi. Erkenden yatağa girerek ısınmaya çalışmamız çok olmuştur.

Aralık ayıydı. Kar yağınca yollar kapandı. O hafta köye gidemedim. Tabii benim iki can yoldaşım olan ekmeğim ve yoğurdum da kalmamıştı. Param hiç yoktu. Karnım zil çalıyordu. Ne yapmam gerektiğini düşündüm. Tanıdık iki esnafa gidip durumu anlattım.Borç para veremeyeceklerini söylediler.Mahçup bir şekilde eve döndüm. Karnımın iyice acıktığını hissediyordum. Açlıktan olmalı ki üşümem iki katına çıkmıştı. Aklıma fırından ekmekistemem geldi. Evden çıkarak fırına doğru yöneldim. Ekmekler camın kenerına dikey olarak dizilmişlerdi. Orta yaşlı hafif sakalı uzamış birisi ekmekleri kasaya yerleştiriyordu.

Fırıncının adı Tahirdi. Durumu anlattığımda kasada oturan yaşlı hafif kamburlu adam "Senin gibi buraya günde bir sürü insanlar geliyor herkese veremeyiz ya"deyip sırtını döndü. Bir ara ekmeği çalmayı düşündüm. Sonra vazgeçtim. Adımın hırsıza çıkmasını istemiyordum.

Akşam olmuştu. Eve gelerek yatağa uzan dım.Her şeyi düşünüyordum. Ölmeyi bile. Fakat okulu bırakmayı inanın aklımın ucundan bile geçirmedim. Hava iyice soğumuştu. Diş dişe vuruyordum. Elbiselerimi bile çıkarmadan yatağa girip yorganı üzerime çektim.Bir türlü ısınamıyordum. Aclıktan gözüme uyku girmiyordu. Hatırlamıyorum bu arada uykuya geçmişim. Korkunç rüyalar görürken birisinin beni ittiğini hissettim. Bu soğuk havada kan ter içerisinde kalmıştım.

Meğerse sabah olmuş ders zili çoktan çalmıştı.Yorganı kaldırıp gözlerimi açtığımda beni uyandıranın bizim köylü Bunyamin Amca olduğunu gördüm. Zaten kaldığımız evde onundu. Neden okula gitmediğimi sordu. Hasta olduğumu söyledim. Alnıma elini koyunca ateşler içerisinde yandığımı beni doktora götüreceğini söyledi. Gitmek istemesem de gitmemin doğru olacağında ısrar etti. Zorla yataktan doğruldum.Ayakta duramıyordum. Güç bela elbiselerimi giyindim.Yürüyecek halim kalmamıştı. Bünyamin amca koluma girdi onun da yardımıyla Şavşat Devlet hastanesine doğru yürümeye başladık.


  LİNKLER ...
  KATEGORİ İÇERİK LİSTESİ ...
Yaşam

Digital Dünya ...

Keşkeler ve geç ...

Kıyamet Tohum D ...

Çocukluğumun Ku ...

Doğan Akhanlı: ...

BES’den 2 ...

Kalbimizin Kuze ...

Savaşların yol ...

Dil yalnız insa ...

Rusya İzlenimle ...

Benim Şavşatım ...

Veliköy Karüstü ...

Tepkiler Bayrak ...

Bizim Yeni Yıl ...

Çam Sakızı Yüre ...

Şavşat'ta öğren ...

Unutamadığımız ...

Annelerimizden ...

Bir Işıktı Ayşe ...

Hayata Dair..." ...

Hayata Dair..." ...

Kermaul ...

Ölüleriniz Deği ...

Her Gün Sınav ...

Her Gün ...

Kültür Etkinlik ...

Müslümanların & ...

Sabah GrubuR ...

Trafik Kazaları ...

1 Nisan Şakasın ...

Duvar Yazısı ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

Haberler

Duvar Gazetesi

Mesaj Tahtası

Foto Galeri

Kültür&Sanat

Ticari Rehberi

İçerik ve Yorumlarınızı üye girişi yaparak ekleyebilirsiniz ...

  

SAVSAT.COM un kayıtlı 6771 üyesi bulunmaktadır.


Öneri ve İstekleriniz | Çağrı | Katılım ve Katkı | Kullanım Şartları